>
Please do not change this code for a perfect fonctionality of your counter widget
free counter

iddaaaa.....ediyorum biz yapardık!!!!!

   

 

İdda ediyorum Suveyş kanalını biz yapardık

Petrollerin üzerine yatardık

Amerikayı keşfedip üzerini bir kalemle siler yerleşirdik,

Kızıl derililerle visky karşılığında ticaret yapar

Boncuk verir at alırdık

Kahveyi tanıtmayıp aynı zamanda güney Amerikada,

kahveyi yetiştirip dünyaya pazarlardık

Chikitanın için de yüzerdik

Güneş batmayan bir İmparatorluğumuz olurdu

Kadınlarımız kraliçe olur ülke yönetirdi

dinimizi kılıçsız yayardık,sevgiyle

Fransızlar gibi modada bir numara olurduk,

kibrimizden her yemeği ayrı sosla yerdik

Yahudiler gibi zengin olurduk,onlar gibi dünyaya yayılıp

Ülkesiz yani (Heimatlos) olurduk

Çinliler gibi taoculuk yapıp bir milyar olurduk

Kazakistana üst yapar aya çıkardık

Amerikayla yarışırdık kim evvel Mars'a gidecek diye

Ülkemizdeki suçluları toplardık onları Okyanusyaya atardık

Almanyadaki gibi kaymak gibi oto yollarımız olurdu

Sonrada dünyadaki sanayinin altın çağını yaşardık

Ülkemiz yerle bir olsa dahi

İpek yolunu kaldırıp buharlı gemiyle  gezerdik

Bizim yazdığımız kitapları kaçırır bilgi çağını yaşardık

İbni sina hastalıkların küçük canlılardan oluştuğunu

Söylemekle kalmaz Mikroskoptan bakardı

İsveçliler gibi balina avlar  margarin yapardık

Başka milletleri uyutup yoğurdu kefiri biz yapmaz

Başkasından alıp dünyaya tanıtır zengin olurduk danaone gibi

İngilizlerin tarafına geçer konakçı olarak yaşardık

Afrikadaki ülkeleri paylaşır cahil halkına

Misyonerlerle sevgi götürürdük

İneklere saygı duyar ayurveda yapar vegetaryan olurduk

Bir milyar kişiyi doyururduk

Yirmibin köy ağasını keser eşitlik sağlardık

Başka ülkelere nifak sokar

Onların gelişmesini durdururduk

Western filmi yapar kowboyculuk oynardık

Sinema filim dizi filim papardık,

Dünyayı bununla oyalardık

Filmlerimize senaryo yazar komplo teorisi kurardık

Filmlerdeki senaryoları gerçek hayata uygulardık

Bu sayede hayatın belirleyicisi olurduk

Demokrasi yapardık,insan haklarını savunurduk

Köpek haklarını savunurduk, öbür tarafta

Çaktırmadan bazı hayvanları deneylerde kullanırdık

Sonrada ilaç devi olurduk

Kanserin ilacını bulup önce zenginler derdik

Kemo terapi uygulardık canım o kadar masraf ,

Yaptık bunlar atılırmı derdik

Evrim yapardık herkesi inandırırdık

Gerçeği ispatlandığı halde inanmaya devam ederdik

Kitaplarımızın baştacı olurdu

Demokrasi'yi başkalarına  uygulatır kendimiz istediğimizi yapardık

Hapishanedeki suçluların haklarını savunur

Masumları öldürürdük

Başkalarına otoyol yapmayı teşvik eder

Kendimiz hızlı tren kullanırdık

Herkesin evinde iki televizyon bir bilgisayar olurdu

Marketlerimizde dünyanın en meşhur yiyecekleri bulunurdu

 

Bütün bunları başara bilmek için sömürgecilik yapmak gerekirdi

Afrikadaki zencileri bir konserve kutusuna dizer gibi gemilerle

aç susuz gemilere bağlayarak onları pislik içinde haftalar süren bir

yolculukla Amerikaya götürüp satmamız gerekirdi.İnkaların soyunu tüketip altın zengini olabilirdik.Amerikayı ele geçirmek için kızıl derililerin soyunu tüketip orda el değmemiş bir ülkenin zenginliğini

harcayıp sonra aç gözlülüğümüzün bitmediği için nerde masum

insan varsa öldürüp de yeni zenginlik peşinde koşardık.

Avruplı olmak budur. En üstün medeniyet diye adlandırdığımız

Avrupa medeniyetini ırkçılıkla yaptığı bunca katliyamla meşru kılmıştır.Aslında hiristiyanlıkta söylenelerin tam tersini yapmışlardır.

doğruyu söylemek gerekirse Avrupalıların eğlencelerini engelleyen her şeyi ortadan kaldırmayı düşünürler.Şu anda Kaliforniya sendromu diye hitap edilen konu bunların yüzyıllardan beri zaten yaşam tarzı.Bunların eğlenceye olan zevkleri yüzünden aile diye bir kurumları kalmamıştır.Bireysellik bencillik ,ahlaksızlık normal sayılmakta demokrasi göstermelik.Kendileri ırkçılıkla bütün kötülükleri yapıp

başka ülkeleri  demokrasiyle uyutup bölücülük yapıyorlar.Avrupalının samimiyetine güvenilmez tek başına korkaktır fakat menfaatleri için bir araya anında gelirler .Bizim toplumumuz onları çalışkan bilir ama unutmayalım bunlar bütün zenginliklerini ırkçılık ve sömürgecilikle kazanmışlardır.

  EVET İDDA EDİYORUM

 

 

  kaynak:                                                                                                     Şemsi Sarp

http://www.rainbow7/blogcu.com

Yorum (yok) Yorum yaz!

YERLİ MALI TÜRKÜN MALI HER ZAMAN ONU KULLANMALI

Evet bu kriz ortamında en çok ucuz ürünler aranıyor.Yiyecek olsun giyecek olsun deterjan ve her tür üründe ucuzluk aranıyor .Barkodu 690 la başlayan ürünler hem ucuz hem de yerli ürünlerdir .Bu ürünleri almak hem kesenize hemde memleketimize hayır getirecektir.Onun için Türk yapımı ürünleri kullanmalıyız

     Diyeceksiniz ki ne hayır getirecek?Hepimiz şikayet etmiyormuyuz iş yok  üretim yok diye,işte türk üretimi ürünleri almamız Türk işletmelerini güçlendirecek üretimi teşvik edecek insanlara iş yolunu açacaktır.10 kuruş fazla verip gene Türk ürünlerini almaktan vaz geçmeyelim.

  YERLİ MALI TÜRKÜN MALI

BU HEM YABANCI ÜLKELERE KARŞIDA BİR YAPTIRIM OLACAKTIR

Bunu devletten beklemekle zaman harcamayalım.Biz Türk halkı olarak bunu yapmalıyız çocuklarımızın geleceği için.Kim istemez çocuğu iş bulsun rahat olsun .

Unutmayalım

Made in Türkiye 

 

 

                        kaynak:                                                               Şemsi Sarp

Yorum (1) Yorum yaz!

HARİKA TAKI ÖRNEKLERİ

                             HARİKA TAKI ÖRNEKLERİ




























Yorum (yok) Yorum yaz!

kırışıklık için masaj

             kırışıklık için masaj

Yorgun bir cilt, ince kırışıklıklar ve sarkmalar için mutlaka yapılması gereken şeyler vardır. Onları masajla yok etmeye ne dersiniz?
Savaş açın, farkı görün
Başınızı dik tutun. Kollarınızı omuz hizasında kaldırın ve ellerinizi başınızın üzerine koyun. Baş parmaklarınızla başınızın arkasını bastırın, diğer dört parmağınız saç diplerinizin hizasında Alın bölgesinde olsun. Şimdi dört parmağınızı, baş parmağınızın hizasına doğru baş derinizde kuvvetli bir Basınç oluşturacak şekilde bastırın. Parmaklarınızı serbest bırakın ve aynı egzersizi üç kez tekrarlayın.
Önerimiz: Bu egzersizi haftada üç kez tekrarlayın. Bir Ayın sonunda ilk değişiklikleri fark edeceksiniz.
Göz altı torbaları
Her iki baş parmağınızı ensenizin üst tarafına bastırın. Diğer parmaklarınızı göz hizasında şakaklarınıza koyun. Şimdi parmaklarınızı şakaklardan baş parmaklarınıza doğru yumuşak hareketlerle geriye doğru itin. Tüm parmaklarınız kulaklarınızın arkasında toplandığında 5 saniye boyunca iki baş parmağınızla ensenize kuvvetli bir baskı uygulayın. Daha sonra parmaklarınızı rahat bırakın ve egzersize yeniden başlayın. Aynı hareketi 3 kez tekrarlayın.
Önerimiz: Eğer bu egzersizi haftada 3 kez tekrarlarsanız, ilk sonuçları bir ayın sonunda almaya başlarsınız.
Göz çevresi
Her iki elinizi rahat bir şekilde ellerinizin üstü dışarıyı gösterecek şekilde şakaklarınızın üzerine koyun. Ellerinizi kulak hizasına doğru çekerken yüzünüzün gerginleştiğini hissedeceksiniz. Bu sırada gözleriniz sıkıca kapalı olsun, öyle ki, göz kapaklarınızdaki temeyi hissedin. Gerginliği çözdükten sonra egreszisi yeniden tekrarlayın.
Üst göz kapakları
Gözlerinizi kapatın. İşaret parmaklarınızla göz kapaklarınızı içeriden dışarıya doğru basınç oluşturacak şekilde bastırın. Bu sırada gözlerini açmayı deneyin, ama parmaklarınızın baskısından bu mümkün olmayacaktır. Bu egzersiz göz kapağı kaslarını güçlendirecek, sarkmalarını engelleyecektir.
Dudak çevresi
Dudak çevresindeki elastikiyetini kaybetmiş cilt için parmaklarınızı yanaklarınızın üzerine koyun. Parmak uçlarınız ağız hizasında olsun ve ellerinizle yüzünüzü yukarıya doğru kaldırın. Bunu yaparken yüzünüzde başka kırışıklıkların olmamasına dikkat edin. Dudaklarınızı sanki "o' diyecekmiş gibi açın. Aynı anda ağzınızı kapatmaya çalışın. Bu sırada yüzünüzde oluşan güçlü gerginliği hissedeceksiniz.
Düz bir boyun için
Sağ elinizi sol şakağınızın üzerine koyun. Sağ eliniz başınızı sola çekecektir. Bu sırada karşı bir baskıyla boyun kaslarınızı hareket ettirin. Şimdi sol elinizi sağ şakağınızın üzerine koyun ve aynı hareketi tekrarlayın.
Güzellik noktaları
Yüzdeki kasların tembelliğini önlemek için Çinlilerin keşfettiği ve güzellik noktalarını stimüle eden bir masaj formu var. Düzenli olarak yapılan günlük egzersizler, parmak uçlarıyla vücudun farklı noktalarına yapılan askı hareketleri, cildin yaşlanma sürecini yavaşlatıyor ve aynı şekilde kırışıklık oluşumunu engelliyor. Farklı noktalardan şakaklara doğru yapılan yumuşak parmak hareketleri, cilde gerginleştirici etki sağlıyor

Yorum (yok) Yorum yaz!

çevre kirliliği ve lale resimleri

 

Bu güzel laleler insanın ruhunu güzelleştiriyor.Allahın bize bahşettşği güzelliklere

sahib çıkalım doğamızı koruyalım.

bu günden itibaren başlayalım illa fabrikalar çeveriyi kirlertmez şöyle bir düşünelim

her evden çıkan detejan miktarına sonra arabaların egzozlarına.

birey olarak görevlerimiz var evdeki deteryan kullanımına dikkat edelim temizlik diye

deteryan israfına giderken çevremizide kirletiyoruz,bir de egzoz bozukluklarını ihmal etmeyelim egzozdan çıkan kurşuna biz sebeb oluyoruz.

Diyeceksiniz temizlikten tasaruf olurmu?

Tabiki olur öncelikle makineniz dolmadan çamaşır ve bılaşık yıkamayınız.

Araba konusundada öyle mecbur kalmadıkça arabanızı tek başınıza çalıştırmayınız

işe giderken birbirine yakın olanlar devir daim şeklinde değişerek birbirlerini işe bı-

rakabilir hem benzin tasarrufu hemde çevreye katkıda bulunablirsiniz.

Lütfen bu yararı hem kendinizden hemde doğadan esirgemeyin.

 


 

Yorum (yok) Yorum yaz!

BİZİM ÜLKEMİZİ YÖNETENLER AVRUPALI MI ?

Bilirsiniz Avrupalıların bir siyasi taktiği vardır.Halka bir şeyi inandırmak istediklerinde önce bir söylenti çıkarırlar .     

     Mesela :şöyle bir söylenti 'türkler sizi öldürmek istiyor ' bunu bütün devlete yayarlar sonra halkın nabzını yoklarlar eğer halk galeyana geliyorsa onları Türklerle savaşmak için yönlenderme yoluna girerler ve başarılı olurlar.

     Bu gelenek papazlardan kalmadır.Şu an tüm Avrupalılar ve onların soyundan gelen tüm devletler tarafından  uygulanır.

     Bizim ülkemizdede şu an sanki öyle bir yönetim var.Önce söylenti çıkarıyor sonra halkın nabzına bakıyorlar halk karşı çıkıyorsa pişkin pişkin vazgeçiyor.   

örnek vermek gerekirse

GDO söylentisi

Kürt açılımı

Grip aşısı

Etnisite

sağlıkta yüzde

yada çıkmış yada çıkacak söylentilerdir .

Halkın nabzı yoklanıp uygulamaya konuyor.

                         

Yorum (yok) Yorum yaz!

BLOGCUDAKİ BU DEĞİŞİM SANSÜRMÜ

Eskiden ulaştığımız tüm  okuyucularımız bize yorum yapabiliyordu.Şimdi

sanki blogcu içine kapandı ve facebook gibi bir arkadaşlık sitesi oldu.

Bundan

 dolayı blogcuya ilgi azalacaktır.

Blogcunun evrensel hizmetinin kaybolması bizi derinden üzdü.Biz blo

gcunun eskiden olduğu gibi evrensel olmasını bekliyoruz.

Yorum (1) Yorum yaz!

ANAYASA MAHKEMESİNİ KUTLUYORUZ

Teröristlerin partisini kapattığı için Anayasa mahkemesine teşekkür ediyoruz,zamanı geldi de geçtiydi.

Bundan sonra uygulanması gereken olağan üstü hal.Teröristlerin ortalıkta gezmesine müsade edemeyiz.Her tarafı yakıp yıkıyorlar .Kendi kendine savaşıyorlar bu teröristler.

Vatanımıza saldıranlar hiç bir şeye layik değildir.Türk halkının merhametini zorlamakta tanneymiş.Emperyalistler iyi olsaydılar Afganlar,Iraklılar ve pakistan bu halde olmaz idi

Yorum (yok) Yorum yaz!

DEVLETTEN VATANDAŞLIK İSTEĞİMİZ


Bizim vatandaş olarak demokratik isteğimizi Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine bildirmek istiyoruz:

Biz Türkiye Cumhuriyeti halkı olarak pkk lıların kürt ve müslüman olduğuna inanmıyoruz

neden derseniz pkk lılar müslüman olsaydı müslüman Türk halkını vurmaz idi.Kaldı ki Peygamberimizin  'o asker ne güzel asker' diye övdüğü askerin milletini  vurmak ne oluyorki.

Biz millet olarak bu illetten bıktık!!!

Ha diyelim ki bıkmadık biz arsızmıyız bizim de bir dayanma gücümüz var öldür öldür nereye kadar.

Hükümetin artık kürt olmayan kişilere açılım yapacağına bir şeyler yapmasını bekliyoruz.

Kürtler bizim kardeşimiz milyonlarca Türk Kürt birbirleriyle evlenmiştir onun için ne olduğu belli olmayan pkklıların Hitlercilik yaparak nereye varmak istediğini görmek istemiyoruz.

Onun için ki pkklı belediyelere sıkı yönetime uygulansın oradaki evler aransın gece sokağa çıkma yasağı konsun mademki güzel ve demokratik bir ülkede yaşamak istemiyorlar sıkı yönetimli bir devlette yaşasınlar: baskıyla.

Bu bizim için avrupa birliğine girememe pahasına olursa olsun.

Yeter ki canımız pahasına olmasın öyleki bu Avrupa birliğine girmek bizim nufüsumuzun yarısına mal olacak.

Devletimizden isteğimiz olağan üstü hal uygulansın gerekirse tüm Türkiyedeki evler aransın nüfüs sayımı yapılır gibi.Bunca zaman ki şehitlerimizin hatrına bu gerekli oldu artık.

Avrupa birliğine giripte ne yapacağız onlar gördünüz ki camilere karşı nasıl yürüyüş yaptılar.

Hükümetten isteğimiz olağan üstü hal!!!!!

Hükümetten isteğimiz olağan üstü hal!!!!!

Hükümetten isteğimiz olağan üstü hal!!!!!

 

        kaynak:                                   Şemsi Sarp

 

 

Yorum (1) Yorum yaz!

EBU HANİFE KİMDİR


Ebu Hanife  (asıl adı Numan bin Sabit bin Zutadır), 699 yılında Kufe’de doğup, 767'de Bağdat'ta öldürüldü. Müslümanlar tarafından ehl-i sünnet itikadının lideri kabul edilir. Hanefi Mezhebinin kurucusudur. Müslüman inancında olanların %45-50'i Hanefi mezhebindedir.

Babasının adı, Sabit'tir. İran'ın ileri gelenlerinden bir zatın soyundan olup, Faris oğullarındandır. Dedesi Zuta'nın, İslam dinini kabul ettiği, babası Sabit'in, Hz. Ali ile görüştüğü, kendisi, evladı ve zürriyeti için duasını aldığı rivayet edilir.

Küçük yaşta Kur’an-ı kerimi ezberlemiş ve Arapçanın o zaman tasnif edilmekte olan sarf, nahv, şiir ve edebiyatını öğrenmiştir. Gençliğinin ilk yıllarında Eshab-ı kiramdan Enes bin Malik’i, Abdullah bin Ebi Evfa’yı, Vasile bin Eska’ı, Sehl bin Saide’yi ve hicri 102’de en son Mekke’de vefat eden Ebu’t-Tufeyl Amir bin Vasile’yi görmüştür. Bunlardan hadis dinlemiştir.

İmam-ı Şabi’nin tavsiyesiyle ilme sarılıp, ders halkalarına devam etmeye başlamıştır. İmam-ı A’zam önce kelam ilmini, iman ve itikadı ve münazara bilgilerini Şabi’den öğrenmiştir. Daha sonra Hammad bin Ebi Süleyman’ın ders halkasına katılarak fıkıh ilmine başlamıştır. Hammad’ın derslerine yirmi sekiz yıl devam etmiştir.

Hocası Hammad’ın dersine devam ettiği sırada sık sık Hicaz’a gidip Mekke ve Medine’de çoğu Tabiinden olan âlimler ile görüşür, onlardan hadis rivayeti dinler ve fıkıh müzakereleri yapardı. Ehl-i beytten Zeyd bin Ali’den, Muhammed Bakır’dan ilim öğrendi.

Tasavvuf bilgilerini Muhammed Bakır, ondan sonra da Silsile-i aliyyeden olan Cafer-i Sadık'dan öğrendi. Eshab-ı kiramdan İbni Abbas’ın ilmini, Mekke fakihi Ata bin Ebi Rebah’tan ve İkrime’den, Hz. Ömer ve onun oğlu Abdullah’tan nakledilen ilimleri Abdullah bin Ömer’in azatlısı Nafi’den öğrendi. Böylece, Eshab-ı kiramdan İbni Mesud ve Hz.Ali’den nakledilen ilimleri de buluşup görüştüğü Tabiinden öğrendi.

İmam-ı A’zam, İslam dinine yaptığı hizmetleriyle İslamiyet’i iman, amel ve ahlak esasları olarak bir bütün halinde insanlara yeniden duyurmuş, şüphesi ve bozuk bir düşüncesi olanlara cevaplar vermiş, önce itikadda birlik ve beraberliği sağlamış; ibadetlerde, günlük işlerde İslam fıkhının esaslarını ve şeklini tespit etmiştir. Böylece, ikinci hicri asrın müceddidi (dinin yeniden yayıcısı) unvanını almıştır.

İmam-ı A’zam, fıkhı; Leh ve aleyhte olanı bilmek, tanımak diye tarif etmiştir. Bu tarife göre fıkhı tespit etmek için, Edille-i şeriyyeye başvururdu. Bunlar Kitap, yani Kur’an-ı kerim, Sünnet (Peygamberin sözleri, fiilleri ve takrirleri), İcma-ı Ümmet (Eshab-ı kiramın bir mesele hakkındaki sözbirliği) ve Kıyas-ı Fukaha (hükmü verilmiş meselelere benzeterek bir başka meseleyi hükme bağlamaktır.

İmam-ı A’zam herhangi bir fıkıh mevzuunun işlenmesi veya fetvasının takrir edilmesi, yahut da cevabı bulunmak üzere mevzu (konu) edildiğinde, sırasıyla bu dört kaynağa baş vururdu. Önce Kur’an-ı kerime bakar, hükmü aranan meselenin işaret yoluyla, iktiza yoluyla, ibare yoluyla veya delalet yoluyla cevabı varsa meseleyi ona göre çözerdi. Meselenin halli için Kur’an-ı kerimde delil bulunmazsa Sünnete, burada da bulamazsa İcma-ı Ümmete bakardı. Bu kaynaklarda bulursa meseleyi çözerdi, hükmünü bildirirdi. Şayet sırasıyla bu üç kaynakta bulamazsa, o zaman Kıyasa başvurur ve meseleyi çözerdi.

İşte İmam-ı A'zam Ebu Hanife; en mükemmel usullerle yaptığı uzun çalışmaları ve ictihadı neticesinde çözdüğü ve tedvin ettiği fıkıh (hukuk) bilgileri ile Müslümanların ibadetlerinde ve diğer işlerinde İslamiyet'e doğru bir şekilde uymak için takip edecekleri bir yolu gösterdi ve bu yola “Hanefi Mezhebi” denildi.

Talebelerine verdiği dersleri ise mükemmel bir usul ile yürütürdü. Bir taraftan fıkhın eski hadiselere ait bilinen hükümleri takrir edilir (anlatılır) ve müzakere yapılır, diğer taraftan yeni hadiselere ait hükümler bulunurdu. Geçmiş ve yaşanmakta olan hadiselerin hükümleri takrir edilirken, bunlara benzeyen veya aynı cinsten olup da gelecekte vuku bulabilecek hadiselere ait hükümler de araştırılıp bulunurdu. Dolayısıyla imam-ı A’zam'ın derslerinde geçmiş ve yaşanmakta olan halin meselelerinden başka, geleceğe ait meselelere geçilmiş ve fıkhın külli (genel) kaideleri tespit edilmiştir.

İmam-ı A’zam, ömrü boyunca, insanları, imandan ayırmaya çalışan ve kendilerine “Dehriyyun” denilen fırkalarla mücadele etmiştir. Bunların başında ibni Sebeciler, Hariciler ve Mürcie, Mutezile, Cebriyye gibi fırkalar gelmekteydi.

İmam-ı A’zam, fıkıh ilmini ilk defa kollara ayırıp her branşın bilgilerini ayrı ayrı toplamış, usuller koymuş, Feraiz ve Şurut kitaplarını yazmıştır. Ayrıca Eshab-ı kiramın, Peygamber'den naklen bildirdiği iman, itikad bilgilerini de toplayıp yüzlerce talebesine bildirdi.

İlmi Kelam, yani iman bilgileri mütehassısları yetiştirdi. Başta gelen talebeleri; İmam-ı Ebu Yusuf ismiyle meşhur Yakub bin İbrahim, Muhammed Şeybani, Züfer bin Hüzeyl, Hasan bin Ziyad, oğlu Hammad, Davud-i Tai, Esad bin Amr, Afiyat bin Yezid el-Advi, Kasım bin Ma’an, Ali bin Müshir, Hibban bin Ali gibi âlimlerdir.

İmam-ı A’zam’ın derslerinde çözülen fiili ve nazari fıkhi meselelerin sayısı altıyüzbini aştığı rivayet edilir. İmam-ı Matüridi ondan gelen kelam bilgilerini kitaplara yazmıştır. Yetiştirdiği talebelerin sayısı dört bine ulaşmış olup, bunlardan yedi yüz otuzu ilimde iyice yükselmiş, içlerinden kırk kadarı ictihad derecesine çıkmıştır. Bazı müellifler onun derslerinde yetişen talebelerinin isim ve künyelerini, mensup oldukları şehirlerini tespit edip, yazmışlardır. İmam-ı A’zam ticaretle de uğraşırdı.

Vefatı

İmam-ı A'zam bütün zorlamalara rağmen hükümet ve siyaset işlerine karışmamıştır. İkinci Abbasi halifesi Ebu Cafer Mensur bu yüzden İmam-ı A'zamı hapsettirip işkence yaptırmış ve zehirleterek öldürtmüştür.

Vefatından sonra çok kimseler onu rüyasında gördüklerini söylemişler ve kabrini ziyaret ederek, onun şânının yüceliğini dile getiren rivayetler anlatmışlardır. “Yüz elli senesinde dünyanın ziyneti gider” hadis-i şerifinin, imam-ı A’zam için olduğunu İslam âlimleri bildirmiştir. Çünkü o tarihte İmam-ı A’zam gibi bir büyük vefat etmişti. Mezhebi, İslam âleminin büyük bir kısmına yayıldı. Selçuklu Sultanı Melikşah’ın vezirlerinden Ebu Sa’d-i Harezmi İmam-ı A’zamın kabri üzerine mükemmel bir türbe ve çevresinde bir medrese yaptırdı. Daha sonra Osmanlı padişahları bu türbeyi defalarca tamir ettirmiştir. Bkz: İmam-ı Azam Ebû Hanife Külliyesi

Eserleri

Ebu Hanife'nin eserleri pek çok olup zamanımıza kadar ulaşmış olanları başlıca on tanedir. Aslında akaid ve fıkıh ilimlerinde rivayet edilen bütün meseleler onun eseridir.

    * Risale-i Redd-i Havaric ve Redd-i Kaderiyye: İmam-ı a’zamın usul-i dinde ilk yazdığı eserdir.
    * El-Fıkh-ul-Ekber: Akaide dairdir. Bu eserin birçok şerhi yapılmış olup, başlıcaları şunlardır: El-Kavlül-Fasl; Muhyiddin bin Behaeddin tarafından yapılan şerhidir. Bu kitap Hakikat Kitabevi tarafından ofset yoluyla basılmıştır. Pezdevi, Ebu’l Münteha ve imam-ı Matüridi tarafından yapılan şerhleri de meşhurdur.
    * El-Fıkh-ül-Ebsat: İmam-ı a’zam bu eserinde istita’at (insan gücü) hayır ve şer, kaza ve kader meselelerini açıklamaktadır.
    * Er-Risale li Osman Büsti: Eserde iman, küfür, irca ve va’id meseleleri açıklanmıştır.
    * Kitab-ül-Âlim vel-Müteallim: Bu eserde muhtelif meseleler hakkında Ehl-i sünnet itikadını bildirmek için tertiplenmiş soru ve cevaplar vardır.
    * Vasiyyet-i Nukirru: Eserde Ehl-i sünnet vel-cemaatin hususiyetleri anlatılmakta, akaid ve farzların hudutları açıklanmaktadır. Bu vasiyetten başka oğlu Hammad’a ve talebesi Ebu Yusuf’a yaptığı vasiyet olmak üzere on beş kadar vasiyetnamesi vardır.
    * Kaside-i Numaniyye
    * El-Asl


KAYNAK: WİKİPEDİA

Yorum (yok) Yorum yaz!

Saçlar için mükemmel bir karışım

Saçlar için mükemmel bir karışım

Mevsim değişiklikleri saç dökülmesine neden olabilir. Yazın sağlıklı parlayan saçlarınız, sonbahar geldiğinde ışıltısını kaybedebilir.

 

Saç Bakımı

Saç Bakımı

5 bitkisel yağdan oluşan bakım maskesiyle saçlarınızı besleyebilir, dökülmesini önleyebilirsiniz.

Bitkisel saç bakım maskesini haftada 1 kez düzenli olarak uygulamalısınız. İlk iki uygulamadan önce saçlarınızın güçlendiğini ve parladığını hissedeceksiniz.

Bitkisel Maske Tarifi

Malzemeler,

Tatlı badem yağı

Susam yağı

Hint yağı

Sarımsak yağı

Isırgan tohumu yağı

Hazırlanışı,

Her yağdan eşit miktarda alarak cam bir şişede karıştırın.

Saç diplerine ve uçlarına masaj yaparak sürün.

Boneyle saçlarınızı kapatın.

2 saat bekleyin ve yıkayın


Yorum (yok) Yorum yaz!

SAÇ BAKIMI

                               Saç bakımı hakında bir kaç reçete

                          Saç kıran ve saç dökülmesine iyi gelen tarif

Saç dökülmesi:iki baş sarımsak bir soğan bir yumurta sarısı iki

                           yemek kaşığı zeytin yağı

                           Bu reçetelerden sarımsak ezilir soğan rendelenir

                           yada hepsi karıştırır blenderden geçirilip tel süzgeçten

                           süzülür .

                           Saça en güzeli bir parça pamukla  sürelim

                           Başınıza bir folyo geçirin ve iki saat bekletin.

                           Sonra normal yıkayınız.

Saçları parlatmak için;açık renkli saçları parlatmak için iki kaşık papatya

cezvede  kaynatılır ve saçlara sürülür.

 

koyu renkli saçları parlatmak için ayda bir soğan kabuklarını az suda

kaynatın ve içine iki kaşık çay demleyin ve saçınıza bir pamuk yardımıyla

sürün bir saat bekkletin ve yıkayın.

                          

                            

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

BOLERO KAZAKLAR PANÇOLAR



























Yorum (yok) Yorum yaz!

ÇOCUK ÖRGÜ MODELLERİ


ÇOCUKLAR İÇİN HARİKA ÖRGÜ MODELLERİ





Şunlara baksanıza nekadar şirinler






































Yorum (yok) Yorum yaz!

ÖRGÜ MODELLERİ



HARİKA ÖRGÜ MODELLERİ














http://www.rainbow7.blogcu.com








http://www.rainbow7.blogcu.com



























http://www.rainbow7.blogcu.com






http://www.rainbow7.blogcu.com





















http://www.rainbow7.blogcu.com








http://www.rainbow7.blogcu.com

Yorum (yok) Yorum yaz!

ÖRGÜ MODELLERİ 1












http://www.rainbow7.blogcu.com
















http://www.rainbow7.blogcu.com

















http://www.rainbow7.blogcu.com


http://www.rainbow7.blogcu.com


http://www.rainbow7.blogcu.com











http://www.rainbow7.blogcu.com










http://www.rainbow7.blogcu.com






http://www.rainbow7.blogcu.com



Örnekleri sayfayı büyüterek alabilirsiniz
                                                                                                                                        rainbow7

Yorum (yok) Yorum yaz!

ÖRGÜ MODELLERİ


harika örgü modelleri










































































Yorum (yok) Yorum yaz!

SIR KAPISI ÜZERİNE

        Sır kapısında gösterilen filmlerde işlenen güya kötülüktür. Biz bu filmleri ilk izlediğimiz vakit hepimiz oturup ağlıyorduk. Zaman zaman bizi deprasyona sokuyordu. Sonra kendi kendime dedim ki "ya git ya" bu filmler bizleri hasta ediyor. İzlemeyelim. İzlemediğim vakit bunun üzerine düşünme fırsatım oldu. Güya sır kapısında hep insanlara iyilik yapmak işlenirken baktım ki kendim kötü durumdayım. Elektrik paramı ödeyemiyorum. Kömür alamıyorum. Kendi aileme merhamet etmeyi bıraktım. Elime geçen parayı başka insannlara yardım ediyorum. Zaten öğrencim var ama durmadan sadaka veriyorum. Yani sır kapısı tarzı filmler insanı uyutuyor koyun gibi yapıyor. Bol bol yardıma yöneltiyor. Zengin olan dinimize göre yapabilir. Ona sözüm yok. Ayrıca sır kapısı gibi filmlerde iyilik işlenirken kötülükten de bol bol örnek var.
Çocuğunu döven,
Hırsızlık yapan,
Adam öldüren,
Kötülük yapan,
Tecavüz eden,
Yetim hakkını yiyen,
Başkasının malını gaspeden,
Yaşlılara kötülk eden,
Dolandırıcılık,
Ahlaksızlık,
Adam kandırma v.s.
       Yani demek istediğim, iyiilik gösterilirken kötülük daha çok gösteriliyor. iyiliğe yatkınlığı olan iyiliği alıyor.Kötülüğe yatkınlığı olan kötülüğü alıyor. Ayrıca günümüzde kötülüğe uğruyorum diye duygu sömürüsü yapanlar çoğaldı.

         "KÖTÜ ÖRNEK EMSAL TEŞKİL ETMEZ"

          Bu sır kapısı gibi filmlerden sonra kötüler çoğaldı. Psikolojik hastalıklara yakalananlar çoğaldı. Çünkü normal insanlar da artık kendi kendilerine duygu sömürüsü yapmaya başladılar. Ailelerini düşündükleri vakit kendilerinin kötü olduğunu zannederek morallerini bozdular. 

           Pergamberimiz SAV.'in güzel sözü var.

          "
Aile fertlerine yapmış olduğun her iyilik onlara bir sadakadır
"

          Önce aile huzuru ve mutluluğu gelir. Yani aile arasında haklar birbirine ödendikten sonra tabiki yardım etmeliyiz. Öncelik kendi akrabalarımızdan başlar. Sonra da diğer insanlara yardımlarımızı esirgememeliyiz.






Yorum (yok) Yorum yaz!

RASMUSSEN TÜRKİYEDE

RASMUSSEN TÜRKİYEDE                                                                                           

Rasmussen Rasmussen Besmelesiz banyoya girilmez bak gördün mü?Sizi

müslüman bir ülkede nasıl cin çarptı ;bu size ders olsun da bir daha haksız

konuları savunmayın .türk doktorları överek bu işten

kurtulamazsınız:mazallah bir peri musallat olursa sizi ancak bir cinci   hocaya

götürmek zorunda kalırız .Müslüman halkın silahından değil duasından

korkunuz .Banyoda omzunuzun çıkması bir işarettir helede banyoda bence siz
Besmelesiz bir daha banyoya girmeyin sakın sakın ha!!!!!!                                           

kaynak                                                                                                                                                               Şemsi Sarp

Yorum (yok) Yorum yaz!

EY TÜRK

 
                                   BAŞBAKANIM

Sayın Başbakan Erdoğan biz etnik milliyetçiliğe karşiyız derken kendinizle
çelişiyorsunuz!Lazlar Laz   Gürcüler Gürcü Boşnaklar Boşnak   BU VATANI VATAN yapan Türkler neci?   Ayrıca Lazlar Boşnaklar,Gürcüler Arnavutlar bu milletler Osmanlı yadigarıdır biz bunların cümlesini bağrımıza basmışız onlar bizim kardeşimizdir.Ha gelelim Kürtlere onlar bizim ebediyetten kardeşimiz aramıza nifak sokanların elbet bir menfaatı vardır.                          
Milletini seven Türkler asla ırkçı olmamıştır.Türklerin kurduğu tüm devletlerde herkes refah içinde yaşamıştır.Osmanlının adaletine ihanet edenlerin ne durumda olduğu malum.İyi olmak kolaydır,zor olan adil olmaktır:siz ulusumuzu etnik parçalara bölerek ne elde edeceksiniz.Bir ulusun gücü birlikten doğar.

Yorum (yok) Yorum yaz!

hafızanızı güçlendirin

Güçlü hafızanın 10 formülü
Herkes güçlü bir hafızasının olmasını ister. Ama ne var ki, "unuttum" ya da "hatırlamıyorum" en sık duyduğumuz kelimerlen olur. Hafızanızı güçlendirmenin yöntemleri.

Kim güçlü bir hafıza istemez ki! Aslında hafızamızı güçlendirmek biraz da bizim elimizde. Uzmanlar bunun için uygulaması basit önerileri sıralıyor.

İngiltere’de Guy’s Hastanesi ve Kings College Üniversitesi doktorları, beynin egzersiz, vitamin ve mineral içeren besin maddelerin ihtiyacı olduğuna dikkat çekerek, hafızayı kuvvetlendirmenin 10 yolunu şöyle sıraladı:

1. Soya: Soyadaki doğal östrojen hafızayı hem kuvvetlendiriyor hem kıvraklaştırıyor.

2. Hafıza mineralleri: Vücutta demir ve çinko azlığı, belleği zayıflatıyor, çünkü azalan hemoglobin nedeniyle beyne yeterince oksijen taşınmıyor.

3. Kahve: Kafein zihin performansını, hafıza ve konsantrasyonu artırıyor.

4. Zihin egzersizi: Zihnini aktif tutanlarda bellek daha kuvvetli.

5. Vücut egzersizi: Haftada üç kez yarım saatlik egzersiz, hafızayı zayıflatan stresi azaltıyor.

6. Sakız çiğnemek: Sakız çiğnerken beynin ‘hippocampus’ bölümü daha iyi çalışıyor.

7. Biloba: Aynı adlı ağaçtan elde edilen madde, damarları açıp beyne daha fazla oksijen taşıyor.

8. Yağlı balık eti: Haftada üç kez yağlı balık veya üç gün 330 mg. balık yağı hapı, hafızayı güçlendirecek ‘Omega 3’ yağ asitlerini almanız için yeterli.

9. Adaçayı: Zihin yorgunluğu için en iyi çare. Adaçayı familyasından limonun yağından elde edilen esansın da konsantrasyonu arttırdığı keşfedilmiş.

10. B vitamini: Beyni serbest radikallerden koruyup beyne daha fazla oksijen gelmesini sağladığı için Niacin, B3, B13 vitaminleri bellek için çok önemli.

HAFIZA KONTROLÜ İÇİN BUNLAR GEREKLİ

+ Unutmanın normal olduğunu kabul edin. Gençken de birçok şey unutuluyor.

+İşitmenizi kontrol ettirin. Belki de yeterince iyi duymadığınız için hatırlayamıyorsunuz. Hatırlama yeteneğinizde belirgin bir düşüş olduğunu hissediyorsanız doktorunuzla görüşün.

+ Troit bezi hastalığı, östrojen hormonu azalması, bunaltı, stres, yorgunluk, depresyon, bazı ilaçlar (uyku verici ilaçlar, antidepresanlar, lityum, antihistaminikler, sibutramin ve amfetamin içeren zayıflama ilaçları) ve yoğun alkol kullanımı unutkanlığa yol açabilir; dikkate alın.

+ Yabancı dilde yeni kelimeler, yeni markalar, yeni telefon numaraları, yeni adresler ezberleyin. Şiirleri, atasözlerini aklınızda tutmaya gayret edin. En sevdiğinizden başlarsanız işiniz daha kolay olacak.

+ Zihninizde hatırlamak istediğiniz cisimlerin, kişilerin, yer ya da sayıların bir resmini yapın.

+ Konsantre olmak istediğinizde dikkatinizi dağıtacak gürültüleri ortadan kaldırın. Bir konuşma sırasında aklınızda tutmak istediğiniz bilgiyi tekrar edin.
Liste yapın ve hatırlamak istediğiniz şeyleri takvim üzerine yazın, sık sık bu listelere bakın.


kaynagını bilmiyorum harddiskimde doc şeklindeydi


bi de hafızayi diri tutma için 10 yöntem.doc var:
Hafızanızı diri tutmak için 10 alıştırma
Dipdiri bir hafıza için 10 alıştırma

Ters el alıştırması

Sağ eliniz yerine biraz da sol elinizi kullanmaya başlayın. Saçlarınızı sol elinizle tarayın, kalemi ters elinizle tutun gibi... Sonuç olarak, rutin alışkanlıklarınızı kırar ve beyninizin kullanmadığınız diğer yarısını da harekete geçirmiş olursunuz.

Polisiye alıştırması

“Dün akşam şu saatte ne yaptım, neredeydim, iki saat önce ne yaptım?” gibi, genellikle polisiye romanlarında sorulan soruları kendinize yöneltin. Ve tabii cevaplayın. Bu alıştırma sonucunda yaptıklarınıza karşı dikkatinizi geliştirebilirsiniz.

Ressam alıştırması

Burnunuzun ucunda bir fırça olduğunu hayal edin. Bununla havaya en sevdiğiniz renkte yatay bir sekiz çizin. Bu çizim hareketleri, yorgun zihninizi hemen canlandırır. Aynı zamanda beyni bloke eden stresi etkili biçimde yok eder.

Çocuk oyunu alıştırması

İşe veya alışverişe giderken, tıpkı bir çocuk gibi merak içinde bütün duyularınızı harekete geçirin. Bakın, dokunun, dinleyin, koklayın. Bu şekilde çok ender yaptığınız bağlantıları canlandırır, beyninizin kapasitesini artırırsınız. Duyu organlarınızın ne kadar fazlasını kullanırsanız, hafızanız her zaman canlı kalır.

Harf alıştırması

Elinize bir gazete ve bir fosforlu kalem alın. Sırasıyla paragrafları okuyun ve çift yazılmış harflerin üzerini çizin. Mesela, çift ‘t’ ve ‘m’lerin üzerini işaretleyin. Böylelikle konsantrasyonunuzun ne kadar uyarıldığını hemen hissedeceksiniz. Bu, zihnin canlanmasını artırır.


Yürüyüş alıştırması

Asker yürüyüşü gibi olduğunuz yerde hareket edin. Sol bacağınızı her kaldırdığınızda, önce sağ elinizle, sonra sol elinizle dizinize dokunun. Böyle çaprazlama hareketlerle beyninizin her iki tarafını kullanmış olursunuz.


Ajan alıştırması

Bu alıştırmayı daha çok sokakta yapacaksınız. Çevrenizde bulunan arabaların plakalarına bakın ve plakadaki harflerden kelimeler, hatta cümleler türetmeye çalışın. Böylece hem kelime hazinenizi geliştirir hem de beyninizi canlandırırsınız.

Resim alıştırması

Bu alıştırmayla alışveriş listelerini çok kolay ezberleyebilir, hafızanızı güçlendirebilirsiniz. Bunun için kalem kağıt alın ve kağıdın üzerine mum, kaktüs, yonca gibi semboller çizin. Her resim bir sayıyı sembolize ediyor. Ardından sembolleri sayılara göre ezberleyin. Bu alıştırmayla, zihninizde listeler oluşturmayı kolay başarırsınız.

Otobiyografi alıştırması

Düşünün ki, hayat hikayenizi tekrar yazmanız gerekiyor. Burada, işe, gittiğiniz ilkokuldan başlayabilirsiniz. Bunun için en yakın arkadaşınızı, tipini, sınıfınızın düzenini hatırlamanız gerekiyor. Bu alıştırmayla, kişilerle ilgili hafızanızı harekete geçirirsiniz.

Hipnoz alıştırması

Özellikle stresli anlarınızda olumlu kelimelerden destek almaya bakın. Bunlarla olumsuz düşüncelerinizi yok edersiniz. Mesela, “Benim için gerekli olan her şeyi biliyorum ve çok sakinim” cümlesini tekrarlayabilirsiniz.

bu da harddiskimdeydi kaynagını bilmiyorum.
paylaştığım için yanlış mı yaptım acaba?
  
                                                                                  alıntı

Yorum (20) Yorum yaz!

Tatilden döndüm

 

                  TATİLDEN DÖNDÜM

 

Sevgili blogcu arkadaşlarım öncelikle  hepinizin geçmiş berat kandilini kutlarım umarım ülkemize ve bizlere hayırlar getirir .Biliyosunuz uzun zamandır sizlere cevap yazamadım tatile gidişim biraz telaşlı oldu sizlere haber veremedim yaklaşık iki aydır köydeydim ana baba ocağında; sizlere mutluluğumu ifade edemem ,her günüm mutlu geçti köy havası bir başka oluyor su içseniz yarıyor eee oralarda boş mu durdun derseniz hayır bir ırgat gibi çalıştım tabii spor olsun diye seve seve.Dönüş pek kolay olmadı göz yaşı sel oldu anadan babadan ayrılması pek zor oluyor bilirsiniz Allah ana babalarımızı başımızdan eksik etmesin onlara uzun ömürler versin Yarabbim onları hep korusun .Şimdi evimdeyim yorgunluğumu atmaya çalışıyorum sizleri de çok özledim Allah izin verirse bundan sonra da yine selamlaşmaya devam ederizAllahın selamı üzerine olsun ve ramazan ayının ülkemize hayırlar getirmesine vesile olsun inşallah

Yorum (4) Yorum yaz!

saç bakımı

saç bakımı

Saç Bakımı

Pırıl pırıl yanan güzel ve bakımlı saçlara sahip olmak istiyorsanız önce saçınızın yapısını tanımalısınız. ve saç bakımı yapmalısınız. Normal ve sağlıklı saçların dışında üç türlü saç tipi vardır: İnce Telli ve Kolay Kırılan Narin Saçlar, Yağlı Saçlar, Kuru Saçlar



saç bakımı

Saç Bakımı İçin Mutfağınızdan Faydalanın

Saçlarınızın pırıl pırıl olması için sirkeli su ile yıkayın

Saçlarınızın beyazlamasını geciktirmek ve güçlendirmek için; Bir avuç sarmaşık yapraklarını1 litre suda 10 dakika kaynatın. Saçlarınızı şampuanla yıkadıktan sonra bu su ile durulayın.

Eğer saçlarınıza röfleli bir görüntü kazandırmak istiyorsanız; Sarmaşık yapraklarını kaynattığınız suya 1 demet maydanoz atarak kaynatın ve saçınızı bu su ile durulayın.

Kepeklerinizden kurtulmak istiyorsanız haşlanmış kereviz suyuyla saçınızı yıkayın.

Güçlü ve parlak saçlar için saçınızı zeytinyağı ile tarayın ve diplere işlemesi için başınıza bir havlu sarıp bir iki saat bekleyin. Daha sonra Saçınızı uygun bir şampuanla yıkayın.

Hergün yatmadan önce saçlarınızı yumuşak bir fırça ile fırçalayarak basit şekilde saç bakımı yapabilirsiniz. Hem gün boyu saçlarınıza toplanan tozları temizlemiş, hem de saçlarınızı canlandırmış olursununuz.

Saçlarınızın beyazlamasını geciktirmek ve güçlendirmek için; Bir avuç sarmaşık yapraklarını1 litre suda 10 dakika kaynatın. Saçlarınızı şampuanla yıkadıktan sonra bu su ile durulayın.

 

Yorum (5) Yorum yaz!

Ah Danimarka sen neymişsin

 

"Arkadaşlar bilmiyorum izliyormusunuz sınırlar ötesindeki programıyla Banu Avar hanım efendi Avrupanın kaçınılmaz bakış açısını işliyor.Sizlere tavsiye ederim izleyin..."

 

AH DANİMARKA SEN NEYMİŞSİN

 

Danimarka Kopenagh krterlerinin beşiği olmasına rağmen uygulamıyorda bir ölçüye göre uyguluyor.Bu ölçü sağ partilerinin düşünceleridir.O düşünceye göre başka milletlere yaşama hakkı vermiyor.Kendileri üstün olduğundan değil zorba olduklarındandır.Sayın Danimarkalılar

 EskiMo bir çoğunu yok edip %98 ini asimile edip hiristiyan yapmışlardır.Şu an kültürünü yaşayan hiç bir Eskimo kalmamıştır.Banu Avar ın "Bu insan hakları ihlali değil mi ?" sorusuna Danimarka insan hakları başkanı görevlisi hayır yok diyor ve gülümsüyor ve gözünde garip bir hüzün mü desem kinli nefret bakışı mı desem.Başkan üstelik  kadın ve başında devletten bir görevli.Danimarkada aile kalmadığı içindir herhalde hanım efendi ana olmamışki içinde merhamet yok .Eskimoları hem vatanlarından kovdular sömürdüler zenginliklerini harcadılar tüm Grönlandı kirlettiler ve " Eskimoları vatanlarından müslümanlar kovmuştur "diye küstah bir

 bir cevap verebiliyorlar.

danimarkada bir kanun var bir kişi suçlu olduğunda ispat edilene kadaar suçsuzdur.Türkiye aleyhinde davrananlar ve yahut suç işleyenlerin suçları zaten ispat edilmiyorve suçsuz oluyorlar.Ama Danimarka vatandaşları bile devlet alehtarı bir söz etselseler suçlu sayılırlar.Basın özgürlüğü var güya Danimarkada basın özgürlüğü sadece onlardan olmayan milletlere ya da islamiyete karşı konuşulursa var.

kendi ülkesine karşı konuşulursa yok

Yorum (yok) Yorum yaz!

ev temizliği için pratik bilgiler

Ev Temizliği İçin Pratik Bilgiler

Her kadın, evinin pırıl pırıl ve derli toplu görünmesini ister. Ev toparlamak ev işlerinin en yorucusudur. Bir gün önce yaptığınız temizlikten ertesi gün eser kalmaz. Ev temizliği için faydalanabileceğiniz bazı pratik bilgiler sayesinde daha az yorulup daha az zaman harcayacaksınız.

Toz Bezleri

Eğer toz bezleri sildiğiniz yüzeye toz bırakıyorsa her toz alışınızdan sonra durulama suyuna bir miktar gliserin koyun. Bir dahaki sefere toz beziniz toz bırakmayacaktır.

Evinizi Toparlarken

Temizliğe başlamadan önce doğal olarak evde bir tur atıp şöyle bir etrafı toparlarız. Fakat bunu yaparken sürekli o odadan o odaya dolaşmak zorunda kalırız. Bu da epey bir zamanımızı alır. Evi toparlarken bilimize önünde büyük bir cebi olan bir önlük takarsak ya da elimize bir sepet alıp bütün yayıntıları biriktirip daha sonra ait oldukları yerlere koyarsak daha az zaman harcamış oluruz.

Cam Silerken

Cam silerken silme suyuna tuz koyulduğunu hiç duydunuz mu? Camlarınızı silerken suyun içine biraz tuz koyarsanız hem daha kolay temizlerin hem de tertemiz, pırıl pırıl olur.

Yerdeki Cam Kırıkları

Herhangi bir cam eşyamız kırıldığı zaman kırılan eşyadan çok yere saçılan cam parçalarını nasıl toplayacağımızı düşünürüz. Böyle bir durumda bir parça ıslak pamuğu yerde gezdirirseniz cam kırıklarının pamuğa takıldığını ve camların kolaylıkla temizlendiğini göreceksiniz.

Kristal Avizeleri Parlatmak İçin

Kristal avizelermizin baş düşmanı sigara dumanı ve tozdur. Bu yüzden avizelerimizi sık sık temizlememiz gerekir. Fakat temizlerken deterjanlı su yerine karbonatlı veya sirkeli su kullanırsanız hem daha kolay temizlenir hem de daha geç kirlenir.

Çamaşırların Donmaması İçin

Kışın balkona astığınız çamaşırlarınızın donmaması için makinenizin yumuşatıcı gözüne çok az tuz koyun. Böylece çamaşırlarınız soğuktan etkilenmeden daha çabuk kurur.


Yorum (1) Yorum yaz!

pratik bilgiler

Mutfağınız İçin Pratik Bilgiler

 

Mutfak, ev hanımlarının en çok ve zevkle vakit geçirdikleri yerdir. Fakat genede küçük aksilikler bazen canımızı sıkabilir. Mutfağınız için pratik bilgiler ve denenmiş ipuçları mutfak işilerinizi oldukça kolaylaştıracaktır.

Et Kızartırken

 

İster ızgarada, ister tavada olsun büyük parça et kızartacaksanız etinizi önce akan soğuk suyun altında biraz tutun. Böylece et suyunu salmaz, içinde kalır ve daha lezzetli olur.

 

Yumurtaların Kaynarken Çatlamaması İçin

 

Yumurtalarınızın kaynarken çatlamaması için yumurtaları suya koymadan önce dibini toplu iğne ile delin. Ayrıca yumurtalarınız kaynarken çatlıyorsa ve sıcak suyun içinde akıp dağılıyorsa, suyun içine çok az sirke koyarak dağılmasını önleyebilirsiniz.

 

Buzların Çabuk Erimemesi İçin

 

Yemekte yemeğin yanında içeceğiniz içeklerinize koymak için buzluktan çıkardığınız buzların hemen erimesini istemiyorsanız buz kabının içini alüminyum kağıt ile kaplayın.

 

Rendeniz köreldiyse

 

Rendeniz köreldiyse hemen atıp yerine yenisini almanız gerekmez. Bir parça zımpara kağıdını bir şey rendeler gibi rendenize sürtün. Rendenizin eskisi gibi olduğunu göreceksiniz.

 

Fırın Tepsilerinizi Temizlerken

 

Börek veya kurabiye pişirdiğiniz fırın tepsilerini temizlemek o kadar zor değil.Tepsi henüz sıcakken biraz tuz serpip, gazete kağıdı ile kuru kuru ve yumuşak bir şekilde ovarsanız kolayca temizlenir.

 

Bardakların Çatlamaması İçin

 

Özellikle ince cam bardaklar ısı değişikliğinde hemen çatlar. Bunu önlemek için yeni aldığınız bardakları tuzlu, soğuk suya oturtun. Bu şekilde tencereyi ocağa koyup kaynatın ve bardakları kendiliğinden soğumaya bırakın. Böylece bardaklarınız ısı değişikliğine alışacak ve çatlamayacak.

 

Gözlerinizin Soğandan Yanmaması İçin

 

Kullanacağınız soğanı bir saat önceden soyup soğuk suda bekletirseniz tüm acılığı gider ve gözleriniz yaşarmaz.

 

Kızartma Yaparken Yağınız Sıçrıyorsa

 

Kızartma yaparken yağın sıçraması doğaldır. Çünkü ne kadar kurularsak kurulayalım sebzelerin saldığı su yağın sıçramasına neden olur. Bunun için yağın içine biraz bayat ekmek kabuğu koyun. Yağınız sıçramayacak.

 

Mutfaktaki Kokular

 

Kimimiz mutfakta duran çöp kovasının kokusu, kimimiz pişen yemek kokusu, kimimiz buzdolabının kokusu. Kısacası mutfaktaki kokulardan bütün kadınlar hatta bütün ev halkı rahatsız olur. Bu kokular bazı basit yöntemlerle giderilebilir.

 

Karnıbahar, Lahana, Kereviz Kokusu

 

Karnıbahar Lahana, Kereviz gibi sebzelerin pişerken kokularının eve yayılmasını önlemek için haşlama suyuna bir parça mantar tıpası atarsanız tencereden koku yayılmaz.

 

Mutfağınız İçin Pratik Bilgiler

Mutfak, ev hanımlarının en çok ve zevkle vakit geçirdikleri yerdir. Fakat genede küçük aksilikler bazen canımızı sıkabilir. Mutfağınız için pratik bilgiler ve denenmiş ipuçları mutfak işilerinizi oldukça kolaylaştıracaktır.



 

Et Kızartırken

İster ızgarada, ister tavada olsun büyük parça et kızartacaksanız etinizi önce akan soğuk suyun altında biraz tutun. Böylece et suyunu salmaz, içinde kalır ve daha lezzetli olur.

 

Yumurtaların Kaynarken Çatlamaması İçin

Yumurtalarınızın kaynarken çatlamaması için yumurtaları suya koymadan önce dibini toplu iğne ile delin. Ayrıca yumurtalarınız kaynarken çatlıyorsa ve sıcak suyun içinde akıp dağılıyorsa, suyun içine çok az sirke koyarak dağılmasını önleyebilirsiniz.

 

Buzların Çabuk Erimemesi İçin

Yemekte yemeğin yanında içeceğiniz içeklerinize koymak için buzluktan çıkardığınız buzların hemen erimesini istemiyorsanız buz kabının içini alüminyum kağıt ile kaplayın.

 

Rendeniz köreldiyse

Rendeniz köreldiyse hemen atıp yerine yenisini almanız gerekmez. Bir parça zımpara kağıdını bir şey rendeler gibi rendenize sürtün. Rendenizin eskisi gibi olduğunu göreceksiniz.

 

Fırın Tepsilerinizi Temizlerken

Börek veya kurabiye pişirdiğiniz fırın tepsilerini temizlemek o kadar zor değil.Tepsi henüz sıcakken biraz tuz serpip, gazete kağıdı ile kuru kuru ve yumuşak bir şekilde ovarsanız kolayca temizlenir.

 

Bardakların Çatlamaması İçin

Özellikle ince cam bardaklar ısı değişikliğinde hemen çatlar. Bunu önlemek için yeni aldığınız bardakları tuzlu, soğuk suya oturtun. Bu şekilde tencereyi ocağa koyup kaynatın ve bardakları kendiliğinden soğumaya bırakın. Böylece bardaklarınız ısı değişikliğine alışacak ve çatlamayacak.

 

Gözlerinizin Soğandan Yanmaması İçin

Kullanacağınız soğanı bir saat önceden soyup soğuk suda bekletirseniz tüm acılığı gider ve gözleriniz yaşarmaz.

 

Kızartma Yaparken Yağınız Sıçrıyorsa

Kızartma yaparken yağın sıçraması doğaldır. Çünkü ne kadar kurularsak kurulayalım sebzelerin saldığı su yağın sıçramasına neden olur. Bunun için yağın içine biraz bayat ekmek kabuğu koyun. Yağınız sıçramayacak.

 

Mutfaktaki Kokular

Kimimiz mutfakta duran çöp kovasının kokusu, kimimiz pişen yemek kokusu, kimimiz buzdolabının kokusu. Kısacası mutfaktaki kokulardan bütün kadınlar hatta bütün ev halkı rahatsız olur. Bu kokular bazı basit yöntemlerle giderilebilir.

 

Karnıbahar, Lahana, Kereviz Kokusu

Karnıbahar Lahana, Kereviz gibi sebzelerin pişerken kokularının eve yayılmasını önlemek için haşlama suyuna bir parça mantar tıpası atarsanız tencereden koku yayılmaz.

 

Kızartma Kokusu

 

Kızartmal yaparken kokusunun yayılmaması için kızgın yağın içine bir tutam maydonoz atmanız yeterli.

 

Balık Kokusu

 

Balık kokusunun eve yayılmaması içinse bir tutam çayı ateşin üzerine atarak yakın. Veya ağzı açık bir kabın içinde sirkeli su kaynatın.

 

Buzdolabındaki Kokular

 

Yiyeceklerinizin üzerini kapatmadan buzdolabına koyarsanız doğal olarak kokular birbirine karışır ve sonuçta kötü bir kokular ortaya çıkar. Ama bazen yiyeceklerimizi üzerini kapatmadan dolaba yerleştirmek zorunda kalabiliriz. Böyle bir durumda buzdolabınıza ağzını açık bıraktığınız bir miktar karbonat koyarsanız tüm kokulardan kurtulursunuz

Kızartmal yaparken kokusunun yayılmaması için kızgın yağın içine bir tutam maydonoz atmanız yeterli.

 

Balık Kokusu

 

Balık kokusunun eve yayılmaması içinse bir tutam çayı ateşin üzerine atarak yakın. Veya ağzı açık bir kabın içinde sirkeli su kaynatın.

 

Buzdolabındaki Kokular

 

Yiyeceklerinizin üzerini kapatmadan buzdolabına koyarsanız doğal olarak kokular birbirine karışır ve sonuçta kötü bir kokular ortaya çıkar. Ama bazen yiyeceklerimizi üzerini kapatmadan dolaba yerleştirmek zorunda kalabiliriz. Böyle bir durumda buzdolabınıza ağzını açık bıraktığınız bir miktar karbonat koyarsanız tüm kokulardan kurtulursunuz

Yorum (2) Yorum yaz!

genetik yapımızla oynanıyor

GENETİK YAPIMIZLA OYNANIYOR


Gönderen:huseyin Tarih: 28.12.2006 Saat: 14:51
Ya bu İçimdeki Yabancı Kim?

BEDENİMİZDEKİ HÜCRELERİ NASIL TESLİM ALDILAR?
BİZ NASIL BU KADAR TEPKİSİZ TOPLUM OLDUK?
YA DA NASIL VE NEDEN GENLERİMİZLE OYNUYORLAR?

Genetikte her gün yeni bir gelişmenin yaşandığı günümüzde bilimin şifre dili çözülerek emperyalizmin hizmetine sunulduğu bilinmektedir.

İnsanlığın gelişimi için yürütülen tüm çabalar egemen güçlerin ellerinde tutulduğu için bu gelişimi egemenler yani kapitalist’ler kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışmaktadırlar.

Bedenlerimizde bulunun DNA ve RNA’ları nasıl kontrol altına alıyorlar da bizlerin kendi istedikleri gibi bir toplum olmamızı sağlıyorlar. Yani tepkisiz vurdumduymaz ve sadece kendisi için yaşayan çevresine bakmayı bile unutan bir toplum haline nasıl getiriliyoruz?

Tabiî ki genlerimizle oynayarak bizleri yaşama sağırlaştırdılar
Şimdi soracaksınız genlerimizle yani DNA’larınızla nasıl oynuyorlar
Ülkemizin insanlarından alınan kan örneklerindeki hücreleri inceleyerek DNA’larımızı yanıltacak virüsler üretiyorlar ve bunları bize paramızla satıyorlar, nasıl mı? Sokaklarımızın en ücra köşelerine kadar giren İngiliz Firmasının ürettiği DORİTOS Cipsleriyle, Fransız Yahudi Firmasının patentli DANONE’leri ile, Alman patentli HARİBO’ları ile ve Süper marketlerden mahalle bakkalına kadar ücretsiz Stantlar kurarak ve Stantları bir kereye mahsus ücretsiz ürünleriyle doldurarak, daha sonra damağa bıraktıkları tatla kendini arattıran pekçok ürünleri ile, rahatlıkla bedenlerimizi kontrol altında tutabilirler ve öyle de oluyor

Sadece cipslerle mi, yoğurtlarlamı, şekerlemelerle mi bu işi yapıyorlar? Hayır! mesela Kola, enerji içecekleri gibi bir çok sıvı içeceklerle de DNA’larımızı yanıltarak asıl üretici olan RNA’ya yanlış bir hücre göndermesi sağlanabilir ve RNA, DNA’dan onay alan hücrelerin yararını zararını düşünmeden sürekli yanlış hücreyi üretmeye başlar . Aynı şu an bize ne derlerse kabullenip yaptığımız gibi.

Genetik yapıları ile oynanmış tarım ürünleri ile ilgili bir yazımız daha önce sitemizde yayınlanmıştı.
GENETİK YAPISI DEĞİŞTİRİLMİŞ ÜRÜNLER(GDO)

Emperyalist güçler, koskoca İslam Ümmetine, mağdur ve mazlum halklara karşı başlattıkları topyekün saldırılara ve bunca baskılara karşı halkların sessiz ve tepkisiz kalışının tek sebebi BİO Kapitalizimle gerçekleştirilen genetik saldırı gibi gözüküyor.

Anketimizde, “2 milyara yakın nüfusa sahip İslam aleminin şu an içinde bulunduğu bu mecalsiz, darmadağan halinin oluşmasında, müslümanlar tarafından haram helal demeden yenilen, içilen gıdalar önemli bir etkenmidir?” Sorusuna, “En önemli etkenlerden biri olarak görüyorum” diyen %65 lik çoğunluk bir başka açıdan ne kadar önemli bir gerçeğe parmak basmış oluyorlar.

BİOFAŞİZİM bizi bitirmeden önce ne olur kendimizi kendimiz olarak bir dinleyelim. Sonra,

LÜTFEN KENDİMİZİ, ÇOCUKLARIMIZI DORİTOSLARDAN, KOLALARDAN, HARİBOLARDAN VE BİZLERE SUNULAN DİĞER KENDİMİZE AİT OLMAYAN GIDALARDAN UZAK TUTALIM, İÇİMİZDEKİ BU YABANCILARI KOVALIM. YARINLARIMIZI KORUYALIM

Yorum (1) Yorum yaz!

pürüzsüz bir ten için

Pürüzsüz ve Kadife Gibi Bir Ten İçin

Yarım avuç lavanta çiçeğini bir avuç civanperçemi ile birlikte bir kabın içine koyarak dövün. Elde ettiğiniz posanın içine 1 tane yumurtanın sarısını da katarak iyice yoğurun. Daha sonra krem kıvamına gelecek kadar badem yağı ilave ederek yoğurmaya devam edin.

Elde ettiğiniz bu kremi cam bir kavanoza koyarak bir gece serin yerde bekletin. Vücut kreminiz hazır. Ten güzelliğiniz için bu kremden banyodan 1 saat önce vücudunuza masaj yaparak
Bir avuç papatya, yarım avuç kırlangıç otu yarım saat süreyle tuzlu suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvı bir kaba boşaltılarak dinlendirilir. Dinlendirilen bu sıvıdan banyo suyuna ilave edilerek gün aşırı banyo yapılır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

losyonlar sütler

Losyonlar Sütler

Losyonlar yalnız yüz ve boyun bakımında değil bütün bir vücut bakımında kullanılır. Bu sütleri ayaklarınızdan başlayarak baldırlarınıza, dirseklere ve omuzlarınıza sürebilirsiniz. Losyonlar yani vücut sütleri sıvı ve akıcıdır. Cilt losyonu çabuk emer ve giysilerinizde iz bırakmaz

Acıbadem Yağı: Yatmadan önce cildinizi acıbadem yağı ile iyice ovun. Sabah ılık suyla duş alıp kurulanın.

Bademli Süt: Dört çorba kaşığı dövülmüş bademi yarım bardak sütün içine koyup ara sıra karıştırarak sekiz saat bekleyin. Sonra süzün şişeye boşaltıp buzdolabında saklayın. Cildi temizleyen ve nemlendiren bu sütü yüzünüze ve ellerinize sürebilirsiniz.Süzdüğünüz bademleri de atmayın. Elde ettiğiniz sütle cildinizi temizledikten sonra bu bademleri cildinizdeki ölü hücreleri temizlemek yani peeling yapmak için yüzünüze sürebilirsiniz.

Badem Sütü: 100 gram dövülmüş bademi bir litre madensuyuyla karıştırıp buzdolabında saklayın. Cildiniz için mükemmel bir losyondur.

Yorum (1) Yorum yaz!

O hokka... O kalem!.. bugün defterdar caminin üzerine takılmıştı

O hokka... O kalem!.. bugün Defterdar Caminin üzerine takılmıştır

İSTANBUL'UN kültür yaşamına birbirinden güzel eserler kazandıran Cengiz Özdemir, 2006'nın son yazılarından birini şöyle bitirir:" Önce Sunay Akın'a, sonra size duyurayım ki, Yusuf Beyazıt'tan bu müjdeyi de aldım. Ben de size müjdeleyeyim. O mürekkep kabı da, kalem de yerine konulacak!" Yusuf Beyazıt Vakıflar Genel Müdürü... Ama, merak ettiğinizin mürekkep kabı ve kaleminin öyküsü olduğunu biliyorum. Bunun için de sizleri tarihin derinliklerine davet ediyorum... Eskiye, çok eskiye gidiyoruz... Yıl, 1544... Dönemin defterdarı Nazlı Mahmut Efendi, Haliç'in kıyısına bir cami yaptırmaya karar verir. Eyüp semtinin girişinde bulunan bu cami dünyanın en önemli, en güzel ve en özel tapınağıdır!.. Defterdar Camii, uygarlık denilen, aydınlanma denilen satranç oyununun en güçlü taşlarından biridir. Elbette kıymetini bilene, zenginliğini görebilene!.. Her tapınağın en üst noktasında temsil ettiği dinin simgesi vardır. Bu bir kiliseyse çan kulesinde haç, sinagog ise davudi yıldız görülür... Bizim minarelerimizin ucunda ise hilal vardır. İşte, Nazlı Mahmut Efendi'nin yaptırdığı caminin ayrıcalığı da bu konudadır: Bu güzel insan, camisinin en üst noktasına İslam dininin sembolü olan hilali koydurtmaz!.. Evet, yanlış okumadınız, Defterdar Camii'nin aleminde hilal yoktur... Mahmut Efendi, hilal yerine o yılların yazı araç ve gereçleri olan hokka ve de kalem koydurtur!.. Bunun da anlamı şudur: Yeryüzünde en üst noktasına aydınlanmanın, öğrenmenin, gerçeğin izini sürmenin araçlarının konulduğu tek tapınağı biz yaptık! Ben size bir şey söyleyeyim mi; en üst noktasına yazı araç ve gereçlerinin konulduğu bu tapınak Fransa'da, İngiltere'de, İtalya'da ya da dünyanın bir başka ülkesinde olsaydı hepimiz bilirdik!?. Oysa haberimiz bile yok!.. Neden mi?.. Nedeni çok basit: Çünkü yaptıranın adı Mahmut, bu tarihi olayın yaşandığı kent ise İstanbul!.. Tarihi, aktüel olaylarla pişti oynamak için kullanmak yerine, geleceğimizi aydınlatacak ışığın kaynağı olarak görmeli ve o ışığı bir an önce karanlıkta duran insana vermeliyiz. Barbar, saldırgan, katliamcı bir kültür olarak gösterilmemizde en önemli paylardan biri de, tarihi bir satranç oyunu yerine dama olarak algılayışımız ve günlük olayların sığ sularına malzeme yapma alışkanlığımızdır. Günümüzün yazı araç ve gereçleri bilgisayar, klavye ve maustur... Bunları kucağınıza alıp, yapılmakta olan yeni bir caminin yanına gitsenize!.. Ve de sıkıysa, oradaki görevlilere minarenin üstüne hilal yerine bunları koymak istediğinizi söyleyin!.. Cengiz Özdemir'in müjdesi, 2006'nın son günlerindeki en önemli haberdir. Bizler, yarınımızı aydınlatacak olan zenginliğin hisse senetlerinde değil, hissi senetlerde olduğu gerçeğini kavramadıkça, daha çok köşeye sıkıştırılır, çözümü dama oyuncularında arama gafletine daha çok düşeriz. Mahmut Efendi'nin kalemi fırtınalı bir havada düşer ve kırılır... 1990'ların başında hokka yerinde durmaktaydı... Ama, o da fırtınalı bir havada hokkanın akıbetine uğrar... Hokka ve kalemin yerine konulacak olması, 2010 yılında Avrupa'nın kültür kentlerinden biri olan İstanbul için doğru bir başlangıçtır. Evet, o hokka ve kalemi büyük bir törenle yerine koymalı ve tüm dünyaya İstanbul'da 2010 yılında yapılacak kültür etkinliklerinin hazırlıklarını bu değerlere sahip çıkarak başlattığımızı duyurmalıyız. Unutmadan; Defterdar Camii'nin bahçesinde bulunan Mahmut Efendi'nin mezarı da bakımsız ve mezar taşı da kırıktır. Yılların yorgunluğunu taşıyan Defterdar Camii'nin de iyi bir bakıma ihtiyacı vardır. Ben, yıllarca bunu anlatır ve yazarım... Umudum sende Cengiz Özdemir!.. O hokka ve kalemi yerine koymaya senin kollarının uzunluğu yeter. Bunun için sana omuz vermek büyük bir onurdur benim için...

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::