>
free counter

hafızanızı güçlendirin

Güçlü hafızanın 10 formülü
Herkes güçlü bir hafızasının olmasını ister. Ama ne var ki, "unuttum" ya da "hatırlamıyorum" en sık duyduğumuz kelimerlen olur. Hafızanızı güçlendirmenin yöntemleri.

Kim güçlü bir hafıza istemez ki! Aslında hafızamızı güçlendirmek biraz da bizim elimizde. Uzmanlar bunun için uygulaması basit önerileri sıralıyor.

İngiltere’de Guy’s Hastanesi ve Kings College Üniversitesi doktorları, beynin egzersiz, vitamin ve mineral içeren besin maddelerin ihtiyacı olduğuna dikkat çekerek, hafızayı kuvvetlendirmenin 10 yolunu şöyle sıraladı:

1. Soya: Soyadaki doğal östrojen hafızayı hem kuvvetlendiriyor hem kıvraklaştırıyor.

2. Hafıza mineralleri: Vücutta demir ve çinko azlığı, belleği zayıflatıyor, çünkü azalan hemoglobin nedeniyle beyne yeterince oksijen taşınmıyor.

3. Kahve: Kafein zihin performansını, hafıza ve konsantrasyonu artırıyor.

4. Zihin egzersizi: Zihnini aktif tutanlarda bellek daha kuvvetli.

5. Vücut egzersizi: Haftada üç kez yarım saatlik egzersiz, hafızayı zayıflatan stresi azaltıyor.

6. Sakız çiğnemek: Sakız çiğnerken beynin ‘hippocampus’ bölümü daha iyi çalışıyor.

7. Biloba: Aynı adlı ağaçtan elde edilen madde, damarları açıp beyne daha fazla oksijen taşıyor.

8. Yağlı balık eti: Haftada üç kez yağlı balık veya üç gün 330 mg. balık yağı hapı, hafızayı güçlendirecek ‘Omega 3’ yağ asitlerini almanız için yeterli.

9. Adaçayı: Zihin yorgunluğu için en iyi çare. Adaçayı familyasından limonun yağından elde edilen esansın da konsantrasyonu arttırdığı keşfedilmiş.

10. B vitamini: Beyni serbest radikallerden koruyup beyne daha fazla oksijen gelmesini sağladığı için Niacin, B3, B13 vitaminleri bellek için çok önemli.

HAFIZA KONTROLÜ İÇİN BUNLAR GEREKLİ

+ Unutmanın normal olduğunu kabul edin. Gençken de birçok şey unutuluyor.

+İşitmenizi kontrol ettirin. Belki de yeterince iyi duymadığınız için hatırlayamıyorsunuz. Hatırlama yeteneğinizde belirgin bir düşüş olduğunu hissediyorsanız doktorunuzla görüşün.

+ Troit bezi hastalığı, östrojen hormonu azalması, bunaltı, stres, yorgunluk, depresyon, bazı ilaçlar (uyku verici ilaçlar, antidepresanlar, lityum, antihistaminikler, sibutramin ve amfetamin içeren zayıflama ilaçları) ve yoğun alkol kullanımı unutkanlığa yol açabilir; dikkate alın.

+ Yabancı dilde yeni kelimeler, yeni markalar, yeni telefon numaraları, yeni adresler ezberleyin. Şiirleri, atasözlerini aklınızda tutmaya gayret edin. En sevdiğinizden başlarsanız işiniz daha kolay olacak.

+ Zihninizde hatırlamak istediğiniz cisimlerin, kişilerin, yer ya da sayıların bir resmini yapın.

+ Konsantre olmak istediğinizde dikkatinizi dağıtacak gürültüleri ortadan kaldırın. Bir konuşma sırasında aklınızda tutmak istediğiniz bilgiyi tekrar edin.
Liste yapın ve hatırlamak istediğiniz şeyleri takvim üzerine yazın, sık sık bu listelere bakın.


kaynagını bilmiyorum harddiskimde doc şeklindeydi


bi de hafızayi diri tutma için 10 yöntem.doc var:
Hafızanızı diri tutmak için 10 alıştırma
Dipdiri bir hafıza için 10 alıştırma

Ters el alıştırması

Sağ eliniz yerine biraz da sol elinizi kullanmaya başlayın. Saçlarınızı sol elinizle tarayın, kalemi ters elinizle tutun gibi... Sonuç olarak, rutin alışkanlıklarınızı kırar ve beyninizin kullanmadığınız diğer yarısını da harekete geçirmiş olursunuz.

Polisiye alıştırması

“Dün akşam şu saatte ne yaptım, neredeydim, iki saat önce ne yaptım?” gibi, genellikle polisiye romanlarında sorulan soruları kendinize yöneltin. Ve tabii cevaplayın. Bu alıştırma sonucunda yaptıklarınıza karşı dikkatinizi geliştirebilirsiniz.

Ressam alıştırması

Burnunuzun ucunda bir fırça olduğunu hayal edin. Bununla havaya en sevdiğiniz renkte yatay bir sekiz çizin. Bu çizim hareketleri, yorgun zihninizi hemen canlandırır. Aynı zamanda beyni bloke eden stresi etkili biçimde yok eder.

Çocuk oyunu alıştırması

İşe veya alışverişe giderken, tıpkı bir çocuk gibi merak içinde bütün duyularınızı harekete geçirin. Bakın, dokunun, dinleyin, koklayın. Bu şekilde çok ender yaptığınız bağlantıları canlandırır, beyninizin kapasitesini artırırsınız. Duyu organlarınızın ne kadar fazlasını kullanırsanız, hafızanız her zaman canlı kalır.

Harf alıştırması

Elinize bir gazete ve bir fosforlu kalem alın. Sırasıyla paragrafları okuyun ve çift yazılmış harflerin üzerini çizin. Mesela, çift ‘t’ ve ‘m’lerin üzerini işaretleyin. Böylelikle konsantrasyonunuzun ne kadar uyarıldığını hemen hissedeceksiniz. Bu, zihnin canlanmasını artırır.


Yürüyüş alıştırması

Asker yürüyüşü gibi olduğunuz yerde hareket edin. Sol bacağınızı her kaldırdığınızda, önce sağ elinizle, sonra sol elinizle dizinize dokunun. Böyle çaprazlama hareketlerle beyninizin her iki tarafını kullanmış olursunuz.


Ajan alıştırması

Bu alıştırmayı daha çok sokakta yapacaksınız. Çevrenizde bulunan arabaların plakalarına bakın ve plakadaki harflerden kelimeler, hatta cümleler türetmeye çalışın. Böylece hem kelime hazinenizi geliştirir hem de beyninizi canlandırırsınız.

Resim alıştırması

Bu alıştırmayla alışveriş listelerini çok kolay ezberleyebilir, hafızanızı güçlendirebilirsiniz. Bunun için kalem kağıt alın ve kağıdın üzerine mum, kaktüs, yonca gibi semboller çizin. Her resim bir sayıyı sembolize ediyor. Ardından sembolleri sayılara göre ezberleyin. Bu alıştırmayla, zihninizde listeler oluşturmayı kolay başarırsınız.

Otobiyografi alıştırması

Düşünün ki, hayat hikayenizi tekrar yazmanız gerekiyor. Burada, işe, gittiğiniz ilkokuldan başlayabilirsiniz. Bunun için en yakın arkadaşınızı, tipini, sınıfınızın düzenini hatırlamanız gerekiyor. Bu alıştırmayla, kişilerle ilgili hafızanızı harekete geçirirsiniz.

Hipnoz alıştırması

Özellikle stresli anlarınızda olumlu kelimelerden destek almaya bakın. Bunlarla olumsuz düşüncelerinizi yok edersiniz. Mesela, “Benim için gerekli olan her şeyi biliyorum ve çok sakinim” cümlesini tekrarlayabilirsiniz.

bu da harddiskimdeydi kaynagını bilmiyorum.
paylaştığım için yanlış mı yaptım acaba?
  
                                                                                  alıntı

Yorum (20) Yorum yaz!

O hokka... O kalem!.. bugün defterdar caminin üzerine takılmıştı

O hokka... O kalem!.. bugün Defterdar Caminin üzerine takılmıştır

İSTANBUL'UN kültür yaşamına birbirinden güzel eserler kazandıran Cengiz Özdemir, 2006'nın son yazılarından birini şöyle bitirir:" Önce Sunay Akın'a, sonra size duyurayım ki, Yusuf Beyazıt'tan bu müjdeyi de aldım. Ben de size müjdeleyeyim. O mürekkep kabı da, kalem de yerine konulacak!" Yusuf Beyazıt Vakıflar Genel Müdürü... Ama, merak ettiğinizin mürekkep kabı ve kaleminin öyküsü olduğunu biliyorum. Bunun için de sizleri tarihin derinliklerine davet ediyorum... Eskiye, çok eskiye gidiyoruz... Yıl, 1544... Dönemin defterdarı Nazlı Mahmut Efendi, Haliç'in kıyısına bir cami yaptırmaya karar verir. Eyüp semtinin girişinde bulunan bu cami dünyanın en önemli, en güzel ve en özel tapınağıdır!.. Defterdar Camii, uygarlık denilen, aydınlanma denilen satranç oyununun en güçlü taşlarından biridir. Elbette kıymetini bilene, zenginliğini görebilene!.. Her tapınağın en üst noktasında temsil ettiği dinin simgesi vardır. Bu bir kiliseyse çan kulesinde haç, sinagog ise davudi yıldız görülür... Bizim minarelerimizin ucunda ise hilal vardır. İşte, Nazlı Mahmut Efendi'nin yaptırdığı caminin ayrıcalığı da bu konudadır: Bu güzel insan, camisinin en üst noktasına İslam dininin sembolü olan hilali koydurtmaz!.. Evet, yanlış okumadınız, Defterdar Camii'nin aleminde hilal yoktur... Mahmut Efendi, hilal yerine o yılların yazı araç ve gereçleri olan hokka ve de kalem koydurtur!.. Bunun da anlamı şudur: Yeryüzünde en üst noktasına aydınlanmanın, öğrenmenin, gerçeğin izini sürmenin araçlarının konulduğu tek tapınağı biz yaptık! Ben size bir şey söyleyeyim mi; en üst noktasına yazı araç ve gereçlerinin konulduğu bu tapınak Fransa'da, İngiltere'de, İtalya'da ya da dünyanın bir başka ülkesinde olsaydı hepimiz bilirdik!?. Oysa haberimiz bile yok!.. Neden mi?.. Nedeni çok basit: Çünkü yaptıranın adı Mahmut, bu tarihi olayın yaşandığı kent ise İstanbul!.. Tarihi, aktüel olaylarla pişti oynamak için kullanmak yerine, geleceğimizi aydınlatacak ışığın kaynağı olarak görmeli ve o ışığı bir an önce karanlıkta duran insana vermeliyiz. Barbar, saldırgan, katliamcı bir kültür olarak gösterilmemizde en önemli paylardan biri de, tarihi bir satranç oyunu yerine dama olarak algılayışımız ve günlük olayların sığ sularına malzeme yapma alışkanlığımızdır. Günümüzün yazı araç ve gereçleri bilgisayar, klavye ve maustur... Bunları kucağınıza alıp, yapılmakta olan yeni bir caminin yanına gitsenize!.. Ve de sıkıysa, oradaki görevlilere minarenin üstüne hilal yerine bunları koymak istediğinizi söyleyin!.. Cengiz Özdemir'in müjdesi, 2006'nın son günlerindeki en önemli haberdir. Bizler, yarınımızı aydınlatacak olan zenginliğin hisse senetlerinde değil, hissi senetlerde olduğu gerçeğini kavramadıkça, daha çok köşeye sıkıştırılır, çözümü dama oyuncularında arama gafletine daha çok düşeriz. Mahmut Efendi'nin kalemi fırtınalı bir havada düşer ve kırılır... 1990'ların başında hokka yerinde durmaktaydı... Ama, o da fırtınalı bir havada hokkanın akıbetine uğrar... Hokka ve kalemin yerine konulacak olması, 2010 yılında Avrupa'nın kültür kentlerinden biri olan İstanbul için doğru bir başlangıçtır. Evet, o hokka ve kalemi büyük bir törenle yerine koymalı ve tüm dünyaya İstanbul'da 2010 yılında yapılacak kültür etkinliklerinin hazırlıklarını bu değerlere sahip çıkarak başlattığımızı duyurmalıyız. Unutmadan; Defterdar Camii'nin bahçesinde bulunan Mahmut Efendi'nin mezarı da bakımsız ve mezar taşı da kırıktır. Yılların yorgunluğunu taşıyan Defterdar Camii'nin de iyi bir bakıma ihtiyacı vardır. Ben, yıllarca bunu anlatır ve yazarım... Umudum sende Cengiz Özdemir!.. O hokka ve kalemi yerine koymaya senin kollarının uzunluğu yeter. Bunun için sana omuz vermek büyük bir onurdur benim için...

Yorum (yok) Yorum yaz!

aşk

 

                               AŞK

 

  • Aşk, iyi geceler öpücüğünü uzun tutmaktır. Beklentidir.

  • Aşk, delicesine flört ederken yanındakinin hiçbir şey yapmama hakkinı teslim etmektir. Saygıdır.

  • Aşk, zaaflarınız olduğunu ortaya çıkarır. Kabullenmektir.

  • Aşk, şimdi zamanı değil diye beklemeyi bilmektir. Sabırdır.

  • Aşk, saçlarda başlayıp topuklarda biten bir gezintidir. Keşiftir.

  • Aşk, sevişelim demeden sevişmek, yanındakinin ne istediğini bilmektir. Anlaşmaktır.

  • Aşk, bağlandığını sandığında, karşındakine hayır deme şansını tanımaktır. İnceliktir.

  • Aşk, korumaktır. Sorumluluktur.

  • Aşk, ciddi bir tokalaşmayı kıkırdamaya dönüştürmektir. Mizahtır.

  • Aşk, durma yoksa seni öldürürüm lafını duymaktır. Şehvettir.

  • Aşk, evinizdeki her şeyin yerinin değiştirilmesini kabullenmektir. Teslimiyettir.

  • Aşk, sevgilinizin ne olduğunu bütün çıplaklığıyla görmektir. Gerçektir.

  • Aşk, saatin kaç olduğunu bilip aldırmamaktır. Neşedir.

  • Aşk, sizi kucaklayan kolların, gittikçe daha çok sarılmasıdır. Mutluluktur.

  • Aşk, gecenin bir vaktinde sen uyu, benim gitmem gerek dediğinizde, uyanık kalıp seni biraz daha görmeyi tercih ederim cevabını almaktır. Sıcaklıktır.

  • Aşk, tanıdığınızı zannettiğiniz insanın yeni yanlarını keşfetmektir. Tazeliktir.

  • Aşk, uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır. Düşlerin gerçek olmasıdır.

  • Aşk, kocaman yatağın üçte birine sıkışmaktır. Yakınlıktır.

  • Aşk, evin anahtarından bir kopya daha yaptırmaktır. Güvendir.

  • Aşk, hoşçakal dedikten sonra tekrar karşılaşacağını bilmektir. Kaderdir.

  • Aşk, gerindiğinde sızlayan vücut lafının anlamını bilmektir. Derstir.

  • Aşk, ecza dolabını açtığında, diş macunu kapağını kapatılmamış bulmaktır. Uyumdur.

  • Aşk, pencereden dışarıya baktığında kiminle olduğunu hatırlamaktır. Düşüncedir.

  • Aşk, rüzgarın ağaçların arasında dolaşırken çıkardığı sesi dinleyip sevgilisinin yanında olmadığına hayıflanmaktır. Yalnızlıktır.

  • Aşk, asla anlatılmayacak hikayelerdir. Özeldir.

  • Yorum (3) Yorum yaz!

    GENÇ KALMANIN SIRLARI

    GENÇ KALMANIN SIRLARI

    Genç kalmanın sırları

    Sağlıklı ve uzun yaşamın sırlarını veren Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'na göre, stresi hayatından kovan, dengeli beslenip spor yapan herkes uzun ömürlü olabilir. 120 yıl yaşamak hayal değil!

    "Mutlu bir hayat daha uzundur..."

    Ne mucize besinler, ne sporla geçirilen bir hayat, ne de sihirli formüller... Uzun ve sağlıklı bir yaşamın sırlarını öğrenmek için başvurduğumuz Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'nun üzerinde en çok durduğu ve ısrarla vurguladığı kavramlar, sağlığa eşlik eden mutluluk, huzur ve dinginlik oldu...

    Belki temel bu ama daha pek çok şey var... Bu yazıda daha uzun ve sağlıklı yaşamın püf noktaları ve çeşitli reçeteleri verilirken, genç kalmayı kolaylaştıran küçük formüller de sıralanacak. Prof. Dr. Müftüoğlu, 'yaşama sanatı'ndan 'yaşlanma sanatı'na uzayan bakış açısıyla, nasıl yaşlanmamız gerektiğini anlatacak...

    'Biz yaşamı uzatmıyoruz, zaten yaşam uzuyor' diyorsunuz. İnsan ömrü neden uzuyor ve biz ne kadarına müdahale edebiliyoruz?

    Bilim ve teknolojik gelişmeler insan ömrüne ömür katıyor. Sadece antibiyotiklerin keşfi, ortalama insan ömründe 10-15 yıllık uzama yaptı.

    Aşılanmanın getirdiği koruyucu güç, bizim daha az hastalanmamızı sağladı.

    Son bir araştırmada statin grubu kolesterol ilaçlarının ortalama insan ömrüne ilavesinin 12 yıl civarında olduğu hesaplandı. Karaciğere verdiği zarar çözülürse statinler 10 yıl sonrasının Aspirin'leri olacak. Genetik bilimindeki gelişmelerle genetik mirasımızdan dolayı başımıza gelen sağlık olaylarının çoğunun ertelenmesini sağlayacağız. İnsanlar, muhtemelen hak ettiği ömrü zaten yaşayacak.

    Eğitim bir avantaj

    Nedir hak ettiğimiz ömür?

    Bence 120'nin üzerinde. Kayıt altında bilinen en uzun yaşayan kişinin yaşı, 117. Eğer 117 yıl gerçekleşiyorsa insan ömrü bunu zorlayabilir. Bana göre 120 yıl yaşamak efsane değil. Son 100 yılda yaşam süremiz ortalama 30 - 40 yıl uzadı.

    Uzun yaşamın kaynağı dediğimizde en önemli belirleyiciler neler?

    Daha çok sağlık bilinci içinde olmayı, daha iyi, daha sağlam duruşu sağlamayı becerebildiğimiz için hak ettiğimiz süreyi yaşayacağız. Entelektüel düzey iyiyse, bu daha iyi gerçekleşecek. Çünkü araştırmalara göre uzun ömrün en önemli anahtarlarından biri eğitim.

    Yaşlanmayla eğitimin ilişkisi ne?

    Eğitimli kişi sağlık ve dünya konusunda daha bilinçli. Araştırmalar eğitilmiş insanların belleklerinin daha sağlam olduğunu ve yaşam süresinin uzadığını gösteriyor. Eğitimli insan aşısını yaptırıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, hastalık belirtilerinde doktora daha erken başvuruyor. Hastaların yüzde 80'i çok hastalanmadığı sürece doktora gitmiyor.

    Bugünkü Türkiye'de eğitim düzeyimize bakarsanız, potansiyel yaşlanma sürecimiz nasıl?

    8 yıllık eğitimin sadece eğitimle ilgili değil, sağlıkla ilgili sorunlarda da ciddi çözüm üreteceğini umut ediyorum. Eğitim düzeyimize, üniversitelileşme oranlarımıza bakarsanız hâlâ yüzde 35-40'lardayız. Türkiye'de ortalama yaşam süresi kadınlarda 72, erkeklerde 68-69'a dayandı. ABD'de 78-82 yaş civarında. İleride ortalama yaşam süresini hızla uzatan ülkelerden biri haline geleceğiz.

    'Ölçü kaçmamalı'

    'Sağlıklı yaşlanma'dan ne anlamalıyız?

    Ömrü akıllıca yaşamak. Hiçbir şeyin ölçüsünü kaçırmamak lazım. Formda kalmak, kaliteli bir hayat yaşamak, mutlu olmakla birleştirdiğiniz zaman sağlığın faydası var.

    Nereden, nasıl başlamak lazım? Bunun için belli bir yaş var mı?

    2 sınır çiziyorum. 30-35'li yaşlar artık dönüp kendinize bende neler oluyor diye sormaya başlamanız gereken yaşlardır. Diğeri 55 yaş ve üstü.

    Yolun yarısı da 35 değil artık...

    Tabii ki. 35 çok gerilerde kaldı. Ama orada Cahit Sıtkı'nın anlatmak istediği hayatın sadece organik yarılanması değil, ruhsal yarılanması. 35'ten sonra yaşamınız uzuyor ama ruhsal kalıbınız orta yaşa geliyor. 50 yaş ve civarını orta yaşlara giriş gibi düşünmek lazım. Bugünkü klasifikasyonda birkaç şeyi gündeme getirmek lazım. Artık bütün dünyada her şey yaşlılar ve orta yaşlı insanlara göre konumlandırılıyor. Çünkü tüm dünyada doğurganlık azalıyor, yaşam süresi uzadığından en fazla yaşlı nüfus artıyor.

    55'te doktor şart

    Peki bir doktora başvurmak için hangi yaşı beklemek lazım?

    Doktora başvurmanın mutlaka gerektiği yaş, 55 ve üstü yaştır. Bu yaş grubu çok daha önemli. Çünkü o dönemde kadında da, erkekte de birdenbire hızlanan hormonal, metabolik değişimler yaşanır.

    Kadında yıkım daha fazla olmasına karşın daha uzun yaşamaları bir paradoks değil mi?

    Evet ama bence kadınların uzun ömürlü olmalarında bu çok olumlu bir katkı. Bütün dünyada kadınların ömrü daha uzun. Hiçbir ülke yok ki, erkekler kadınlardan daha uzun yaşasın. Erkeklerin sağlıkları konusunda daha fazla duyarlı olmaya ihtiyaçları var. Sağlıklarını daha iyi izlemeleri bazen erkekler tarafından alay konusu edilse bile, çoğu zaman kadınların daha uzun yaşamalarının sebebidir.

    Orta yaşlarda hayata bakış nasıl olmalı?

    İlkönce sağlığa, mutluluğa, dinginliğe odaklanmak lazım. Sağlıklı olma kararı, beraberinde başka türlü bir hayat yapılanmasını da gerektiriyor. Biraz egzersiz, biraz beslenme odaklı, uykuya, stres yönetimine dikkat eden, kendini başarıya daha fazla adayan, bunlar için gerekli olan ekonomik gücü elde etmeye çalışma gayreti içinde olan, ki ekonomisi daha iyi olanlar daha az hastalanıyor.

    Örneğin ben sağlığımdan başlamalıyım, sigara içiyorum, onu bırakmalıyım. Egzersiz yapmıyorum, yapmalıyım. Duygusal hayatıma çok iyi dikkat etmeliyim. Ailevi ilişkilerim çok iyi değil, eşimle, çocuklarımla yeterince ilgileniyor muyum?

    Bunları zaman zaman gözden geçirmek lazım. Hayatı dikkatli bir şekilde dağıtmak lazım. Sağlıklı olma kararı bir meydan okumadır.

    Haftada en az 2 öğün balık yiyin

    Likopen içeren domatesi, karpuzu, proantosiyanidin içeren üzümü, pekmezi, kırmızı şarabı, beta karoten bakımından zengin portakal, kayısı, şeftali ve havucu, yoğun lif içeren tüm meyve ve sebzeleri bol bol tüketin.

    Günde birkaç tane ceviz ya da fındığı, salataya ekleyeceğiniz yarım fincan ketentohumunu beslenme alışkanlıklarınıza yerleştirin.

    Süt ürünlerinde yağsız ya da az yağlı olanlara yönelin.

    Haftada 2 kez ortalama 100-150 gram düzenli olarak balık tüketin.

    Yeşil yapraklı sebze ve meyvelere daha çok ağırlık verin.

    Kafeinden olabildiğince uzak durup tuzu azaltın.
    Daha bol potasyum, magnezyum, kalsiyum almaya çalışın. Lahana, brokoli, ıspanak, soya fasulyesi, güvenilir bitkisel kalsiyum kaynaklarıdır.

    Orta yaşlarda güçlü antioksidan etkileri sebebiyle flavinoitlerin de bol bol tüketilmesi yararlıdır. Çaydan, koyu yeşil, sarı ve kırmızı renkli sebze ve meyvelerden yeterince sağlanabilir. Soya, elma ve brokoli önemli flavinoit kaynaklarıdır. Lahana, kereviz, bezelye ve şalgamda da bol bulunur.

    Kadınlar erkeklerden fazla yaşıyor çünkü...

    Kadınlar sağlıklarına daha düşkün.

    Stresleri erkeklere göre daha az.

    İş kazalarıyla karşılaşma riskleri daha az.

    Erkeklere göre ruhsal ve hormonal açıdan daha monogam olmaya eğilimli. Bu nedenle cinsel yolla bulaşan hastalıklara daha az yakalanıyorlar.

    Hormonal hiperaktif olmaları yani çok fazla değişken hormonal yaşamları, daha dirençli olmalarını sağlıyor.

    Kadınlar daha sevecen, hayata daha bağlı, daha çok huzur içinde olmaya çabalıyor. Erkekler birbirlerine çok açık ve samimi değiller.
    Kadınlar daha az sigara, alkol tüketiyor.

    İşte erken yaşlanmanın nedenleri

    Beslenme eksiklikleri.
    Hipertansiyon, şeker hastalığı, damar sertliği gibi uzun süreli sağlık sorunları.
    Genetik hastalıklar.
    Kas ve eklem sorunları.
    Egzersiz eksikliği (hareketsiz yaşam tarzı).
    Kolesterol-trigliserit yüksekliği.
    Yoğun stres, mutsuzluk, kötümserlik, depresyon.
    Organ yetmezlikleri (tiroit bezi tembelliği, karaciğer yetersizliği, kalp, böbrek, hipofiz yetmezliği).
    Yoğun çevresel kirlilik ve radyasyon etkisi.
    Yetersiz ve kalitesiz uyku.
    Sigara, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı.

    Yorum (4) Yorum yaz!

    hangi taş hangi hastalığa iyi geliyor

                       
                       HANGİ TAŞ HANGİ HASTALIĞA İYİ GELİYOR

    Kitamura, taşların enerji verme kuvvetinin ayın durumu ile ilişkili olduğunu, dolunay zamanında taşların enerji yayımının maksimum seviyeye ulaştığını; hilal zamanında da enerji akışının zayıf olduğunu belirtiyor.

    Deo Kristal Kozmetik Genel Müdürü Ali Avcı, 10 yıldır çocuğu gibi gördüğü calıum alum madeniyle yatıp kalkıyor. Balıkesir Sındırgı'da çıkarılan bu maden neredeyse her derde deva! Gözenekleri açan, akne tedavisine iyi gelen, böcek ısırmalarına karşı tende bakteri üremesini engelleyen, nikel alerjisine karşı tenimizi koruyan, tıraş ve epilasyondan sonra tahriş olan cildi rahatlatan, vücut ve ayak kokularını gideren en önemlisi de ter kokularını tamamen ortadan kaldıran bu, hem antialerjik hem kokusuz hem de alkolsüz çok yönlü maden 1-1,5 aya kadar piyasada olacak!

    Ter kokularını giderici ürünlerde bulunan ve gözenekleri kapayarak vücuda zarar veren alüminyum klorohidrat ve zirkonyumun bu madende bulunmadığını anlatan Avcı, ayrıca bu ürünün toksin mineraller, kimyasallar, alkol ve parfüm içermediğini belirterek tamamen doğal olduğunu ifade ediyor. Bu ürünün banyodan sonra koltuk altına sürüldüğü takdirde, 24 saat boyunca ter kokusunu ortadan kaldırdığı iddia ediliyor.

    Hangi taş, hangi hastalığa iyi geliyor?

    Agat: Tansiyon dengeleyicidir.

    Akuamarin: Solunum problemlerine iyi geliyor, hafızayı güçlendirip, sinirleri yatıştırıyor.

    Ametist: Kan temizleyicidir. Huzurlu ve zinde olmamızı sağlar.

    Aventurin: Korkuları yenmede ve yaşlılıkla mücadelede etkilidir.

    Hematit: Kan dolaşımının sağlıklı olmasına yardımcı olur.

    Jasper: Sindirim sistemine iyi gelir. Karaciğer ve safrakesesini güçlendirir.

    Kaplan gözü: Sinirsel spazmları ve baş ağrılarını hafifletir.

    Kuvars kristali: Zihinsel, bedensel ve ruhsal düzeyimizi artırıcı enerji üretir.

    Krizopras: Sinirsel gerilimleri yok eder. Neşe ve huzur sağlar.

    Malahit: Korku ve şüpheleri yok eder. Karaciğer ve dalağın işlevlerine yardımcıdır.

    Mavi kuvars: Öksürük azaltıcı ve ateş düşürücüdür. Zihin açıklığı ve güven duygusu sunar.

    Pembe kuvars: Stres giderici olup, hata duygularını, korkuyu ve öfkeyi azaltır.

    Rodonit: Vücudun sağlıklı gelişmesine yardımcı olur. Kan dolaşımını dengeler.

    Rutilat kuvarsı: Depresyonu azaltır.

    Sitrin kuvarsı: Toksinlerin atılmasını kolaylaştırır. Cilde serinlik ve sadelik sunar. Cilt hastalıklarına karşı koruyucudur.

    Sodalit: Tiroit metabolizmasının dengesini sağlar. Zihin açıklığı ve sakinlik verir.

    Topaz (Sitrin): Neşe ve hoşnutluğu uyaran bir taştır.

    Tormalin: Vücudu ve zihni güçlendirir. İlham verici ve konsantrasyon sağlayıcıdır.

    Yorum (3) Yorum yaz!

    vücut yaşınız kaç

    Vücut yaşınız kaç?

    Vücut yaşı, sağlık göstergeleriyle de hesaplanabilir.


    İşte size biyolojik yaşınızı hesaplama testi.



    Cilt elastikiyeti

    Cilt yaşlandıkça, kolajen ve elastin maddeleri azalır ve elastikiyetini kaybeder. Elinizin üzerindeki deriyi çimdikler gibi tutarak çekin ve bir dakika bu şekilde tutun. Deriyi bıraktığınızda tekrar normal, düz hale gelmesi ne kadar zaman alıyor?

    1 - 2 saniye: 30’lu yaşlar

    3 - 4 saniye: 40’lı yaşlar

    5 - 10 saniye: 50’li yaşlar

    11 - 30 saniye: 60’lı yaşlar

    31 - 45 saniye: 70’li yaşlar

    45 saniyenin üzerinde: 80’li yaşlardasınız


    Tepki testi

    Tepki verme hızı yaşlandıkça azalır. Bunu ölçmek için, yazı yazarken kullandığınız elinizi açın ve bir arkadaşınızdan elinizin üzerinde 45 cm’lik bir cetvel tutmasını isteyin. Cetveli bıraktığında yakalayın. Tuttuğunuz yer, ne kadar hızlı tepki verebildiğinizi gösterir. Cetveli yakaladığınız yer:

    14 cm’ye kadarsa: 20’li yaşlar

    15 - 24 cm: 30’lu yaşlar

    25 - 29 cm: 40’lı yaşlar

    30 - 35 cm: 50’li yaşlar

    40 cm ve üzeri: 60’lı yaşlardasınız.


    Zihinsel zindelik

    100’den geriye doğru 0’a kadar 7’şer 7’şer sayın. Ne kadar sürede sayabiliyorsunuz? 25 saniyeden uzun sürmesi zihinsel yaşlanma göstergesidir.

    20 saniyeden kısa: 40 yaşın altındasınız

    25 saniye: 40 - 60 yaşlarındasınız

    Emin olmak için bir test daha yapın. Bir dakika içinde aklınıza kaç tane meyve ve sebze ismi geliyor? 60 yaşın altındakiler, en az 15 tane bulabilir.


    Denge

    Sağ ayağınızı 45 derece eğik halde tutarak sol ayağınızın üzerinde durun, ellerinizi de kalçanızın üzerine koyun ve gözlerinizi kapatın. Dengenizi kaybedip sağ ayağınızı yere koymadan ne kadar durabileceğinizi ölçün. Bu hareketi birkaç dakika arayla 3 kez tekrarlayın ve bu şekilde ortalama ne kadar durabildiğinizi hesaplayın.

    70 saniyeden fazla: 20’li yaşlar

    60 - 69 saniye: 30’lu yaşlar

    50 - 59 saniye: 40’lı yaşlar

    40 - 49 saniye: 50’li yaşlar

    30 - 39 saniye: 60’lı yaşlar

    20 - 29 saniye: 70’li yaşlar

    19 saniyeden az: 80’li yaşlardasınız.


    Gözbebeği boyu

    Gözbebekleri yaşlandıkça küçülür. Ancak ışık da gözbebeğinin küçülmesine yol açtığı için bu testi normal gün ışığında yapmalısınız.

    Gözbebeğinizin çapı 4 mm ise biyolojik yaşınız 30; 2 mm ise 60’tır.


    Kornea testi

    Aynada göz yuvarlağınıza bakın. Korneanızın çevresinde yay şeklinde bir beyaz çizgi var mı? Beyaz çizginin uzun olması kolesterolünüz de yüksek olduğuna işaret ediyor olabilir. 80’li yaşlara geldiğinizde kornea çevresindeki beyazlık tam bir daire şeklini alır.


    Kaynak : e-koley

    Yorum (1) Yorum yaz!