>
free counter

DEVLETTEN VATANDAŞLIK İSTEĞİMİZ


Bizim vatandaş olarak demokratik isteğimizi Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine bildirmek istiyoruz:

Biz Türkiye Cumhuriyeti halkı olarak pkk lıların kürt ve müslüman olduğuna inanmıyoruz

neden derseniz pkk lılar müslüman olsaydı müslüman Türk halkını arkadan vurmaz idi.Kaldı ki Peygamberimizin  'o asker ne güzel asker' diye övdüğü askerin milletini arkadan vurmak ne oluyorki.

Biz millet olarak bu illetten bıktık!!!

Ha diyelim ki bıkmadık biz arsızmıyız bizim de bir dayanma gücümüz var arkadan vur arkadan vur nereye kadar.

Hükümetin artık kürt olmayan kişilere açılım yapacağına bir şeyler yapmasını bekliyoruz.

Kürtler bizim kardeşimiz milyonlarca Türk Kürt birbirleriyle evlenmiştir onun için ne olduğu belli olmayan pkklıların Hitlercilik yaparak nereye varmak istediğini görmek istemiyoruz.

Onun için ki pkklı belediyelere sıkı yönetime uygulansın oradaki evler aransın gece sokağa çıkma yasağı konsun mademki güzel ve demokratik bir ülkede yaşamak istemiyorlar sıkı yönetimli bir devlette yaşasınlar: baskıyla.

Bu bizim için avrupa birliğine girememe pahasına olursa olsun.

Yeter ki canımız pahasına olmasın öyleki bu Avrupa birliğine girmek bizim nufüsumuzun yarısına mal olacak.

Devletimizden isteğimiz olağan üstü hal uygulansın gerekirse tüm Türkiyedeki evler aransın nüfüs sayımı yapılır gibi.Bunca zaman ki şehitlerimizin hatrına bu gerekli oldu artık.

Avrupa birliğine giripte ne yapacağız onlar gördünüz ki camilere karşı nasıl yürüyüş yaptılar.

Hükümetten isteğimiz olağan üstü hal!!!!!

Hükümetten isteğimiz olağan üstü hal!!!!!

Hükümetten isteğimiz olağan üstü hal!!!!!

 

        kaynak:                                   Şemsi Sarp

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

EBU HANİFE KİMDİR


Ebu Hanife  (asıl adı Numan bin Sabit bin Zutadır), 699 yılında Kufe’de doğup, 767'de Bağdat'ta öldürüldü. Müslümanlar tarafından ehl-i sünnet itikadının lideri kabul edilir. Hanefi Mezhebinin kurucusudur. Müslüman inancında olanların %45-50'i Hanefi mezhebindedir.

Babasının adı, Sabit'tir. İran'ın ileri gelenlerinden bir zatın soyundan olup, Faris oğullarındandır. Dedesi Zuta'nın, İslam dinini kabul ettiği, babası Sabit'in, Hz. Ali ile görüştüğü, kendisi, evladı ve zürriyeti için duasını aldığı rivayet edilir.

Küçük yaşta Kur’an-ı kerimi ezberlemiş ve Arapçanın o zaman tasnif edilmekte olan sarf, nahv, şiir ve edebiyatını öğrenmiştir. Gençliğinin ilk yıllarında Eshab-ı kiramdan Enes bin Malik’i, Abdullah bin Ebi Evfa’yı, Vasile bin Eska’ı, Sehl bin Saide’yi ve hicri 102’de en son Mekke’de vefat eden Ebu’t-Tufeyl Amir bin Vasile’yi görmüştür. Bunlardan hadis dinlemiştir.

İmam-ı Şabi’nin tavsiyesiyle ilme sarılıp, ders halkalarına devam etmeye başlamıştır. İmam-ı A’zam önce kelam ilmini, iman ve itikadı ve münazara bilgilerini Şabi’den öğrenmiştir. Daha sonra Hammad bin Ebi Süleyman’ın ders halkasına katılarak fıkıh ilmine başlamıştır. Hammad’ın derslerine yirmi sekiz yıl devam etmiştir.

Hocası Hammad’ın dersine devam ettiği sırada sık sık Hicaz’a gidip Mekke ve Medine’de çoğu Tabiinden olan âlimler ile görüşür, onlardan hadis rivayeti dinler ve fıkıh müzakereleri yapardı. Ehl-i beytten Zeyd bin Ali’den, Muhammed Bakır’dan ilim öğrendi.

Tasavvuf bilgilerini Muhammed Bakır, ondan sonra da Silsile-i aliyyeden olan Cafer-i Sadık'dan öğrendi. Eshab-ı kiramdan İbni Abbas’ın ilmini, Mekke fakihi Ata bin Ebi Rebah’tan ve İkrime’den, Hz. Ömer ve onun oğlu Abdullah’tan nakledilen ilimleri Abdullah bin Ömer’in azatlısı Nafi’den öğrendi. Böylece, Eshab-ı kiramdan İbni Mesud ve Hz.Ali’den nakledilen ilimleri de buluşup görüştüğü Tabiinden öğrendi.

İmam-ı A’zam, İslam dinine yaptığı hizmetleriyle İslamiyet’i iman, amel ve ahlak esasları olarak bir bütün halinde insanlara yeniden duyurmuş, şüphesi ve bozuk bir düşüncesi olanlara cevaplar vermiş, önce itikadda birlik ve beraberliği sağlamış; ibadetlerde, günlük işlerde İslam fıkhının esaslarını ve şeklini tespit etmiştir. Böylece, ikinci hicri asrın müceddidi (dinin yeniden yayıcısı) unvanını almıştır.

İmam-ı A’zam, fıkhı; Leh ve aleyhte olanı bilmek, tanımak diye tarif etmiştir. Bu tarife göre fıkhı tespit etmek için, Edille-i şeriyyeye başvururdu. Bunlar Kitap, yani Kur’an-ı kerim, Sünnet (Peygamberin sözleri, fiilleri ve takrirleri), İcma-ı Ümmet (Eshab-ı kiramın bir mesele hakkındaki sözbirliği) ve Kıyas-ı Fukaha (hükmü verilmiş meselelere benzeterek bir başka meseleyi hükme bağlamaktır.

İmam-ı A’zam herhangi bir fıkıh mevzuunun işlenmesi veya fetvasının takrir edilmesi, yahut da cevabı bulunmak üzere mevzu (konu) edildiğinde, sırasıyla bu dört kaynağa baş vururdu. Önce Kur’an-ı kerime bakar, hükmü aranan meselenin işaret yoluyla, iktiza yoluyla, ibare yoluyla veya delalet yoluyla cevabı varsa meseleyi ona göre çözerdi. Meselenin halli için Kur’an-ı kerimde delil bulunmazsa Sünnete, burada da bulamazsa İcma-ı Ümmete bakardı. Bu kaynaklarda bulursa meseleyi çözerdi, hükmünü bildirirdi. Şayet sırasıyla bu üç kaynakta bulamazsa, o zaman Kıyasa başvurur ve meseleyi çözerdi.

İşte İmam-ı A'zam Ebu Hanife; en mükemmel usullerle yaptığı uzun çalışmaları ve ictihadı neticesinde çözdüğü ve tedvin ettiği fıkıh (hukuk) bilgileri ile Müslümanların ibadetlerinde ve diğer işlerinde İslamiyet'e doğru bir şekilde uymak için takip edecekleri bir yolu gösterdi ve bu yola “Hanefi Mezhebi” denildi.

Talebelerine verdiği dersleri ise mükemmel bir usul ile yürütürdü. Bir taraftan fıkhın eski hadiselere ait bilinen hükümleri takrir edilir (anlatılır) ve müzakere yapılır, diğer taraftan yeni hadiselere ait hükümler bulunurdu. Geçmiş ve yaşanmakta olan hadiselerin hükümleri takrir edilirken, bunlara benzeyen veya aynı cinsten olup da gelecekte vuku bulabilecek hadiselere ait hükümler de araştırılıp bulunurdu. Dolayısıyla imam-ı A’zam'ın derslerinde geçmiş ve yaşanmakta olan halin meselelerinden başka, geleceğe ait meselelere geçilmiş ve fıkhın külli (genel) kaideleri tespit edilmiştir.

İmam-ı A’zam, ömrü boyunca, insanları, imandan ayırmaya çalışan ve kendilerine “Dehriyyun” denilen fırkalarla mücadele etmiştir. Bunların başında ibni Sebeciler, Hariciler ve Mürcie, Mutezile, Cebriyye gibi fırkalar gelmekteydi.

İmam-ı A’zam, fıkıh ilmini ilk defa kollara ayırıp her branşın bilgilerini ayrı ayrı toplamış, usuller koymuş, Feraiz ve Şurut kitaplarını yazmıştır. Ayrıca Eshab-ı kiramın, Peygamber'den naklen bildirdiği iman, itikad bilgilerini de toplayıp yüzlerce talebesine bildirdi.

İlmi Kelam, yani iman bilgileri mütehassısları yetiştirdi. Başta gelen talebeleri; İmam-ı Ebu Yusuf ismiyle meşhur Yakub bin İbrahim, Muhammed Şeybani, Züfer bin Hüzeyl, Hasan bin Ziyad, oğlu Hammad, Davud-i Tai, Esad bin Amr, Afiyat bin Yezid el-Advi, Kasım bin Ma’an, Ali bin Müshir, Hibban bin Ali gibi âlimlerdir.

İmam-ı A’zam’ın derslerinde çözülen fiili ve nazari fıkhi meselelerin sayısı altıyüzbini aştığı rivayet edilir. İmam-ı Matüridi ondan gelen kelam bilgilerini kitaplara yazmıştır. Yetiştirdiği talebelerin sayısı dört bine ulaşmış olup, bunlardan yedi yüz otuzu ilimde iyice yükselmiş, içlerinden kırk kadarı ictihad derecesine çıkmıştır. Bazı müellifler onun derslerinde yetişen talebelerinin isim ve künyelerini, mensup oldukları şehirlerini tespit edip, yazmışlardır. İmam-ı A’zam ticaretle de uğraşırdı.

Vefatı

İmam-ı A'zam bütün zorlamalara rağmen hükümet ve siyaset işlerine karışmamıştır. İkinci Abbasi halifesi Ebu Cafer Mensur bu yüzden İmam-ı A'zamı hapsettirip işkence yaptırmış ve zehirleterek öldürtmüştür.

Vefatından sonra çok kimseler onu rüyasında gördüklerini söylemişler ve kabrini ziyaret ederek, onun şânının yüceliğini dile getiren rivayetler anlatmışlardır. “Yüz elli senesinde dünyanın ziyneti gider” hadis-i şerifinin, imam-ı A’zam için olduğunu İslam âlimleri bildirmiştir. Çünkü o tarihte İmam-ı A’zam gibi bir büyük vefat etmişti. Mezhebi, İslam âleminin büyük bir kısmına yayıldı. Selçuklu Sultanı Melikşah’ın vezirlerinden Ebu Sa’d-i Harezmi İmam-ı A’zamın kabri üzerine mükemmel bir türbe ve çevresinde bir medrese yaptırdı. Daha sonra Osmanlı padişahları bu türbeyi defalarca tamir ettirmiştir. Bkz: İmam-ı Azam Ebû Hanife Külliyesi

Eserleri

Ebu Hanife'nin eserleri pek çok olup zamanımıza kadar ulaşmış olanları başlıca on tanedir. Aslında akaid ve fıkıh ilimlerinde rivayet edilen bütün meseleler onun eseridir.

    * Risale-i Redd-i Havaric ve Redd-i Kaderiyye: İmam-ı a’zamın usul-i dinde ilk yazdığı eserdir.
    * El-Fıkh-ul-Ekber: Akaide dairdir. Bu eserin birçok şerhi yapılmış olup, başlıcaları şunlardır: El-Kavlül-Fasl; Muhyiddin bin Behaeddin tarafından yapılan şerhidir. Bu kitap Hakikat Kitabevi tarafından ofset yoluyla basılmıştır. Pezdevi, Ebu’l Münteha ve imam-ı Matüridi tarafından yapılan şerhleri de meşhurdur.
    * El-Fıkh-ül-Ebsat: İmam-ı a’zam bu eserinde istita’at (insan gücü) hayır ve şer, kaza ve kader meselelerini açıklamaktadır.
    * Er-Risale li Osman Büsti: Eserde iman, küfür, irca ve va’id meseleleri açıklanmıştır.
    * Kitab-ül-Âlim vel-Müteallim: Bu eserde muhtelif meseleler hakkında Ehl-i sünnet itikadını bildirmek için tertiplenmiş soru ve cevaplar vardır.
    * Vasiyyet-i Nukirru: Eserde Ehl-i sünnet vel-cemaatin hususiyetleri anlatılmakta, akaid ve farzların hudutları açıklanmaktadır. Bu vasiyetten başka oğlu Hammad’a ve talebesi Ebu Yusuf’a yaptığı vasiyet olmak üzere on beş kadar vasiyetnamesi vardır.
    * Kaside-i Numaniyye
    * El-Asl


KAYNAK: WİKİPEDİA

Yorum (yok) Yorum yaz!

Saçlar için mükemmel bir karışım

Saçlar için mükemmel bir karışım

Mevsim değişiklikleri saç dökülmesine neden olabilir. Yazın sağlıklı parlayan saçlarınız, sonbahar geldiğinde ışıltısını kaybedebilir.

 

Saç Bakımı

Saç Bakımı

5 bitkisel yağdan oluşan bakım maskesiyle saçlarınızı besleyebilir, dökülmesini önleyebilirsiniz.

Bitkisel saç bakım maskesini haftada 1 kez düzenli olarak uygulamalısınız. İlk iki uygulamadan önce saçlarınızın güçlendiğini ve parladığını hissedeceksiniz.

Bitkisel Maske Tarifi

Malzemeler,

Tatlı badem yağı

Susam yağı

Hint yağı

Sarımsak yağı

Isırgan tohumu yağı

Hazırlanışı,

Her yağdan eşit miktarda alarak cam bir şişede karıştırın.

Saç diplerine ve uçlarına masaj yaparak sürün.

Boneyle saçlarınızı kapatın.

2 saat bekleyin ve yıkayın


Yorum (yok) Yorum yaz!

SAÇ BAKIMI

                               Saç bakımı hakında bir kaç reçete

                          Saç kıran ve saç dökülmesine iyi gelen tarif

Saç dökülmesi:iki baş sarımsak bir soğan bir yumurta sarısı iki

                           yemek kaşığı zeytin yağı

                           Bu reçetelerden sarımsak ezilir soğan rendelenir

                           yada hepsi karıştırır blenderden geçirilip tel süzgeçten

                           süzülür .

                           Saça en güzeli bir parça pamukla  sürelim

                           Başınıza bir folyo geçirin ve iki saat bekletin.

                           Sonra normal yıkayınız.

Saçları parlatmak için;açık renkli saçları parlatmak için iki kaşık papatya

cezvede  kaynatılır ve saçlara sürülür.

 

koyu renkli saçları parlatmak için ayda bir soğan kabuklarını az suda

kaynatın ve içine iki kaşık çay demleyin ve saçınıza bir pamuk yardımıyla

sürün bir saat bekkletin ve yıkayın.

                          

                            

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

BOLERO KAZAKLAR PANÇOLAR



























Yorum (yok) Yorum yaz!

ÇOCUK ÖRGÜ MODELLERİ


ÇOCUKLAR İÇİN HARİKA ÖRGÜ MODELLERİ





Şunlara baksanıza nekadar şirinler






































Yorum (yok) Yorum yaz!

ÖRGÜ MODELLERİ



HARİKA ÖRGÜ MODELLERİ














http://www.rainbow7.blogcu.com








http://www.rainbow7.blogcu.com



























http://www.rainbow7.blogcu.com






http://www.rainbow7.blogcu.com





















http://www.rainbow7.blogcu.com








http://www.rainbow7.blogcu.com

Yorum (yok) Yorum yaz!

ÖRGÜ MODELLERİ 1












http://www.rainbow7.blogcu.com
















http://www.rainbow7.blogcu.com

















http://www.rainbow7.blogcu.com


http://www.rainbow7.blogcu.com


http://www.rainbow7.blogcu.com











http://www.rainbow7.blogcu.com










http://www.rainbow7.blogcu.com






http://www.rainbow7.blogcu.com



Örnekleri sayfayı büyüterek alabilirsiniz
                                                                                                                                        rainbow7

Yorum (yok) Yorum yaz!

ÖRGÜ MODELLERİ


harika örgü modelleri










































































Yorum (yok) Yorum yaz!

SIR KAPISI ÜZERİNE

        Sır kapısında gösterilen filmlerde işlenen güya kötülüktür. Biz bu filmleri ilk izlediğimiz vakit hepimiz oturup ağlıyorduk. Zaman zaman bizi deprasyona sokuyordu. Sonra kendi kendime dedim ki "ya git ya" bu filmler bizleri hasta ediyor. İzlemeyelim. İzlemediğim vakit bunun üzerine düşünme fırsatım oldu. Güya sır kapısında hep insanlara iyilik yapmak işlenirken baktım ki kendim kötü durumdayım. Elektrik paramı ödeyemiyorum. Kömür alamıyorum. Kendi aileme merhamet etmeyi bıraktım. Elime geçen parayı başka insannlara yardım ediyorum. Zaten öğrencim var ama durmadan sadaka veriyorum. Yani sır kapısı tarzı filmler insanı uyutuyor koyun gibi yapıyor. Bol bol yardıma yöneltiyor. Zengin olan dinimize göre yapabilir. Ona sözüm yok. Ayrıca sır kapısı gibi filmlerde iyilik işlenirken kötülükten de bol bol örnek var.
Çocuğunu döven,
Hırsızlık yapan,
Adam öldüren,
Kötülük yapan,
Tecavüz eden,
Yetim hakkını yiyen,
Başkasının malını gaspeden,
Yaşlılara kötülk eden,
Dolandırıcılık,
Ahlaksızlık,
Adam kandırma v.s.
       Yani demek istediğim, iyiilik gösterilirken kötülük daha çok gösteriliyor. iyiliğe yatkınlığı olan iyiliği alıyor.Kötülüğe yatkınlığı olan kötülüğü alıyor. Ayrıca günümüzde kötülüğe uğruyorum diye duygu sömürüsü yapanlar çoğaldı.

         "KÖTÜ ÖRNEK EMSAL TEŞKİL ETMEZ"

          Bu sır kapısı gibi filmlerden sonra kötüler çoğaldı. Psikolojik hastalıklara yakalananlar çoğaldı. Çünkü normal insanlar da artık kendi kendilerine duygu sömürüsü yapmaya başladılar. Ailelerini düşündükleri vakit kendilerinin kötü olduğunu zannederek morallerini bozdular. 

           Pergamberimiz SAV.'in güzel sözü var.

          "
Aile fertlerine yapmış olduğun her iyilik onlara bir sadakadır
"

          Önce aile huzuru ve mutluluğu gelir. Yani aile arasında haklar birbirine ödendikten sonra tabiki yardım etmeliyiz. Öncelik kendi akrabalarımızdan başlar. Sonra da diğer insanlara yardımlarımızı esirgememeliyiz.






Yorum (yok) Yorum yaz!

RASMUSSEN TÜRKİYEDE

RASMUSSEN TÜRKİYEDE                                                                                           

Rasmussen Rasmussen Besmelesiz banyoya girilmez bak gördün mü?Sizi

müslüman bir ülkede nasıl cin çarptı ;bu size ders olsun da bir daha haksız

konuları savunmayın .türk doktorları överek bu işten

kurtulamazsınız:mazallah bir peri musallat olursa sizi ancak bir cinci   hocaya

götürmek zorunda kalırız .Müslüman halkın silahından değil duasından

korkunuz .Banyoda omzunuzun çıkması bir işarettir helede banyoda bence siz
Besmelesiz bir daha banyoya girmeyin sakın sakın ha!!!!!!                                           

kaynak                                                                                                                                                               Şemsi Sarp

Yorum (yok) Yorum yaz!

EY TÜRK

 
                                   BAŞBAKANIM

Sayın Başbakan Erdoğan biz etnik milliyetçiliğe karşiyız derken kendinizle
çelişiyorsunuz!Lazlar Laz   Gürcüler Gürcü Boşnaklar Boşnak   BU VATANI VATAN yapan Türkler neci?   Ayrıca Lazlar Boşnaklar,Gürcüler Arnavutlar bu milletler Osmanlı yadigarıdır biz bunların cümlesini bağrımıza basmışız onlar bizim kardeşimizdir.Ha gelelim Kürtlere onlar bizim ebediyetten kardeşimiz aramıza nifak sokanların elbet bir menfaatı vardır.                          
Milletini seven Türkler asla ırkçı olmamıştır.Türklerin kurduğu tüm devletlerde herkes refah içinde yaşamıştır.Osmanlının adaletine ihanet edenlerin ne durumda olduğu malum.İyi olmak kolaydır,zor olan adil olmaktır:siz ulusumuzu etnik parçalara bölerek ne elde edeceksiniz.Bir ulusun gücü birlikten doğar.

Yorum (yok) Yorum yaz!

hafızanızı güçlendirin

Güçlü hafızanın 10 formülü
Herkes güçlü bir hafızasının olmasını ister. Ama ne var ki, "unuttum" ya da "hatırlamıyorum" en sık duyduğumuz kelimerlen olur. Hafızanızı güçlendirmenin yöntemleri.

Kim güçlü bir hafıza istemez ki! Aslında hafızamızı güçlendirmek biraz da bizim elimizde. Uzmanlar bunun için uygulaması basit önerileri sıralıyor.

İngiltere’de Guy’s Hastanesi ve Kings College Üniversitesi doktorları, beynin egzersiz, vitamin ve mineral içeren besin maddelerin ihtiyacı olduğuna dikkat çekerek, hafızayı kuvvetlendirmenin 10 yolunu şöyle sıraladı:

1. Soya: Soyadaki doğal östrojen hafızayı hem kuvvetlendiriyor hem kıvraklaştırıyor.

2. Hafıza mineralleri: Vücutta demir ve çinko azlığı, belleği zayıflatıyor, çünkü azalan hemoglobin nedeniyle beyne yeterince oksijen taşınmıyor.

3. Kahve: Kafein zihin performansını, hafıza ve konsantrasyonu artırıyor.

4. Zihin egzersizi: Zihnini aktif tutanlarda bellek daha kuvvetli.

5. Vücut egzersizi: Haftada üç kez yarım saatlik egzersiz, hafızayı zayıflatan stresi azaltıyor.

6. Sakız çiğnemek: Sakız çiğnerken beynin ‘hippocampus’ bölümü daha iyi çalışıyor.

7. Biloba: Aynı adlı ağaçtan elde edilen madde, damarları açıp beyne daha fazla oksijen taşıyor.

8. Yağlı balık eti: Haftada üç kez yağlı balık veya üç gün 330 mg. balık yağı hapı, hafızayı güçlendirecek ‘Omega 3’ yağ asitlerini almanız için yeterli.

9. Adaçayı: Zihin yorgunluğu için en iyi çare. Adaçayı familyasından limonun yağından elde edilen esansın da konsantrasyonu arttırdığı keşfedilmiş.

10. B vitamini: Beyni serbest radikallerden koruyup beyne daha fazla oksijen gelmesini sağladığı için Niacin, B3, B13 vitaminleri bellek için çok önemli.

HAFIZA KONTROLÜ İÇİN BUNLAR GEREKLİ

+ Unutmanın normal olduğunu kabul edin. Gençken de birçok şey unutuluyor.

+İşitmenizi kontrol ettirin. Belki de yeterince iyi duymadığınız için hatırlayamıyorsunuz. Hatırlama yeteneğinizde belirgin bir düşüş olduğunu hissediyorsanız doktorunuzla görüşün.

+ Troit bezi hastalığı, östrojen hormonu azalması, bunaltı, stres, yorgunluk, depresyon, bazı ilaçlar (uyku verici ilaçlar, antidepresanlar, lityum, antihistaminikler, sibutramin ve amfetamin içeren zayıflama ilaçları) ve yoğun alkol kullanımı unutkanlığa yol açabilir; dikkate alın.

+ Yabancı dilde yeni kelimeler, yeni markalar, yeni telefon numaraları, yeni adresler ezberleyin. Şiirleri, atasözlerini aklınızda tutmaya gayret edin. En sevdiğinizden başlarsanız işiniz daha kolay olacak.

+ Zihninizde hatırlamak istediğiniz cisimlerin, kişilerin, yer ya da sayıların bir resmini yapın.

+ Konsantre olmak istediğinizde dikkatinizi dağıtacak gürültüleri ortadan kaldırın. Bir konuşma sırasında aklınızda tutmak istediğiniz bilgiyi tekrar edin.
Liste yapın ve hatırlamak istediğiniz şeyleri takvim üzerine yazın, sık sık bu listelere bakın.


kaynagını bilmiyorum harddiskimde doc şeklindeydi


bi de hafızayi diri tutma için 10 yöntem.doc var:
Hafızanızı diri tutmak için 10 alıştırma
Dipdiri bir hafıza için 10 alıştırma

Ters el alıştırması

Sağ eliniz yerine biraz da sol elinizi kullanmaya başlayın. Saçlarınızı sol elinizle tarayın, kalemi ters elinizle tutun gibi... Sonuç olarak, rutin alışkanlıklarınızı kırar ve beyninizin kullanmadığınız diğer yarısını da harekete geçirmiş olursunuz.

Polisiye alıştırması

“Dün akşam şu saatte ne yaptım, neredeydim, iki saat önce ne yaptım?” gibi, genellikle polisiye romanlarında sorulan soruları kendinize yöneltin. Ve tabii cevaplayın. Bu alıştırma sonucunda yaptıklarınıza karşı dikkatinizi geliştirebilirsiniz.

Ressam alıştırması

Burnunuzun ucunda bir fırça olduğunu hayal edin. Bununla havaya en sevdiğiniz renkte yatay bir sekiz çizin. Bu çizim hareketleri, yorgun zihninizi hemen canlandırır. Aynı zamanda beyni bloke eden stresi etkili biçimde yok eder.

Çocuk oyunu alıştırması

İşe veya alışverişe giderken, tıpkı bir çocuk gibi merak içinde bütün duyularınızı harekete geçirin. Bakın, dokunun, dinleyin, koklayın. Bu şekilde çok ender yaptığınız bağlantıları canlandırır, beyninizin kapasitesini artırırsınız. Duyu organlarınızın ne kadar fazlasını kullanırsanız, hafızanız her zaman canlı kalır.

Harf alıştırması

Elinize bir gazete ve bir fosforlu kalem alın. Sırasıyla paragrafları okuyun ve çift yazılmış harflerin üzerini çizin. Mesela, çift ‘t’ ve ‘m’lerin üzerini işaretleyin. Böylelikle konsantrasyonunuzun ne kadar uyarıldığını hemen hissedeceksiniz. Bu, zihnin canlanmasını artırır.


Yürüyüş alıştırması

Asker yürüyüşü gibi olduğunuz yerde hareket edin. Sol bacağınızı her kaldırdığınızda, önce sağ elinizle, sonra sol elinizle dizinize dokunun. Böyle çaprazlama hareketlerle beyninizin her iki tarafını kullanmış olursunuz.


Ajan alıştırması

Bu alıştırmayı daha çok sokakta yapacaksınız. Çevrenizde bulunan arabaların plakalarına bakın ve plakadaki harflerden kelimeler, hatta cümleler türetmeye çalışın. Böylece hem kelime hazinenizi geliştirir hem de beyninizi canlandırırsınız.

Resim alıştırması

Bu alıştırmayla alışveriş listelerini çok kolay ezberleyebilir, hafızanızı güçlendirebilirsiniz. Bunun için kalem kağıt alın ve kağıdın üzerine mum, kaktüs, yonca gibi semboller çizin. Her resim bir sayıyı sembolize ediyor. Ardından sembolleri sayılara göre ezberleyin. Bu alıştırmayla, zihninizde listeler oluşturmayı kolay başarırsınız.

Otobiyografi alıştırması

Düşünün ki, hayat hikayenizi tekrar yazmanız gerekiyor. Burada, işe, gittiğiniz ilkokuldan başlayabilirsiniz. Bunun için en yakın arkadaşınızı, tipini, sınıfınızın düzenini hatırlamanız gerekiyor. Bu alıştırmayla, kişilerle ilgili hafızanızı harekete geçirirsiniz.

Hipnoz alıştırması

Özellikle stresli anlarınızda olumlu kelimelerden destek almaya bakın. Bunlarla olumsuz düşüncelerinizi yok edersiniz. Mesela, “Benim için gerekli olan her şeyi biliyorum ve çok sakinim” cümlesini tekrarlayabilirsiniz.

bu da harddiskimdeydi kaynagını bilmiyorum.
paylaştığım için yanlış mı yaptım acaba?
  
                                                                                  alıntı

Yorum (20) Yorum yaz!

Tatilden döndüm

 

                  TATİLDEN DÖNDÜM

 

Sevgili blogcu arkadaşlarım öncelikle  hepinizin geçmiş berat kandilini kutlarım umarım ülkemize ve bizlere hayırlar getirir .Biliyosunuz uzun zamandır sizlere cevap yazamadım tatile gidişim biraz telaşlı oldu sizlere haber veremedim yaklaşık iki aydır köydeydim ana baba ocağında; sizlere mutluluğumu ifade edemem ,her günüm mutlu geçti köy havası bir başka oluyor su içseniz yarıyor eee oralarda boş mu durdun derseniz hayır bir ırgat gibi çalıştım tabii spor olsun diye seve seve.Dönüş pek kolay olmadı göz yaşı sel oldu anadan babadan ayrılması pek zor oluyor bilirsiniz Allah ana babalarımızı başımızdan eksik etmesin onlara uzun ömürler versin Yarabbim onları hep korusun .Şimdi evimdeyim yorgunluğumu atmaya çalışıyorum sizleri de çok özledim Allah izin verirse bundan sonra da yine selamlaşmaya devam ederizAllahın selamı üzerine olsun ve ramazan ayının ülkemize hayırlar getirmesine vesile olsun inşallah

Yorum (4) Yorum yaz!

saç bakımı

saç bakımı

Saç Bakımı

Pırıl pırıl yanan güzel ve bakımlı saçlara sahip olmak istiyorsanız önce saçınızın yapısını tanımalısınız. ve saç bakımı yapmalısınız. Normal ve sağlıklı saçların dışında üç türlü saç tipi vardır: İnce Telli ve Kolay Kırılan Narin Saçlar, Yağlı Saçlar, Kuru Saçlar



saç bakımı

Saç Bakımı İçin Mutfağınızdan Faydalanın

Saçlarınızın pırıl pırıl olması için sirkeli su ile yıkayın

Saçlarınızın beyazlamasını geciktirmek ve güçlendirmek için; Bir avuç sarmaşık yapraklarını1 litre suda 10 dakika kaynatın. Saçlarınızı şampuanla yıkadıktan sonra bu su ile durulayın.

Eğer saçlarınıza röfleli bir görüntü kazandırmak istiyorsanız; Sarmaşık yapraklarını kaynattığınız suya 1 demet maydanoz atarak kaynatın ve saçınızı bu su ile durulayın.

Kepeklerinizden kurtulmak istiyorsanız haşlanmış kereviz suyuyla saçınızı yıkayın.

Güçlü ve parlak saçlar için saçınızı zeytinyağı ile tarayın ve diplere işlemesi için başınıza bir havlu sarıp bir iki saat bekleyin. Daha sonra Saçınızı uygun bir şampuanla yıkayın.

Hergün yatmadan önce saçlarınızı yumuşak bir fırça ile fırçalayarak basit şekilde saç bakımı yapabilirsiniz. Hem gün boyu saçlarınıza toplanan tozları temizlemiş, hem de saçlarınızı canlandırmış olursununuz.

Saçlarınızın beyazlamasını geciktirmek ve güçlendirmek için; Bir avuç sarmaşık yapraklarını1 litre suda 10 dakika kaynatın. Saçlarınızı şampuanla yıkadıktan sonra bu su ile durulayın.

 

Yorum (5) Yorum yaz!

Ah Danimarka sen neymişsin

 

"Arkadaşlar bilmiyorum izliyormusunuz sınırlar ötesindeki programıyla Banu Avar hanım efendi Avrupanın kaçınılmaz bakış açısını işliyor.Sizlere tavsiye ederim izleyin..."

 

AH DANİMARKA SEN NEYMİŞSİN

 

Danimarka Kopenagh krterlerinin beşiği olmasına rağmen uygulamıyorda bir ölçüye göre uyguluyor.Bu ölçü sağ partilerinin düşünceleridir.O düşünceye göre başka milletlere yaşama hakkı vermiyor.Kendileri üstün olduğundan değil zorba olduklarındandır.Sayın Danimarkalılar

 EskiMo bir çoğunu yok edip %98 ini asimile edip hiristiyan yapmışlardır.Şu an kültürünü yaşayan hiç bir Eskimo kalmamıştır.Banu Avar ın "Bu insan hakları ihlali değil mi ?" sorusuna Danimarka insan hakları başkanı görevlisi hayır yok diyor ve gülümsüyor ve gözünde garip bir hüzün mü desem kinli nefret bakışı mı desem.Başkan üstelik  kadın ve başında devletten bir görevli.Danimarkada aile kalmadığı içindir herhalde hanım efendi ana olmamışki içinde merhamet yok .Eskimoları hem vatanlarından kovdular sömürdüler zenginliklerini harcadılar tüm Grönlandı kirlettiler ve " Eskimoları vatanlarından müslümanlar kovmuştur "diye küstah bir

 bir cevap verebiliyorlar.

danimarkada bir kanun var bir kişi suçlu olduğunda ispat edilene kadaar suçsuzdur.Türkiye aleyhinde davrananlar ve yahut suç işleyenlerin suçları zaten ispat edilmiyorve suçsuz oluyorlar.Ama Danimarka vatandaşları bile devlet alehtarı bir söz etselseler suçlu sayılırlar.Basın özgürlüğü var güya Danimarkada basın özgürlüğü sadece onlardan olmayan milletlere ya da islamiyete karşı konuşulursa var.

kendi ülkesine karşı konuşulursa yok

Yorum (yok) Yorum yaz!

ev temizliği için pratik bilgiler

Ev Temizliği İçin Pratik Bilgiler

Her kadın, evinin pırıl pırıl ve derli toplu görünmesini ister. Ev toparlamak ev işlerinin en yorucusudur. Bir gün önce yaptığınız temizlikten ertesi gün eser kalmaz. Ev temizliği için faydalanabileceğiniz bazı pratik bilgiler sayesinde daha az yorulup daha az zaman harcayacaksınız.

Toz Bezleri

Eğer toz bezleri sildiğiniz yüzeye toz bırakıyorsa her toz alışınızdan sonra durulama suyuna bir miktar gliserin koyun. Bir dahaki sefere toz beziniz toz bırakmayacaktır.

Evinizi Toparlarken

Temizliğe başlamadan önce doğal olarak evde bir tur atıp şöyle bir etrafı toparlarız. Fakat bunu yaparken sürekli o odadan o odaya dolaşmak zorunda kalırız. Bu da epey bir zamanımızı alır. Evi toparlarken bilimize önünde büyük bir cebi olan bir önlük takarsak ya da elimize bir sepet alıp bütün yayıntıları biriktirip daha sonra ait oldukları yerlere koyarsak daha az zaman harcamış oluruz.

Cam Silerken

Cam silerken silme suyuna tuz koyulduğunu hiç duydunuz mu? Camlarınızı silerken suyun içine biraz tuz koyarsanız hem daha kolay temizlerin hem de tertemiz, pırıl pırıl olur.

Yerdeki Cam Kırıkları

Herhangi bir cam eşyamız kırıldığı zaman kırılan eşyadan çok yere saçılan cam parçalarını nasıl toplayacağımızı düşünürüz. Böyle bir durumda bir parça ıslak pamuğu yerde gezdirirseniz cam kırıklarının pamuğa takıldığını ve camların kolaylıkla temizlendiğini göreceksiniz.

Kristal Avizeleri Parlatmak İçin

Kristal avizelermizin baş düşmanı sigara dumanı ve tozdur. Bu yüzden avizelerimizi sık sık temizlememiz gerekir. Fakat temizlerken deterjanlı su yerine karbonatlı veya sirkeli su kullanırsanız hem daha kolay temizlenir hem de daha geç kirlenir.

Çamaşırların Donmaması İçin

Kışın balkona astığınız çamaşırlarınızın donmaması için makinenizin yumuşatıcı gözüne çok az tuz koyun. Böylece çamaşırlarınız soğuktan etkilenmeden daha çabuk kurur.


Yorum (1) Yorum yaz!

pratik bilgiler

Mutfağınız İçin Pratik Bilgiler

 

Mutfak, ev hanımlarının en çok ve zevkle vakit geçirdikleri yerdir. Fakat genede küçük aksilikler bazen canımızı sıkabilir. Mutfağınız için pratik bilgiler ve denenmiş ipuçları mutfak işilerinizi oldukça kolaylaştıracaktır.

Et Kızartırken

 

İster ızgarada, ister tavada olsun büyük parça et kızartacaksanız etinizi önce akan soğuk suyun altında biraz tutun. Böylece et suyunu salmaz, içinde kalır ve daha lezzetli olur.

 

Yumurtaların Kaynarken Çatlamaması İçin

 

Yumurtalarınızın kaynarken çatlamaması için yumurtaları suya koymadan önce dibini toplu iğne ile delin. Ayrıca yumurtalarınız kaynarken çatlıyorsa ve sıcak suyun içinde akıp dağılıyorsa, suyun içine çok az sirke koyarak dağılmasını önleyebilirsiniz.

 

Buzların Çabuk Erimemesi İçin

 

Yemekte yemeğin yanında içeceğiniz içeklerinize koymak için buzluktan çıkardığınız buzların hemen erimesini istemiyorsanız buz kabının içini alüminyum kağıt ile kaplayın.

 

Rendeniz köreldiyse

 

Rendeniz köreldiyse hemen atıp yerine yenisini almanız gerekmez. Bir parça zımpara kağıdını bir şey rendeler gibi rendenize sürtün. Rendenizin eskisi gibi olduğunu göreceksiniz.

 

Fırın Tepsilerinizi Temizlerken

 

Börek veya kurabiye pişirdiğiniz fırın tepsilerini temizlemek o kadar zor değil.Tepsi henüz sıcakken biraz tuz serpip, gazete kağıdı ile kuru kuru ve yumuşak bir şekilde ovarsanız kolayca temizlenir.

 

Bardakların Çatlamaması İçin

 

Özellikle ince cam bardaklar ısı değişikliğinde hemen çatlar. Bunu önlemek için yeni aldığınız bardakları tuzlu, soğuk suya oturtun. Bu şekilde tencereyi ocağa koyup kaynatın ve bardakları kendiliğinden soğumaya bırakın. Böylece bardaklarınız ısı değişikliğine alışacak ve çatlamayacak.

 

Gözlerinizin Soğandan Yanmaması İçin

 

Kullanacağınız soğanı bir saat önceden soyup soğuk suda bekletirseniz tüm acılığı gider ve gözleriniz yaşarmaz.

 

Kızartma Yaparken Yağınız Sıçrıyorsa

 

Kızartma yaparken yağın sıçraması doğaldır. Çünkü ne kadar kurularsak kurulayalım sebzelerin saldığı su yağın sıçramasına neden olur. Bunun için yağın içine biraz bayat ekmek kabuğu koyun. Yağınız sıçramayacak.

 

Mutfaktaki Kokular

 

Kimimiz mutfakta duran çöp kovasının kokusu, kimimiz pişen yemek kokusu, kimimiz buzdolabının kokusu. Kısacası mutfaktaki kokulardan bütün kadınlar hatta bütün ev halkı rahatsız olur. Bu kokular bazı basit yöntemlerle giderilebilir.

 

Karnıbahar, Lahana, Kereviz Kokusu

 

Karnıbahar Lahana, Kereviz gibi sebzelerin pişerken kokularının eve yayılmasını önlemek için haşlama suyuna bir parça mantar tıpası atarsanız tencereden koku yayılmaz.

 

Mutfağınız İçin Pratik Bilgiler

Mutfak, ev hanımlarının en çok ve zevkle vakit geçirdikleri yerdir. Fakat genede küçük aksilikler bazen canımızı sıkabilir. Mutfağınız için pratik bilgiler ve denenmiş ipuçları mutfak işilerinizi oldukça kolaylaştıracaktır.



 

Et Kızartırken

İster ızgarada, ister tavada olsun büyük parça et kızartacaksanız etinizi önce akan soğuk suyun altında biraz tutun. Böylece et suyunu salmaz, içinde kalır ve daha lezzetli olur.

 

Yumurtaların Kaynarken Çatlamaması İçin

Yumurtalarınızın kaynarken çatlamaması için yumurtaları suya koymadan önce dibini toplu iğne ile delin. Ayrıca yumurtalarınız kaynarken çatlıyorsa ve sıcak suyun içinde akıp dağılıyorsa, suyun içine çok az sirke koyarak dağılmasını önleyebilirsiniz.

 

Buzların Çabuk Erimemesi İçin

Yemekte yemeğin yanında içeceğiniz içeklerinize koymak için buzluktan çıkardığınız buzların hemen erimesini istemiyorsanız buz kabının içini alüminyum kağıt ile kaplayın.

 

Rendeniz köreldiyse

Rendeniz köreldiyse hemen atıp yerine yenisini almanız gerekmez. Bir parça zımpara kağıdını bir şey rendeler gibi rendenize sürtün. Rendenizin eskisi gibi olduğunu göreceksiniz.

 

Fırın Tepsilerinizi Temizlerken

Börek veya kurabiye pişirdiğiniz fırın tepsilerini temizlemek o kadar zor değil.Tepsi henüz sıcakken biraz tuz serpip, gazete kağıdı ile kuru kuru ve yumuşak bir şekilde ovarsanız kolayca temizlenir.

 

Bardakların Çatlamaması İçin

Özellikle ince cam bardaklar ısı değişikliğinde hemen çatlar. Bunu önlemek için yeni aldığınız bardakları tuzlu, soğuk suya oturtun. Bu şekilde tencereyi ocağa koyup kaynatın ve bardakları kendiliğinden soğumaya bırakın. Böylece bardaklarınız ısı değişikliğine alışacak ve çatlamayacak.

 

Gözlerinizin Soğandan Yanmaması İçin

Kullanacağınız soğanı bir saat önceden soyup soğuk suda bekletirseniz tüm acılığı gider ve gözleriniz yaşarmaz.

 

Kızartma Yaparken Yağınız Sıçrıyorsa

Kızartma yaparken yağın sıçraması doğaldır. Çünkü ne kadar kurularsak kurulayalım sebzelerin saldığı su yağın sıçramasına neden olur. Bunun için yağın içine biraz bayat ekmek kabuğu koyun. Yağınız sıçramayacak.

 

Mutfaktaki Kokular

Kimimiz mutfakta duran çöp kovasının kokusu, kimimiz pişen yemek kokusu, kimimiz buzdolabının kokusu. Kısacası mutfaktaki kokulardan bütün kadınlar hatta bütün ev halkı rahatsız olur. Bu kokular bazı basit yöntemlerle giderilebilir.

 

Karnıbahar, Lahana, Kereviz Kokusu

Karnıbahar Lahana, Kereviz gibi sebzelerin pişerken kokularının eve yayılmasını önlemek için haşlama suyuna bir parça mantar tıpası atarsanız tencereden koku yayılmaz.

 

Kızartma Kokusu

 

Kızartmal yaparken kokusunun yayılmaması için kızgın yağın içine bir tutam maydonoz atmanız yeterli.

 

Balık Kokusu

 

Balık kokusunun eve yayılmaması içinse bir tutam çayı ateşin üzerine atarak yakın. Veya ağzı açık bir kabın içinde sirkeli su kaynatın.

 

Buzdolabındaki Kokular

 

Yiyeceklerinizin üzerini kapatmadan buzdolabına koyarsanız doğal olarak kokular birbirine karışır ve sonuçta kötü bir kokular ortaya çıkar. Ama bazen yiyeceklerimizi üzerini kapatmadan dolaba yerleştirmek zorunda kalabiliriz. Böyle bir durumda buzdolabınıza ağzını açık bıraktığınız bir miktar karbonat koyarsanız tüm kokulardan kurtulursunuz

Kızartmal yaparken kokusunun yayılmaması için kızgın yağın içine bir tutam maydonoz atmanız yeterli.

 

Balık Kokusu

 

Balık kokusunun eve yayılmaması içinse bir tutam çayı ateşin üzerine atarak yakın. Veya ağzı açık bir kabın içinde sirkeli su kaynatın.

 

Buzdolabındaki Kokular

 

Yiyeceklerinizin üzerini kapatmadan buzdolabına koyarsanız doğal olarak kokular birbirine karışır ve sonuçta kötü bir kokular ortaya çıkar. Ama bazen yiyeceklerimizi üzerini kapatmadan dolaba yerleştirmek zorunda kalabiliriz. Böyle bir durumda buzdolabınıza ağzını açık bıraktığınız bir miktar karbonat koyarsanız tüm kokulardan kurtulursunuz

Yorum (2) Yorum yaz!

genetik yapımızla oynanıyor

GENETİK YAPIMIZLA OYNANIYOR


Gönderen:huseyin Tarih: 28.12.2006 Saat: 14:51
Ya bu İçimdeki Yabancı Kim?

BEDENİMİZDEKİ HÜCRELERİ NASIL TESLİM ALDILAR?
BİZ NASIL BU KADAR TEPKİSİZ TOPLUM OLDUK?
YA DA NASIL VE NEDEN GENLERİMİZLE OYNUYORLAR?

Genetikte her gün yeni bir gelişmenin yaşandığı günümüzde bilimin şifre dili çözülerek emperyalizmin hizmetine sunulduğu bilinmektedir.

İnsanlığın gelişimi için yürütülen tüm çabalar egemen güçlerin ellerinde tutulduğu için bu gelişimi egemenler yani kapitalist’ler kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışmaktadırlar.

Bedenlerimizde bulunun DNA ve RNA’ları nasıl kontrol altına alıyorlar da bizlerin kendi istedikleri gibi bir toplum olmamızı sağlıyorlar. Yani tepkisiz vurdumduymaz ve sadece kendisi için yaşayan çevresine bakmayı bile unutan bir toplum haline nasıl getiriliyoruz?

Tabiî ki genlerimizle oynayarak bizleri yaşama sağırlaştırdılar
Şimdi soracaksınız genlerimizle yani DNA’larınızla nasıl oynuyorlar
Ülkemizin insanlarından alınan kan örneklerindeki hücreleri inceleyerek DNA’larımızı yanıltacak virüsler üretiyorlar ve bunları bize paramızla satıyorlar, nasıl mı? Sokaklarımızın en ücra köşelerine kadar giren İngiliz Firmasının ürettiği DORİTOS Cipsleriyle, Fransız Yahudi Firmasının patentli DANONE’leri ile, Alman patentli HARİBO’ları ile ve Süper marketlerden mahalle bakkalına kadar ücretsiz Stantlar kurarak ve Stantları bir kereye mahsus ücretsiz ürünleriyle doldurarak, daha sonra damağa bıraktıkları tatla kendini arattıran pekçok ürünleri ile, rahatlıkla bedenlerimizi kontrol altında tutabilirler ve öyle de oluyor

Sadece cipslerle mi, yoğurtlarlamı, şekerlemelerle mi bu işi yapıyorlar? Hayır! mesela Kola, enerji içecekleri gibi bir çok sıvı içeceklerle de DNA’larımızı yanıltarak asıl üretici olan RNA’ya yanlış bir hücre göndermesi sağlanabilir ve RNA, DNA’dan onay alan hücrelerin yararını zararını düşünmeden sürekli yanlış hücreyi üretmeye başlar . Aynı şu an bize ne derlerse kabullenip yaptığımız gibi.

Genetik yapıları ile oynanmış tarım ürünleri ile ilgili bir yazımız daha önce sitemizde yayınlanmıştı.
GENETİK YAPISI DEĞİŞTİRİLMİŞ ÜRÜNLER(GDO)

Emperyalist güçler, koskoca İslam Ümmetine, mağdur ve mazlum halklara karşı başlattıkları topyekün saldırılara ve bunca baskılara karşı halkların sessiz ve tepkisiz kalışının tek sebebi BİO Kapitalizimle gerçekleştirilen genetik saldırı gibi gözüküyor.

Anketimizde, “2 milyara yakın nüfusa sahip İslam aleminin şu an içinde bulunduğu bu mecalsiz, darmadağan halinin oluşmasında, müslümanlar tarafından haram helal demeden yenilen, içilen gıdalar önemli bir etkenmidir?” Sorusuna, “En önemli etkenlerden biri olarak görüyorum” diyen %65 lik çoğunluk bir başka açıdan ne kadar önemli bir gerçeğe parmak basmış oluyorlar.

BİOFAŞİZİM bizi bitirmeden önce ne olur kendimizi kendimiz olarak bir dinleyelim. Sonra,

LÜTFEN KENDİMİZİ, ÇOCUKLARIMIZI DORİTOSLARDAN, KOLALARDAN, HARİBOLARDAN VE BİZLERE SUNULAN DİĞER KENDİMİZE AİT OLMAYAN GIDALARDAN UZAK TUTALIM, İÇİMİZDEKİ BU YABANCILARI KOVALIM. YARINLARIMIZI KORUYALIM

Yorum (1) Yorum yaz!

pürüzsüz bir ten için

Pürüzsüz ve Kadife Gibi Bir Ten İçin

Yarım avuç lavanta çiçeğini bir avuç civanperçemi ile birlikte bir kabın içine koyarak dövün. Elde ettiğiniz posanın içine 1 tane yumurtanın sarısını da katarak iyice yoğurun. Daha sonra krem kıvamına gelecek kadar badem yağı ilave ederek yoğurmaya devam edin.

Elde ettiğiniz bu kremi cam bir kavanoza koyarak bir gece serin yerde bekletin. Vücut kreminiz hazır. Ten güzelliğiniz için bu kremden banyodan 1 saat önce vücudunuza masaj yaparak
Bir avuç papatya, yarım avuç kırlangıç otu yarım saat süreyle tuzlu suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvı bir kaba boşaltılarak dinlendirilir. Dinlendirilen bu sıvıdan banyo suyuna ilave edilerek gün aşırı banyo yapılır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

losyonlar sütler

Losyonlar Sütler

Losyonlar yalnız yüz ve boyun bakımında değil bütün bir vücut bakımında kullanılır. Bu sütleri ayaklarınızdan başlayarak baldırlarınıza, dirseklere ve omuzlarınıza sürebilirsiniz. Losyonlar yani vücut sütleri sıvı ve akıcıdır. Cilt losyonu çabuk emer ve giysilerinizde iz bırakmaz

Acıbadem Yağı: Yatmadan önce cildinizi acıbadem yağı ile iyice ovun. Sabah ılık suyla duş alıp kurulanın.

Bademli Süt: Dört çorba kaşığı dövülmüş bademi yarım bardak sütün içine koyup ara sıra karıştırarak sekiz saat bekleyin. Sonra süzün şişeye boşaltıp buzdolabında saklayın. Cildi temizleyen ve nemlendiren bu sütü yüzünüze ve ellerinize sürebilirsiniz.Süzdüğünüz bademleri de atmayın. Elde ettiğiniz sütle cildinizi temizledikten sonra bu bademleri cildinizdeki ölü hücreleri temizlemek yani peeling yapmak için yüzünüze sürebilirsiniz.

Badem Sütü: 100 gram dövülmüş bademi bir litre madensuyuyla karıştırıp buzdolabında saklayın. Cildiniz için mükemmel bir losyondur.

Yorum (1) Yorum yaz!

O hokka... O kalem!.. bugün defterdar caminin üzerine takılmıştı

O hokka... O kalem!.. bugün Defterdar Caminin üzerine takılmıştır

İSTANBUL'UN kültür yaşamına birbirinden güzel eserler kazandıran Cengiz Özdemir, 2006'nın son yazılarından birini şöyle bitirir:" Önce Sunay Akın'a, sonra size duyurayım ki, Yusuf Beyazıt'tan bu müjdeyi de aldım. Ben de size müjdeleyeyim. O mürekkep kabı da, kalem de yerine konulacak!" Yusuf Beyazıt Vakıflar Genel Müdürü... Ama, merak ettiğinizin mürekkep kabı ve kaleminin öyküsü olduğunu biliyorum. Bunun için de sizleri tarihin derinliklerine davet ediyorum... Eskiye, çok eskiye gidiyoruz... Yıl, 1544... Dönemin defterdarı Nazlı Mahmut Efendi, Haliç'in kıyısına bir cami yaptırmaya karar verir. Eyüp semtinin girişinde bulunan bu cami dünyanın en önemli, en güzel ve en özel tapınağıdır!.. Defterdar Camii, uygarlık denilen, aydınlanma denilen satranç oyununun en güçlü taşlarından biridir. Elbette kıymetini bilene, zenginliğini görebilene!.. Her tapınağın en üst noktasında temsil ettiği dinin simgesi vardır. Bu bir kiliseyse çan kulesinde haç, sinagog ise davudi yıldız görülür... Bizim minarelerimizin ucunda ise hilal vardır. İşte, Nazlı Mahmut Efendi'nin yaptırdığı caminin ayrıcalığı da bu konudadır: Bu güzel insan, camisinin en üst noktasına İslam dininin sembolü olan hilali koydurtmaz!.. Evet, yanlış okumadınız, Defterdar Camii'nin aleminde hilal yoktur... Mahmut Efendi, hilal yerine o yılların yazı araç ve gereçleri olan hokka ve de kalem koydurtur!.. Bunun da anlamı şudur: Yeryüzünde en üst noktasına aydınlanmanın, öğrenmenin, gerçeğin izini sürmenin araçlarının konulduğu tek tapınağı biz yaptık! Ben size bir şey söyleyeyim mi; en üst noktasına yazı araç ve gereçlerinin konulduğu bu tapınak Fransa'da, İngiltere'de, İtalya'da ya da dünyanın bir başka ülkesinde olsaydı hepimiz bilirdik!?. Oysa haberimiz bile yok!.. Neden mi?.. Nedeni çok basit: Çünkü yaptıranın adı Mahmut, bu tarihi olayın yaşandığı kent ise İstanbul!.. Tarihi, aktüel olaylarla pişti oynamak için kullanmak yerine, geleceğimizi aydınlatacak ışığın kaynağı olarak görmeli ve o ışığı bir an önce karanlıkta duran insana vermeliyiz. Barbar, saldırgan, katliamcı bir kültür olarak gösterilmemizde en önemli paylardan biri de, tarihi bir satranç oyunu yerine dama olarak algılayışımız ve günlük olayların sığ sularına malzeme yapma alışkanlığımızdır. Günümüzün yazı araç ve gereçleri bilgisayar, klavye ve maustur... Bunları kucağınıza alıp, yapılmakta olan yeni bir caminin yanına gitsenize!.. Ve de sıkıysa, oradaki görevlilere minarenin üstüne hilal yerine bunları koymak istediğinizi söyleyin!.. Cengiz Özdemir'in müjdesi, 2006'nın son günlerindeki en önemli haberdir. Bizler, yarınımızı aydınlatacak olan zenginliğin hisse senetlerinde değil, hissi senetlerde olduğu gerçeğini kavramadıkça, daha çok köşeye sıkıştırılır, çözümü dama oyuncularında arama gafletine daha çok düşeriz. Mahmut Efendi'nin kalemi fırtınalı bir havada düşer ve kırılır... 1990'ların başında hokka yerinde durmaktaydı... Ama, o da fırtınalı bir havada hokkanın akıbetine uğrar... Hokka ve kalemin yerine konulacak olması, 2010 yılında Avrupa'nın kültür kentlerinden biri olan İstanbul için doğru bir başlangıçtır. Evet, o hokka ve kalemi büyük bir törenle yerine koymalı ve tüm dünyaya İstanbul'da 2010 yılında yapılacak kültür etkinliklerinin hazırlıklarını bu değerlere sahip çıkarak başlattığımızı duyurmalıyız. Unutmadan; Defterdar Camii'nin bahçesinde bulunan Mahmut Efendi'nin mezarı da bakımsız ve mezar taşı da kırıktır. Yılların yorgunluğunu taşıyan Defterdar Camii'nin de iyi bir bakıma ihtiyacı vardır. Ben, yıllarca bunu anlatır ve yazarım... Umudum sende Cengiz Özdemir!.. O hokka ve kalemi yerine koymaya senin kollarının uzunluğu yeter. Bunun için sana omuz vermek büyük bir onurdur benim için...

Yorum (yok) Yorum yaz!

Güzellik ve Makyaj Sırları - Gözler

Güzellik ve Makyaj Sırları - Gözler

Göz Bakımı

Kadınların çoğu cilt bakımına verdiği önemi göz kapaklarının bakımına vermezler. Oysa kırışmış, tazeliğini yitirmiş bir göz kapağı yaşınız genç olsa bile sizi olduğunuzdan çok daha yaşlı göster

Göz Banyosu

Ihlamur Banyosu: Gözlerinizi kapatacak kadar temiz bir bez veya tülbenti sıcak ıhlamur suyunda bir süre bekletip sıkın ve gözlerinizin üstüne koyup loş ışıklı bir odada sırtüstü uzanın. Soğuyuncaya kadar gözlerinizin üstünde bekletin. Daha sonra yumuşak bir havlu ile silin.

Gölge Banyosu: Ellerinizi birbirine sürterek iyice ısıtın. Gözlerinizi kapayın ve ellerinizi gözlerinizin üzerine koyup 30 saniye bekleyin. Daha sonra ellerinizi gözlerinizden çekin. Gözlerinizi açmadan 30 saniye daha bekleyip gözlerinizi açın bu hareketi 5 kez tekrarlayın.

Göz Makyajı

Renk Seçimi

Geceleri yapacağınız makyajda koyu ren eyeliner kullanın. Rimel seçiminde bilinenin aksine siyah yerine kahverengi tonları tercih edin çünkü kirpiklerinize sürdüğünüz kahverengi tonlardaki rimel kirpiklerinizi daha doğal gösterecektir.

Göz makyajınızı yaparken öncelikle saç ve ten renginize, kıyafetinize uygun olmasına dikkat etmelisiniz. Açık tenli, sarışınsanız veya kızılsanız hemen hemen her renk far kullanabilirsiniz. Esmerseniz, ve gözleriniz koyu renkse ilk önce kıyafetinizin rengine uygun tonlarda farları tercih etmelisiniz. Fakat esmerlere koyu renk farlar da yakışacaktır

Gözlerinize sürdüğünüz göz kaleminin daha doğal görünmesini istiyorsanız göz kaleminizi göz kapağınızın iç kısmına koyu bir şekilde sürüp gözlerinizi kapatıp açarak alt kirpiklerinizin diplerine bulaşmasını sağlayın.

Farınızı ilk olarak kirpik diplerine sürün ve daha sonra göz kapağınıza yayın.

Eğer kaşlarınıza doğru gölge vermek istiyorsanız göz kapağınıza sürdüğünüz farın bir ton koyusunu tercih edin ve aradaki renk geçişini yumuşatmak için iki rengi düzgün bir şekilde birbirine yedirin.

Kaşlarınızın ucunu aşağıya doğru uzatırsanız yüzünüz ve bakışlarınız saf bir görünüm alır.(4. Resim)

Lens kullanıyorsanız kesinlikle krem farları tercih edin ve eyelinerınızı göz kapağınızın üstüne kirpik diplerinden başlayarak tek hat şeklinde sürün.

Bakışlarınızın daha çok ön plana çıkmasını istiyorsanız yalnızca üst kirpiklerinize rimel sürün ve dudaklarınız için açık renk bir ruj kullanın.

Lens kullanıyorsanız kesinlikle krem farları tercih edin ve eyelinerınızı göz kapağınızın üstüne kirpik diplerinden başlayarak tek hat şeklinde sürün.

Gözlerinizin daha iri ve parlak görünmesini istiyorsanız kirpiklerinize siyah rimel sürdükten sonra üstüne bir kat lacivert rimel sürün.

Gözlerinize sürdüğünüz göz kaleminin daha doğal görünmesini istiyorsanız göz kaleminizi göz kapağınızın iç kısmına koyu bir şekilde sürüp gözlerinizi kapatıp açarak alt kirpiklerinizin diplerine bulaşmasını sağlayın.

Sağlık, Güzellik Rehberi

malzemeler:

1 küçük salatalık

1 yumurta akı

1 tatlı kaşığı taze krema
yumurta akı kabartılıp kremayla karıştırılır. salatalığın suyu çıkarılıp karışıma katılır. (karışım çok sulu olmamalı). mask temizlenmiş yüze uygulanır. 20 dakika sonra yüz ılık madensuyuyla çalkalanır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

meyvelerin gücü

Meyvelerin Gücü Adına

Soframızdan eksik etmediğimiz meyveler tam bir sağlık ve enerji deposu. Yüksek tansiyondan kansızlığa, kolesterolden soğuk algınlığına, stresten sindirim ve solunum rahatsızlıklarına kadar birçok rahatsızlığa bire bir gelen meyveler. Hangi meyvenin hangi rahatsızlığa iyi geldiğini öğrenmek istiyorsanız bu sayfa tam size göre.

Armut

Günde 3-4 tane armut yemek birçok sağlık sorununa iyi gelir.Yüksek tansiyonu olanlara çok faydalıdır. Ayrıca armut, A vitamini yönünden oldukça zengin bir meyve olan armut, böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar ve idrarı bollaştırır. Bu yüzden böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Hamile bayanlarda mide bulantısı ve kusmaları azaltır. Bunun yanında sinirleri yatıştırıcı, zihinsel yorgunluğu azaltıcı özelliği vardır.

Kivi

Son yıllarda ülkemizde de yetiştirilmeye başlanan kivi C vitamin deposudur. Bir adet kivide bulunan C vitamini günlük almamız gereken C vitamini ihtiyacımızdan çok daha fazladır. Bu yüzden günde bir adet kivi yediğimizde başka C vitamini almamıza gerek yoktur. Bunun yanında kivinin sağlık açısından daha birçok faydası vardır.

Kivi kolesterol seviyesini düşürür, kan basıncını ayarlayarak yüksek tansiyonu düşürür, göğüs kanserini önlemede faydalıdır, bağışıklık sistemini güçlendirir, kanı temizler, grip ve soğuk algınlığında tedavi edicidir.

İncir (Yemiş)

Çoğunlukla Ege ve Akdeniz' de yetişen incir, hem lezzetli bir meyve hem de sağlık açısından çok yararlı bir gıdadır. Hem taze hem de kuru tüketilen incir bağırsakları yumuşatarak kabızlığı giderir, sindirim sorunu olanlar için çok faydalıdır. Göğsü yumuşattığı için bronşit ve öksürük gibi sağlık problemlerinde balgam söktürerek rahatlatır. Vücuda enerji verir.

Öksürük İçin: İki su bardağı çiğ sütün içine iki tane kuru inciri doğrayıp sütü kaynatın. Yirmi dakika kadar bekletip süzün ve günde 2 defa bu sütten sıcak olarak için.

Üzüm

İdeal bir enerji kaynağı olan üzüm; özellikle bebeklerin gelişimi için çok faydalıdır. Sindirimi kolaylaştırır, kansızlığı giderir. Üzümde vücudumuzda en kolay parçalanan karbonhidratlar bulunduğundan yedikten çok kısa bir süre sonra yüksek enerji sağlar. Ayrıca antioksidan etkisi vardır.

Havuç

Havuçta bol miktarda A vitamini bulunur. Bu yüzden kalbe, damar sertliklerine, gözlere ve cilde oldukça faydalı bir meyve. Bunun yanında haşlayarak püre haline getirilip yenilen havuç taze havuçtan çok daha faydalı. Çünkü haşlanmış havuçta çok daha fazla anti kanserojen madde bulunuyor. Ayrıca Havuç beyin metabolizmasını canlandırdığı için hatırlama yeteneğini artırır.

Çilek

Çilek strese bire bir gelen bir meyvedir. Ayrıca sigaranın zararlı etkilerini büyük ölçüde azalttığı için çok sigara içiyorsanız veya çok sigara içilen ortamlarda bulunuyorsanız mutlaka çilek yiyin.

Elma

En çok tüketmemiz gereken meyvelerden biridir elma. Kalsiyum, C vitamini ve Demir yönünden zengindir. Kanı temizler, Cilde parlaklık ve güzellik verir, ağızdaki kokuları giderir, soğuk algınlığı ve öksürüğe iyi gelir, kolesterolü düşürür, yorgunluk ve uykusuzluğa iyi gelir.

Yorum (1) Yorum yaz!

kırışıklık

Kırışıklık

Kırışıklık her kadın için kabustur. Yüz, gözler ve boyun kadının kartvizitidir. Bu yüzden yüzümüzü daha çekici hale getirmek, kırışık dolu bir yüzden kurtulup daha uzun süre daha taze bir cilde sahip olmak için cilt bakımı gerek.

Kırışıklık İçin Doğal Maskeler

1 avuç çileği iyice ezip suyunu süzün. Süzdüğünüz çilek suyunun içine biraz gülsuyu katıp karıştırın. Bu karışımın tamamını yüzünüze ve boynunuza sürüp 1 saat bekleyin. Daha sonra karbonatlı suyla yüzünüzü yıkayın. (Bu karışım boyun kırışıklıklarına da çok faydalıdır.Haftada bir kez uygulayabilirsiniz.)

Yarım elmayı rendeleyerek iyice ezin ve içine 2 kaşık kaymak katıp tekrar ezin. Yüzünüze sürüp 15 dakika bekletin. Daha sonra yüzünüzü ılık suyla yıkayın ve nemlendirici krem sürün.Kaymak cildinize esneklik kazandırır ve nemlendirir. Elma ise cildin diri kalmasını sağlar.(Haftada bir kez uygulayabilirsiniz.) Ayrıca bol bol elma yemek cildimiz için çok faydalıdır.

Aynı miktarda limon suyu ve gliserini karıştırın ve bir şişeye koyun. Yatmadan önce, bu suya batırdığınız bir parça pamukla yüzünüzü temizleyin

Yatmadan önce 1 bardak kavunsuyunu, 1 bardak kaynamış suy ile karıştırıp cildinizi yıkayın. Daha sonra kaynatılmış süte batırdığınız pamukla cildinizi silin ve yumuşak bir havlu ile kurulayın.

1 kaşık balı 1 yumurtanın beyazı ve 1 kaşık gliserin ile karıştırın. Bu karışımı yüzünüze sürüp 15 dakika bekletin. Daha sonra yüzünüzü önce ılık sonra soğuk suyla yıkayıp yumuşak bir havlu ile kurulayın. (Haftada bir kez uygulayabilirsiniz.)

1 yumurtanın sarısını 1 kaşık süt ile karıştırıp yüzünüze sürün. 15 dakika bekledikten sonra cildinizi limon suyu ile silin.(Haftada bir kez uygulayabilirsiniz.)

Yorum (1) Yorum yaz!

sobee

Sobee!

Sevgili arkadaşlarım

hayattasarımı,iremnur32 ve renkcumbusu tarafından sobelendim

           MERHABA  ARKDAŞLAR                               

TAKMA ADIN:Suzzy(alman öğretmenim takmıştı

OTURDUĞUM YER:  Yozgat doğumluyum Almanyada büyüdüm Aydında oturuyorum

MESLEĞİM: Ev hanımıyım

KAÇ KARDEŞSİNİZ: 7 kardeşiz ben tek kızım

SEVDİĞİM SAYI:  7 benim uğurlu sayım

NASIL BİR KİŞİLİĞİN VAR:çokşefkatli bir kişiliğim var tüm ailem yanımda olsun isterim eleştirilmeyi severim ama dürüstçe olsun,eleştirmeyi severim ama seviyeliyse...

CANINIZ SIKILINCA NE YAPARSINIZ: bir arkadaşımama giderim kafa dağıtmak için yada hatalarımdan öğrenip kendimi değiştiririm

 

MÜZİK TARZINIZ: Her müziği dinlerim  ancak  rock hariç

SEVDİĞİNİZ TATLI ÇEŞİDİ: sütlü tatlılar yaş pastalar kekler arada birde baklava olabilir

SEVDİĞİNİZ İÇEÇEK:su,  madensuyu  kahvenin her cinsini ve tabiki  açık  çay

SEVDİĞİNİZ MEYVE: mevsimine göre her meyveden yemek isterim Allah nasib ederse

SEVDİĞİNİZ SEBZE: ege bölgesinde yetişen  çok çeşit sebzeler bulunmaktadır biz sağlığımız için her türünden faydalanırız ayrıca ne yiyeceğiz diye hiç bunalmayız

SEVDİĞİNİZ RENK: Mavi, beyaz ,kırmızı bayrağımızın rengi 

ALIŞVERİŞİ SEVERMİSİNİZ:severim tabi herkes gibi ayrıca para harcamasmda gezmeyi severim

SEVEREK GİYDİĞİNİZ GİYSİ:evde eşormanlarım, ve pantolonlarım normalde elbise klasik giysiler ve buliz,etek
EN SEVDİĞİNİZ HAYVAN: bütün hayvanları severim ama kedi köpekten korkarım bir keresinde tavşan beslemiştim çok şekerdi

SİGARA İÇİYORMUSUNUZ: Hayır.
TV DE HANGİ DİZİYİ KAÇIRMADAN İZLİYORSUNUZ:beyaz gelincik  avrupa yakası,yalancı yarim,yabancı damat 

EN SON OKUDUGUNUZ KİTAP:şu çılgın türkler,

EN SEVDİĞİNİZ AY: temmuz ,  agostos ve tabiki kutsal ay olan ramazan ayı 

HAFTANIN EN SEVDİĞİNİZ GÜNÜ: pazartesi yeni bir başlangıç olduğu için perşembe

EN ÇOK KALBİNİ KIRAN ŞEY:  duyarsızlık en sevmediğim şeydir arkamdan söyleyendedikodu,

CİNCİK BONCUK SEVERMİSİN: severim

EĞLENCELİ YERLERE GİTMEYİ SEVERMİSİN: tiyatro olabilir ama burdaki tiyatrolar çok küçük,konsere gitmek için çok sevdiğim bir sanatçı olması lazım mesela barış abi  gibi, olsaydı keşke..ve düğünleri çok severim

EN SEVDİĞİN ÇİÇEK: bütün çiçekleri özellikle gül lale ve kır çiçekleri

 

BENDE SEVGİLİ ARKADAŞLARIMI SOBELİYORUMMMM

//www.naylon.blogcu.com

//www.tekgerçek.blogcu.com

//www.harosa.blogcu.com

//www.kiminelikimincebinde.blogcu.com
//www.bbblogum.blogcu.com

//www.laberri.blogcu.com

//www.mahmure.blogcu.com

//www.beyzaca.blogcu.com

//www.gelibolu17.blogcu.com

Yorum (3) Yorum yaz!

Türk Halkı gelin birleşelim

                            TÜRK HALKI GELİN BİRLEŞELİM

 

Türk halkını birlikteliğe davet ediyorum neden derseniz .Biz her zaman Avrupayı örnek alırız onlar gibi olmayı düşünürüz.Şİmdi neden yapmayalım!

Heeee hangi konuda derseniz ?

Şu anda Avrupada çok trendy olan olan bir konu " din konusu"

Mesela:katolik protestan,ortodokslar artık ayrılmıyor birleşiyor yani dinler arasındaki ayrılık kalkıyor  ve hepsi birleşmeye başladı.Bizim ülkemizde de Avrupalılar din ayrılığını  ve millet ayrılığını destekliyorlar ama kendi aralarında  Milletler arasında birleşme var.

Biz de onları bu konuda örnek alalım.Bizi ayırmalarına  fırsat vermeyelim .

Neden biz de alevi sünni olarak birleşmiyoz?

Neden biz de Türk Kürt kıbrıs Türk halk cumhuriyeti olarak birleşmiyoz.

Neden bizim ülkemizde sağ partiler sol partiler olarak birleşmiyoz?

Fikirler ayrı olsa da dini yaşantılararımız farklı olsa bile en azından Bayrak,Vatan,Cumhuriyet demokrasi konularında birleşmeliyiz.Bunu neden yapmalıyız?Çünkü biz Avrupa'yı taklit ederiz .Ama biz Türklerin bir sorunu var,biz Avrupalıları onlar bir konuyu bıraktıktıktan sonra taklit ediyoruz.

Bu ne alaka!"İlla Avrupalılar eskittikten sonra mı biz uygulayacağız.Onlar sömürüyorlarken aslında biz onların her dediğini yapmak zorunda değiliz, çünkü müşteri her zaman haklıdır .ülkemiz bir anlamda Avrupanın müşterisidir ülkemize ürün olarak otomobil, elektronik ürünler,kozmetik,silah,inşaat,makine,lüx gıda,artı telekominikasyon ,ve beyaz eşya pazarlıyorlar

bir de üstüne ülkemizi bölmeye çalışıyorlar.

Bazı şirketlere uyguladığımız boykotla başarılı olduk. Biraz duygu sömürüsüde biz yapalım.

Avrupa Avrupa duy sesimizi 90 milyon Türk vatandaşı yani bunca ürünleri sizden almazsa ne olur

kazancınızı bir düşünün müşterinize saygılı olun Ermenileri savunurken müşterilerinizden olursunuz .

Unutmayın ki biz türk halkı lüx olmadan da yaşabiliriz.yani sizin gibi lüxe bağımlı değiliz.

Unutmayın ki kuru ekmek ve yırtık uniformayla biz Kurtuluş Savaşını kazandık.Bir de asırlar öncesindeki gibi ilimi de biz yönetirsek siz nic olursunuz.Bir düşünün.      

       

 

                                                                                                    Kaynak: Şemsi Sarp

Yorum (7) Yorum yaz!

23 nisan

23 NİSAN

Sanki her tarafta var bir düğün.
Çünkü, en şerefli en mutlu gün.
Bugün yirmi üç Nisan,
Hep neşeyle doluyor insan.

İşte, bugün bir meclis kuruldu,
Sonra hemen padişah kovuldu.
Bugün yirmi üç Nisan,
Hep neşeyle doluyor insan.


Bugün, Atatürk'ten bir armağan,
Yoksa, tutsak olurduk sen inan.
Bugün yirmi üç Nisan,
Hep neşeyle doluyor insan.

                           Saip EGÜZ

 

23 NİSAN ÜLKEMİZ İÇİN ÖNEMLİ OLDUĞU KADAR BENİM İÇİN DE ÖZELLİKLE ÖNEMLİ ÇÜNKÜ BÜYÜK OĞLUMUN DOĞUM GÜNÜ    23  NİSAN 'I TÜM DÜNYA ÇOCUKLARIYLADA KUTLAMAMIZDA AYRI BİR GURUR TÜM TEMENNİM BU BAYRAMLARIMIZ SAYESİNDE ÜLKEMİZİN DEĞERİNİN DÜŞMEMESİ BAYRAMLARIMIZ EĞLENCELİ GEÇERKEN ESAS AMAÇ UNUTULMAMALI GEÇMİŞTE ÇEKTİĞİMİZ ACILAR UNUTULMAMALI

Yorum (3) Yorum yaz!

BiOGRAFIE VON SEMSI BOZAN-SARP

                                                                                        

       
BiOGRAFIE VON SEMSI BOZAN-SARP
 

Semsi Bozan

 wurde in der an einem schönen farbigen Tag in der Turkei gebohren.

Die Eltern sind Mehmet und Meryem Bozan, der Vater war Bauunternehmer die Mutter eine begabte Künstlerin.1972 ist sie mit fünf jahren nach Deutschland/Gelsenkirchen umgezogen, und ist hier zu Schule gegangen.Dort begann sie die Grundschule an der Wannerstrasse. Da sie sehr begabt in Kunst war erkannte ihre damalige Lehrerin Hannelore Nicolussi ihr Potential und förderte sie.

Danach ging sie zur Emmaschule, dies war die Zeit wo sie ihre künstlerische Seele verlor. Nach der Schule Heiratete sie mit dem Vermessungsingenieur Mehmet Sarp, und ging wieder zurück in die Türkei.Sie lebte eine Zeit lang in Tatvan wo sie wieder ihrem Herz folgte und mit Ölmalerei anfing.

Dies war eine schwere Zeit da sie im Osten der Türkei lebte, Sie wurde Mutter von 2 Kindern. 1989 ist sie dann endlich nach Aydin umgezogen und hat hier sehr viel an Zeit, in die Malerei gesteckt.In dieser Zeit machte Sie ihr Abitur und vertiefte ihre Arbeit.Sie besuchte danach das Kunstmuseum in Aydin und gab dort auch interessierten Kunstliebhabern Unterricht in Ölmalerei.Im Museum wurden ihre Werke auch ausgestellt.

Heute werden ihre Werke in vielen Ausstellungen gezeigt, und auf dem Mark7 sehr hoch gehandelt. Mitlerweile zählt Sie zu den führenden Köpfen in der Kunstbranche.

             

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Mehmet Ruhi Arel Biografisi

 


1880- Galatalı Halil İlhami Efendi’nin oğlu, Kâdiri Şeyhi Hacı Ali Baba’nın torunu Mehmet Ruhi, İstanbul’un Galata semtinde dünyaya gelir.

1900- Bahriye Mektebi ve Harbiye sınıfında sürdürdüğü eğitimini tamamlar. İnşaiye sınıfından mühendis subay olarak mezun olur ve Bahriye Mektebi resim öğretmenliğine atanır.

1900-1909- Sanayi-i Nefis Mektebi’nde eğitim görür. 1909 yılında bu kurumdan birincilikle mezun olur. Bahriye Mektebi’nden arkadaşı Hikmet Onat ile olan dostluğu bu yıllarda pekişir ve yaşamları boyunca sürer.

1905- F.Muzaffer Neyzi Hanım ile evlenir. Bu evlilikten iki oğlu olur. Büyük oğlu Şemsi Arel, küçük oğlu Orhan Arel ve gelini Maide Arel de daha sonraki yıllarda sanat hayatına atılırlar.

1909- Yüzbaşı rütbesindeyken Bahriye Mektebi’nden istifa eder.

1909- Halife Abdülmecit’in desteğiyle kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin kurucu üyeleri arasında yer alır. Bu cemiyetin yayın organı olan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Gazetesi’ne yazılar yazar.

1910- Yurtdışında sanat eğitimi için açılan sınavı kazanır ve devlet bursuyla Paris’e gider.

1910-1914- Paris Güzel Sanatlar Okulu’nda Fernand Cormon atölyesinde çalışır.


Leblebici, 1929

Tual / Yağlıboya
101 x 75 cm.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, Sanayi-i Nefise Mektebi’nde 1914 Kuşağı sanatçılarının hocaları olan Valeri ve Zarzecki’nin ilgilendiği konular arasında satıcılar, dilenciler gibi çeşitli tipler bulunmaktaydı. Alışılagelinen şey, bu konunun Oryantalist bir tavırla sunulması. Ama Mehmet Ruhi öyle yapmıyor; zeminde tuşlar halinde boya kullanımına yer veren sanatçı, arka planda yer alan bahçe duvarını da sarıya boyayarak yine kompozisyonunun temeline ışık sorununu koyuyor. Arka planda yer alan bahçe duvarının ve konutun yüzeyindeki yatay hatlar ile bahçe kapısı ve konutun pencerelerinin düşeyliği, diğer yanda akademik bir anlayışı temsil ediyor. Ortadaki leblebici figürü ise sanki bu iki anlayışı dengelemek için sonradan kompozisyona eklenmiş izlenimini veriyor. Arka plan ile ilişkisi tam olarak ayarlanmamış olup adeta ayakta duran figür, Mehmet Ruhi’nin Bahriye Mektebi’ndeki öğrencilik yıllarından beri perspektifi bildiği ve daha sonra bu kurumda perspektif öğretmenliği yaptığı düşünülecek olursa, eksik bilgi değil de bilinçli bir tercihmiş gibi görünmekte.


1914- I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi üzerine Avrupa’daki ressamlarımızın bursları kesilir ve Mehmet Ruhi de bu nedenle yurda döner. Yeniden Bahriye Mektebi’nde resim öğretmenliği yapmaya başlar. Mehmet Ruhi’nin daha sonra öğretmenlik yaptığı kurumlar arasında Kabataş Erkek Lisesi, Çapa Kız Öğretmen Okulu, Sanayi-i Nefise Mektebi ve Üsküdar Öğretmen Okulu bulunmaktadır.

1916- Galatasaray Sergisi’ne “Çanakkale Muhaberatından” (3 adet), “Çanakkale’ye Ait Bir Abide”, “Uhud-u Atika’nın İlgisi” ve “Çanakkale Muhaberatı Safahatından” adlı tablolarıyla katılır.

1917- Enver Paşa’nın girişimiyle açılan Şişli Atölyesi’ne katılır. İbrahim (Çallı), Hikmet (Onat), Namık (İsmail), Sami (Yetik), Ali Sami (Boyar), Ali Cemal (Ben’im) gibi sanatçıların da bulunduğu atölyede savaş karşıtı tablolar yapılarak milli duygular harekete geçirilmeye çalışılır.

Kadın Portresi

Mehmet Ruhi’nin yine klasik disiplinde bir portresi. Yine koyu renkli fon, bu kez yarım profilden sayılabilecek bir portre ve yine kompozisyonun odağını oluşturan detaylar. Ancak bu kez detayların seçiminde geleneksel bir anlayış görülüyor: Osmanlı minyatüründe gül koklayan padişah motifleri…


1917- Bu yılki Galatasaray Sergisi’ne Mehmet Ruhi yapıt vermez.

1918- Şişli Atölyesi’nde Harbiye Nezareti’nin siparişi üzerine, Enver Paşa’nın poz verdiği ünlü “Balkan Savaşı Şehitleri” adlı tablosunu gerçekleştirir.

1918- Galatasaray Sergisi’ne “Çanakkale’de” (son safha), “Etüd”, “Triptik” ve “Yazmacı Kadın” tablolarıyla katılır.

1919- “Kağıthane Dönüşü”(suluboya), “Gurupta Köprü Üstü” (suluboya), “Sabah Namazında Dua”, “Tuvalet Yapan Türk Hanım” adlı tabloları bu yılki Galatasaray Sergisi’nin başyapıtları arasındadır.

1920- “Galatasaray Sergisi’ne “İkindi Namazından Sonra”, “Yağkapanı İskelesi” (suluboya), “Haliç’te Gurup” (suluboya) tablolarıyla katılır.

1921- Bu yılki Galatasaray Sergisi’ne katılmaz.

1922- İstanbul Valisi Ali Haydar Bey’in himayesinde kurulan Çemberlitaş’taki Serbest Resim Atölyesi’nin daimi hocası olur. Atölyenin aynı yıl yayınlanan genel programı Türk resminin temel taşlarından birini oluşturur.

1922- Galatasaray Sergisi’ne bugün Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Resim Heykel Müzesi’nde “Uyuyan Ana ve Çocukları” adıyla yer alan “Hicretzede Bir Valide”,”Eski Türk Güzelliği” ve “Gergef İşlerken” adlı tablolarını sergiler.

1923- “26 Ağustos Sabahı”, “……..”, “Bir Zeybek”,”Haliç’te Bir Gurup”, “Bir İhtiyar Köylü” adlı yapıtları Galatasaray Sergisi’nde teşhir edilir.

Bağ Dönüşü (Baküs Eskizi), 1914

Mukavva / Yağlıboya
28 x 39 cm.

MSÜ İRHM

Euripides’in Bakkha’lar tragedyası, eski Yunanistan’da Dionysos dininin İncili sayılmaktaydı. (Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1997, s.91) Bağcılık ve şarap tanrısı Dionysos, kıta Yunanistan’ına dışarıdan gelme bir tanrıydı. Yabancı ve Helen Pantheonu’na aykırı bir tanrı. Yunan uygarlığı bu tanrıyı benimsemekte güçlük çekmişti ve tüm efsaneler de tek bir motif üzerine kuruluydu: Tepki ve direnç. (Azra Erhat, a.g.k., 94) Tepki ve direnç, bu tablonun gerçekleştirildiği 1914 yılı dolaylarında Anadolu insanının da içinde bulunduğu durumdan kurtuluşunu sağlayabilecek kavramlardı. Mehmet Ruhi’nin kimi yapıtlarında alegorilerden yararlandığını biliyoruz ve bu resmin geri planını okuduğumuzda tepki ve direnç kavramlarının yanısıra, üretim kavramını da bulabiliyoruz. Dolayısıyla Anadolu kültüründen çıkan ve Batı resmi geleneğinin temel motiflerinden birini oluşturan Baküs teması Mehmet Ruhi’de bambaşka alegorilerle yüklenmiş bir biçimde karşımıza çıkıyor.


1924- Sanayi-i Nefise Mektebi’nde Fenn-i Menazır (perspektif) derslerini vermeye başlar. Ancak okulun yönetimiyle uyuşamayan Mehmet Ruhi, kısa süre sonra bu kurumdan ayrılır. Daha sonraki dönemlerde bu görevine döndüyse de yine kısa bir süre sonra kurumla olan ilişkisini keser.

1924- Bu yılki Galatasaray Sergisi Mehmet Ruhi açısından bir hayli verimlidir. Olumlu eleştirilerin arttığı bu sergide “Haliç’e Doğru Bir Akşam Gurubu”, “Haliç’e Doğru Bir Kış Sabahı”, “Haliçte Bir Gurup”, “Ankara’da Ulucanlar’da Bir Mahalle”, “Ankara’da Ulucanlar’da Bir Sokak”, “Ankara’da Hisariçi’nde Bir Sokak”, “Ankara Hacı Bayram Cami-i Şerifi”, “Ankara Hacı Musa Cami-i Şerifi”, “Uyuyan Kedi”, “Ankara’da Makarr-ı Hükümet Alanı’nda Fener Alayı” adlı tabloları sergilenir. Bu sergide yer alan resimlerde Ankara görünümlerinin ağırlıkta olması, sanatçının bir süre Ankara’da bulunduğunu düşündürür.

1925- Bu yılki Galatasaray Sergisi’ne “Loğusa Anne”, “Haliç’te Gurup”, “Kasımpaşa İskelesi”, “Yeşil Camii Bursa”, “Yeşil Medresesi Bursa”, “Ulu Camii Meydanı Bursa” ve “Bursa’nın Manzarası” tablolarıyla katılır. Görünüşe bakıldığında sanatçı bu yıl da bir Bursa seyahati yapmış olmalıdır. “Loğusa Anne adlı tablosu Akademi koleksiyonundan İstanbul Resim Heykel Müzesi’ne ve oradan da Balıkesir Güzel Sanatlar Galerisi’ne geçecektir.

1926- Galatasaray Sergisi’nde “Ramazan Gecesi”, “Gülhane Parkı Fıskiyeli Havuz”, “Fatih Parkı Akşam”, “Kağıthane”, “Kasımpaşa İskelesi”, “Nur-ı Osmaniye Çiçek Bahçesi”, “İlkbahar” “Bizim Ev”, “Kuşkondu” tabloları sergilenir.

1927- Bugün İstanbul Atatürk Müzesi’nde bulunan “Gazi Hazretlerinin İstanbul’a Teşrifi” tablosunun yanısıra “Hudut Bekçileri”, “Erenköy İstasyonu”, ve “Kasımpaşa’da Bir Kış” adlı tablolarıyla Galatasaray Sergisi’ne katılır.

1928- “Yazmacı Kadın”, “Kağıthane”, “Liman”, “Kaba………”, “Haliç’te Gurup”, “Askeri Müze”, “Yağmurlu Hava” tabloları Galatasaray Sergisi’nde yer alır.

1929- Bu yılki Galatasaray Sergisi’nde yer alan yapıtlarının sadece manzaralar olduğu görülür: “Kar” , “Sapanca”, “Geyva Boğazı”, “Sakarya”.

1930- Mehmet Ruhi manzaralarını sergilemeye bu yıl da devam eder: “Silahdarağa Elektrik Fabrikası”, “Bebek Koyu”, “Haliç’te Gurup” bu yılki Galatasaray Sergisi’nde teşhir edilir.

1931- Galatasaray Sergisi’ndeki yapıtlarında azalma gözlenir. Hatta şayet aynı isimli tablolar değilse, yeni bir eserinin olmadığı da düşünülebilir. “Gurup (Haliç)” ve “Gurup (Sapanca, Kış)” tabloları ile katıldığı sergi, yaşarken katıldığı son sergi olur.

1931- 14 Ekim- Üsküdar Öğretmen Okulu’nda resim öğretmenliği yaptığı bu dönemde, Pertev Boyar’a göre “fazla çalışması dolayısıyla vefat eder.” (Pertev Boyar, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti Devirlerinde Türk Ressamları, İstanbul, 1948, s.143.) Kasımpaşa Kulaksız Aile Kabristanı’na gömülür.

1932- Bugün Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Resim Heykel Müzesi’nde bulunan “Taşçılar” tablosu Galatasaray Sergisi’nde, sanatçıyı anmak anlamında teşhir edilir.

Hilal-i Ahmer’e Yardım, 1915 (Ayrıntı)

Tual / Yağlıboya
38 x 46 cm.

MSÜ İRHM


Erenköy, 1927

Tual / Yağlıboya
65 x 79,5 cm.

Erenköy, Mehmet Ruhi’nin İzlenimci disipline tümüyle sadık kalarak gerçekleştirdiği ender yapıtlarından biri. Sanatçı, daha önceki resimlerinde görüldüğü gibi, yer yer İzlenimci teknikten yararlandığı kimi yapıtlarında figüre de eşit oranda önem vermekteydi. Böylelikle çalışmaları ne tümüyle akademik ne de tümüyle İzlenimci olarak nitelendirilebiliyordu. Kağıthane gibi bir mesire yeri olan ve bu yönünü Cumhuriyet’in ilk yıllarında da koruyan Erenköy görünümünde Mehmet Ruhi, figürlerini 1914 Kuşağı sanatçılarının benimsediği açık hava resmi geleneğine uygun bir anlayışla siluetler halinde sunmakta ve bu yönüyle de en çok çağdaşı Nazmi Ziya’ya yaklaşmakta.

Çanakkale Zaferi Triptiği (Ayrıntı)

Tual / Yağlıboya
130 x 223 cm.

Soldaki panel, savaş sonrasını tasvir etmekte. Savaş bitmiş, yıkımlar olmuş, çünkü grup bu kez harap olmuş bir mimarinin önünde yer alıyor. (Batı resminde harabeyle, İsa’nın Doğumu’nu betimleyen sahnelerde sıkça karşılaşılır. Sanatçı burada İsa’nın doğumu şemasını yeni bir ulusun doğumu şemasına uyarlamış görünüyor.) Sahne, savaştan dönen askerin karşılanması sahnesi. İki kişinin birbirine sarılması (Bu Giotto’nun da ifade oluşturmak adına kullandığı bir taktik.) ve geride kollarını açmış bekleyen çocuk ile ifade vurgulanırken buna, arka taraftan ellerinde Türk bayrağı ile gelen bir grup da katılmakta. En arkadaysa göze çarpan caminin, ön plandaki sivil yapının harap haline karşın ayakta olması da Mehmet Ruhi’nin
 
Çanakkale Zaferi Triptiği (Ayrıntı)

Tual / Yağlıboya
130 x 223 cm.

Triptiğin sağ ve soldaki iki kanadı, Giotto’nun Assizi- St. François Katedrali’ndeki St. François’nın yaşamından kesitler sunan resimlerindeki düzenlemeleri anımsatmakta. Ayrıntıda görülen sağdaki kanatta tahrip olmuş bir mimari yapı (Giotto’da yıkık ya da tahrip olmuş yapı daima kilisedir.) ve onun önündeki küçük grup savaşa giden askerin (mavi giysili figür) yakınlarıyla vedalaşmasını göstermekte.

Kapat 
Atatürk’e İstikbal (Karşılama), 1927 (Ayrıntı)

Tual / Yağlıboya
Ankara RHM

 


Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::