|
|
1880- Galatalı Halil İlhami Efendi’nin oğlu, Kâdiri Şeyhi Hacı Ali Baba’nın torunu Mehmet Ruhi, İstanbul’un Galata semtinde dünyaya gelir.
1900- Bahriye Mektebi ve Harbiye sınıfında sürdürdüğü eğitimini tamamlar. İnşaiye sınıfından mühendis subay olarak mezun olur ve Bahriye Mektebi resim öğretmenliğine atanır.
1900-1909- Sanayi-i Nefis Mektebi’nde eğitim görür. 1909 yılında bu kurumdan birincilikle mezun olur. Bahriye Mektebi’nden arkadaşı Hikmet Onat ile olan dostluğu bu yıllarda pekişir ve yaşamları boyunca sürer.
1905- F.Muzaffer Neyzi Hanım ile evlenir. Bu evlilikten iki oğlu olur. Büyük oğlu Şemsi Arel, küçük oğlu Orhan Arel ve gelini Maide Arel de daha sonraki yıllarda sanat hayatına atılırlar.
1909- Yüzbaşı rütbesindeyken Bahriye Mektebi’nden istifa eder.
1909- Halife Abdülmecit’in desteğiyle kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin kurucu üyeleri arasında yer alır. Bu cemiyetin yayın organı olan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Gazetesi’ne yazılar yazar.
1910- Yurtdışında sanat eğitimi için açılan sınavı kazanır ve devlet bursuyla Paris’e gider.
1910-1914- Paris Güzel Sanatlar Okulu’nda Fernand Cormon atölyesinde çalışır.

|
Leblebici, 1929
Tual / Yağlıboya 101 x 75 cm.
Daha önce de belirttiğimiz gibi, Sanayi-i Nefise Mektebi’nde 1914 Kuşağı sanatçılarının hocaları olan Valeri ve Zarzecki’nin ilgilendiği konular arasında satıcılar, dilenciler gibi çeşitli tipler bulunmaktaydı. Alışılagelinen şey, bu konunun Oryantalist bir tavırla sunulması. Ama Mehmet Ruhi öyle yapmıyor; zeminde tuşlar halinde boya kullanımına yer veren sanatçı, arka planda yer alan bahçe duvarını da sarıya boyayarak yine kompozisyonunun temeline ışık sorununu koyuyor. Arka planda yer alan bahçe duvarının ve konutun yüzeyindeki yatay hatlar ile bahçe kapısı ve konutun pencerelerinin düşeyliği, diğer yanda akademik bir anlayışı temsil ediyor. Ortadaki leblebici figürü ise sanki bu iki anlayışı dengelemek için sonradan kompozisyona eklenmiş izlenimini veriyor. Arka plan ile ilişkisi tam olarak ayarlanmamış olup adeta ayakta duran figür, Mehmet Ruhi’nin Bahriye Mektebi’ndeki öğrencilik yıllarından beri perspektifi bildiği ve daha sonra bu kurumda perspektif öğretmenliği yaptığı düşünülecek olursa, eksik bilgi değil de bilinçli bir tercihmiş gibi görünmekte.
|
1914- I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi üzerine Avrupa’daki ressamlarımızın bursları kesilir ve Mehmet Ruhi de bu nedenle yurda döner. Yeniden Bahriye Mektebi’nde resim öğretmenliği yapmaya başlar. Mehmet Ruhi’nin daha sonra öğretmenlik yaptığı kurumlar arasında Kabataş Erkek Lisesi, Çapa Kız Öğretmen Okulu, Sanayi-i Nefise Mektebi ve Üsküdar Öğretmen Okulu bulunmaktadır.
1916- Galatasaray Sergisi’ne “Çanakkale Muhaberatından” (3 adet), “Çanakkale’ye Ait Bir Abide”, “Uhud-u Atika’nın İlgisi” ve “Çanakkale Muhaberatı Safahatından” adlı tablolarıyla katılır.
1917- Enver Paşa’nın girişimiyle açılan Şişli Atölyesi’ne katılır. İbrahim (Çallı), Hikmet (Onat), Namık (İsmail), Sami (Yetik), Ali Sami (Boyar), Ali Cemal (Ben’im) gibi sanatçıların da bulunduğu atölyede savaş karşıtı tablolar yapılarak milli duygular harekete geçirilmeye çalışılır.

|
Kadın Portresi
Mehmet Ruhi’nin yine klasik disiplinde bir portresi. Yine koyu renkli fon, bu kez yarım profilden sayılabilecek bir portre ve yine kompozisyonun odağını oluşturan detaylar. Ancak bu kez detayların seçiminde geleneksel bir anlayış görülüyor: Osmanlı minyatüründe gül koklayan padişah motifleri…
|
1917- Bu yılki Galatasaray Sergisi’ne Mehmet Ruhi yapıt vermez.
1918- Şişli Atölyesi’nde Harbiye Nezareti’nin siparişi üzerine, Enver Paşa’nın poz verdiği ünlü “Balkan Savaşı Şehitleri” adlı tablosunu gerçekleştirir.
1918- Galatasaray Sergisi’ne “Çanakkale’de” (son safha), “Etüd”, “Triptik” ve “Yazmacı Kadın” tablolarıyla katılır.
1919- “Kağıthane Dönüşü”(suluboya), “Gurupta Köprü Üstü” (suluboya), “Sabah Namazında Dua”, “Tuvalet Yapan Türk Hanım” adlı tabloları bu yılki Galatasaray Sergisi’nin başyapıtları arasındadır.
1920- “Galatasaray Sergisi’ne “İkindi Namazından Sonra”, “Yağkapanı İskelesi” (suluboya), “Haliç’te Gurup” (suluboya) tablolarıyla katılır.
1921- Bu yılki Galatasaray Sergisi’ne katılmaz.
1922- İstanbul Valisi Ali Haydar Bey’in himayesinde kurulan Çemberlitaş’taki Serbest Resim Atölyesi’nin daimi hocası olur. Atölyenin aynı yıl yayınlanan genel programı Türk resminin temel taşlarından birini oluşturur.
1922- Galatasaray Sergisi’ne bugün Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Resim Heykel Müzesi’nde “Uyuyan Ana ve Çocukları” adıyla yer alan “Hicretzede Bir Valide”,”Eski Türk Güzelliği” ve “Gergef İşlerken” adlı tablolarını sergiler.
1923- “26 Ağustos Sabahı”, “……..”, “Bir Zeybek”,”Haliç’te Bir Gurup”, “Bir İhtiyar Köylü” adlı yapıtları Galatasaray Sergisi’nde teşhir edilir.

|
Bağ Dönüşü (Baküs Eskizi), 1914
Mukavva / Yağlıboya 28 x 39 cm.
MSÜ İRHM
Euripides’in Bakkha’lar tragedyası, eski Yunanistan’da Dionysos dininin İncili sayılmaktaydı. (Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1997, s.91) Bağcılık ve şarap tanrısı Dionysos, kıta Yunanistan’ına dışarıdan gelme bir tanrıydı. Yabancı ve Helen Pantheonu’na aykırı bir tanrı. Yunan uygarlığı bu tanrıyı benimsemekte güçlük çekmişti ve tüm efsaneler de tek bir motif üzerine kuruluydu: Tepki ve direnç. (Azra Erhat, a.g.k., 94) Tepki ve direnç, bu tablonun gerçekleştirildiği 1914 yılı dolaylarında Anadolu insanının da içinde bulunduğu durumdan kurtuluşunu sağlayabilecek kavramlardı. Mehmet Ruhi’nin kimi yapıtlarında alegorilerden yararlandığını biliyoruz ve bu resmin geri planını okuduğumuzda tepki ve direnç kavramlarının yanısıra, üretim kavramını da bulabiliyoruz. Dolayısıyla Anadolu kültüründen çıkan ve Batı resmi geleneğinin temel motiflerinden birini oluşturan Baküs teması Mehmet Ruhi’de bambaşka alegorilerle yüklenmiş bir biçimde karşımıza çıkıyor.
|
1924- Sanayi-i Nefise Mektebi’nde Fenn-i Menazır (perspektif) derslerini vermeye başlar. Ancak okulun yönetimiyle uyuşamayan Mehmet Ruhi, kısa süre sonra bu kurumdan ayrılır. Daha sonraki dönemlerde bu görevine döndüyse de yine kısa bir süre sonra kurumla olan ilişkisini keser.
1924- Bu yılki Galatasaray Sergisi Mehmet Ruhi açısından bir hayli verimlidir. Olumlu eleştirilerin arttığı bu sergide “Haliç’e Doğru Bir Akşam Gurubu”, “Haliç’e Doğru Bir Kış Sabahı”, “Haliçte Bir Gurup”, “Ankara’da Ulucanlar’da Bir Mahalle”, “Ankara’da Ulucanlar’da Bir Sokak”, “Ankara’da Hisariçi’nde Bir Sokak”, “Ankara Hacı Bayram Cami-i Şerifi”, “Ankara Hacı Musa Cami-i Şerifi”, “Uyuyan Kedi”, “Ankara’da Makarr-ı Hükümet Alanı’nda Fener Alayı” adlı tabloları sergilenir. Bu sergide yer alan resimlerde Ankara görünümlerinin ağırlıkta olması, sanatçının bir süre Ankara’da bulunduğunu düşündürür.
1925- Bu yılki Galatasaray Sergisi’ne “Loğusa Anne”, “Haliç’te Gurup”, “Kasımpaşa İskelesi”, “Yeşil Camii Bursa”, “Yeşil Medresesi Bursa”, “Ulu Camii Meydanı Bursa” ve “Bursa’nın Manzarası” tablolarıyla katılır. Görünüşe bakıldığında sanatçı bu yıl da bir Bursa seyahati yapmış olmalıdır. “Loğusa Anne adlı tablosu Akademi koleksiyonundan İstanbul Resim Heykel Müzesi’ne ve oradan da Balıkesir Güzel Sanatlar Galerisi’ne geçecektir.
1926- Galatasaray Sergisi’nde “Ramazan Gecesi”, “Gülhane Parkı Fıskiyeli Havuz”, “Fatih Parkı Akşam”, “Kağıthane”, “Kasımpaşa İskelesi”, “Nur-ı Osmaniye Çiçek Bahçesi”, “İlkbahar” “Bizim Ev”, “Kuşkondu” tabloları sergilenir.
1927- Bugün İstanbul Atatürk Müzesi’nde bulunan “Gazi Hazretlerinin İstanbul’a Teşrifi” tablosunun yanısıra “Hudut Bekçileri”, “Erenköy İstasyonu”, ve “Kasımpaşa’da Bir Kış” adlı tablolarıyla Galatasaray Sergisi’ne katılır.
1928- “Yazmacı Kadın”, “Kağıthane”, “Liman”, “Kaba………”, “Haliç’te Gurup”, “Askeri Müze”, “Yağmurlu Hava” tabloları Galatasaray Sergisi’nde yer alır.
1929- Bu yılki Galatasaray Sergisi’nde yer alan yapıtlarının sadece manzaralar olduğu görülür: “Kar” , “Sapanca”, “Geyva Boğazı”, “Sakarya”.
1930- Mehmet Ruhi manzaralarını sergilemeye bu yıl da devam eder: “Silahdarağa Elektrik Fabrikası”, “Bebek Koyu”, “Haliç’te Gurup” bu yılki Galatasaray Sergisi’nde teşhir edilir.
1931- Galatasaray Sergisi’ndeki yapıtlarında azalma gözlenir. Hatta şayet aynı isimli tablolar değilse, yeni bir eserinin olmadığı da düşünülebilir. “Gurup (Haliç)” ve “Gurup (Sapanca, Kış)” tabloları ile katıldığı sergi, yaşarken katıldığı son sergi olur.
1931- 14 Ekim- Üsküdar Öğretmen Okulu’nda resim öğretmenliği yaptığı bu dönemde, Pertev Boyar’a göre “fazla çalışması dolayısıyla vefat eder.” (Pertev Boyar, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti Devirlerinde Türk Ressamları, İstanbul, 1948, s.143.) Kasımpaşa Kulaksız Aile Kabristanı’na gömülür.
1932- Bugün Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Resim Heykel Müzesi’nde bulunan “Taşçılar” tablosu Galatasaray Sergisi’nde, sanatçıyı anmak anlamında teşhir edilir.

Hilal-i Ahmer’e Yardım, 1915 (Ayrıntı)
Tual / Yağlıboya 38 x 46 cm.
MSÜ İRHM

Erenköy, 1927
Tual / Yağlıboya 65 x 79,5 cm.
Erenköy, Mehmet Ruhi’nin İzlenimci disipline tümüyle sadık kalarak gerçekleştirdiği ender yapıtlarından biri. Sanatçı, daha önceki resimlerinde görüldüğü gibi, yer yer İzlenimci teknikten yararlandığı kimi yapıtlarında figüre de eşit oranda önem vermekteydi. Böylelikle çalışmaları ne tümüyle akademik ne de tümüyle İzlenimci olarak nitelendirilebiliyordu. Kağıthane gibi bir mesire yeri olan ve bu yönünü Cumhuriyet’in ilk yıllarında da koruyan Erenköy görünümünde Mehmet Ruhi, figürlerini 1914 Kuşağı sanatçılarının benimsediği açık hava resmi geleneğine uygun bir anlayışla siluetler halinde sunmakta ve bu yönüyle de en çok çağdaşı Nazmi Ziya’ya yaklaşmakta.

|
Çanakkale Zaferi Triptiği (Ayrıntı)
Tual / Yağlıboya 130 x 223 cm.
Soldaki panel, savaş sonrasını tasvir etmekte. Savaş bitmiş, yıkımlar olmuş, çünkü grup bu kez harap olmuş bir mimarinin önünde yer alıyor. (Batı resminde harabeyle, İsa’nın Doğumu’nu betimleyen sahnelerde sıkça karşılaşılır. Sanatçı burada İsa’nın doğumu şemasını yeni bir ulusun doğumu şemasına uyarlamış görünüyor.) Sahne, savaştan dönen askerin karşılanması sahnesi. İki kişinin birbirine sarılması (Bu Giotto’nun da ifade oluşturmak adına kullandığı bir taktik.) ve geride kollarını açmış bekleyen çocuk ile ifade vurgulanırken buna, arka taraftan ellerinde Türk bayrağı ile gelen bir grup da katılmakta. En arkadaysa göze çarpan caminin, ön plandaki sivil yapının harap haline karşın ayakta olması da Mehmet Ruhi’nin |

Çanakkale Zaferi Triptiği (Ayrıntı)
Tual / Yağlıboya 130 x 223 cm.
Triptiğin sağ ve soldaki iki kanadı, Giotto’nun Assizi- St. François Katedrali’ndeki St. François’nın yaşamından kesitler sunan resimlerindeki düzenlemeleri anımsatmakta. Ayrıntıda görülen sağdaki kanatta tahrip olmuş bir mimari yapı (Giotto’da yıkık ya da tahrip olmuş yapı daima kilisedir.) ve onun önündeki küçük grup savaşa giden askerin (mavi giysili figür) yakınlarıyla vedalaşmasını göstermekte.
|
Atatürk’e İstikbal (Karşılama), 1927 (Ayrıntı)
Tual / Yağlıboya Ankara RHM
|
| |
|