rainbow7 61 Takipçi | 8 Takip
Bumerang - Yazarkafe
22 07 2013

Çiçek Resimleri

Çiçek Resimleri |  görsel 1
Çiçek Resimleri |  görsel 2
Çiçek Resimleri |  görsel 3
Çiçek Resimleri |  görsel 4
Çiçek Resimleri |  görsel 5
Çiçek Resimleri |  görsel 6
Çiçek Resimleri |  görsel 7
Çiçek Resimleri |  görsel 8
Çiçek Resimleri |  görsel 9
Çiçek Resimleri |  görsel 10

Fotoğraf çekmeyi çok seviyorum  Derlediğim çiçek resimlerinde bir bölüm Devamı gelecek     Devamı

23 07 2012

Bahçe Kapısı Sulu Boya Resim

Bahçe Kapısı Sulu Boya Resim |  görsel 1

    Şemsi Sarp'ın Resimlerihttp://hayatvesanat.net Devamı

20 03 2010

İSTANBUL RESSAMI HİKMET ONAT

HİİKMET ONAT Manzara resimleriyle tanınan 1914 Kuşağı ressamlarından Hikmet Onat 14 Mart 1977’de İstanbul’da öldü. Bir açık hava ressamı olan Onat’ın en önemli tabloları arasında deniz ve sun görünümlerini betimlediği “Kabataş’tan Manzara”, “Derede Sandal” ve “Salacak” sayılabilir. 1882’de İstanbul’da doğan sanatçı, babası deniz binbaşısı Kanlıcalı Murat Bey’in yönlendirmesiyle Heybeliada Bahriye Mektebi’ne girdi. Daha sonra Sanayi-i Nefise’nin resim bölümünde okudu ve 1910’da Avrupa sınavını kazanarak Paris’e gitti.Burada Fernand Cormon’un atölyesinde çalışmasına rağmen izlenimciliğe yakınlık duydu. 1914’te Türkiye’ye dönen Onat, Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin düzenlediği geleneksel Galatasaray sergilerine katıldı. Cormon’dan öğrendiği koyu renkler ve fotoğrafik desenlerin İstanbul’da geçerli olmadığını gören ressam, “Buranın havası beni değiştirdi” diyerek kendini İstanbul’un berrak, güneşli havasına ve deniz kıyılarına adadı. Güzel Sanatlar Akademisi’nde 1915’ten yaş haddinden emekli olduğu 1949’a değin hocalık yapan Hikmet Onat, kişisel sergi açmaktan kaçınmış, ancak ölümünden birkaç ay önce Ankara’da bir sergi gerçekleştirmişti. Hikmet Onat İstanbul’u en çok resimleyen sanatçı oldu ve “gerçek bir İstanbul ressamı” olarak nitelendi... _________________________________________________ __________________________ Bir açık hava ressamı olarak tanınan sanatçı, özellikle İstanbul’un renk ve ışık zenginliğini, pitoresk görünümlerini yansı tan tablolarıyla ünlenir. Boğazın olanca renk... Devamı

14 04 2007

Mehmet Ruhi Arel Biografisi

      1880- Galatalı Halil İlhami Efendi’nin oğlu, Kâdiri Şeyhi Hacı Ali Baba’nın torunu Mehmet Ruhi, İstanbul’un Galata semtinde dünyaya gelir. 1900- Bahriye Mektebi ve Harbiye sınıfında sürdürdüğü eğitimini tamamlar. İnşaiye sınıfından mühendis subay olarak mezun olur ve Bahriye Mektebi resim öğretmenliğine atanır. 1900-1909- Sanayi-i Nefis Mektebi’nde eğitim görür. 1909 yılında bu kurumdan birincilikle mezun olur. Bahriye Mektebi’nden arkadaşı Hikmet Onat ile olan dostluğu bu yıllarda pekişir ve yaşamları boyunca sürer. 1905- F.Muzaffer Neyzi Hanım ile evlenir. Bu evlilikten iki oğlu olur. Büyük oğlu Şemsi Arel, küçük oğlu Orhan Arel ve gelini Maide Arel de daha sonraki yıllarda sanat hayatına atılırlar. 1909- Yüzbaşı rütbesindeyken Bahriye Mektebi’nden istifa eder. 1909- Halife Abdülmecit’in desteğiyle kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin kurucu üyeleri arasında yer alır. Bu cemiyetin yayın organı olan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Gazetesi’ne yazılar yazar. 1910- Yurtdışında sanat eğitimi için açılan sınavı kazanır ve devlet bursuyla Paris’e gider. 1910-1914- Paris Güzel Sanatlar Okulu’nda Fernand Cormon atölyesinde çalışır.     Leblebici, 1929 Tual / Yağlıboya 101 x 75 cm. Daha önce de belirttiğimiz gibi, Sanayi-i Nefise Mektebi’nde 1914 Kuşağı sanatçılarının hocaları olan Valeri ve Zarzecki’nin ilgilendiği konular arasında satıcılar, dilenciler gibi çeşitli tipler bulunmaktaydı. Alışılagelinen şey, bu ko... Devamı

03 01 2007

SÜLEYMAN SEYYİD'İN RESİMLERİ VE HAYATI

                      SÜLEYMAN SEYYİD 1842 – 1913 tarihleri arasında yaşamış olan ilk ressamlarımızdan Seyyid Bey’den günümüze kalan, çeşitli müze ve özel koleksiyonlarda ve müzayede kataloglarında rastladığımız yapıtların büyük çoğunluğunun meyvaları, çiçekleri ve günlük eşyaları konu alan natürmortlar olması, günümüzde kendisinin yalnızca bu alanda resim ürettiği yanlış izlenimini yaratmıştır. Ne var ki bunun böyle olmadığını, ressamı atölyesinde çalışırken gösteren fotograf belgelemektedir. Bu fotografta iki kadın portresi, bir yatan çıplak kadın, tek ağaçlara odaklanan 3- 4 manzara resmi net olarak seçilebilirlerken, ortalıkta hiç bir meyva veya çiçek resmi görülememektedir. Sanatçının Eczacıbaşı Sanal Müzesi’ndeki sergisinde bir araya getirdiğimiz yapıtları arasında sanatçının farklı yıllarından ve temalarından yapıtların olmasına özen gösterilmiştir. Karpuzlar ve portakallar gibi yinelediği örneklerden birden çok yapıt özellikle sergiye konulmuştur. Yapıtların tümünü ayrıntılı olarak inceleyip birbirleri ile karşılaştırdığımızda, Pertev Boyar’ın,” Süleyman Seyyid bilhassa natürmort ressamıdır…O yemiş ve çiçek motiflerinin meftunu idi. Renk ve perspektife tam bir vukufu olduğundan eserlerinde şeffafiyet ve tazelik görülür. Natürmortta, Şeker Ahmet Paşa, Zekai Paşa ve Hoca Ali Rıza’ya nazaran daha canlı ve kuvvetlidir. 36 senelik hocalığı ile Avrupa’dan getirdiği resim sanatına kendi milli görüş ve karakterini de katarak memleketimize yaymaya ve tanıtmaya muaffak oldu.”(1) yargısı bugün de gene... Devamı

28 10 2006

Şeker Ahmet Paşa'nın RESİMLERİ VE HAYATI

ŞEKER AHMET PAŞA   Osmanlı'nın bürokratik bir toplum olmasının doğal bir sonucu olarak, 19. yüzyılda asker kökenli ressamlar ağırlıkta olmuş; Batı anlayışındaki yeni resmin güçlü temsilcileri ise Paris'e gönderilenler olmuştur. Avrupa'ya sanatsal bir etkinliğe katılmak üzere giden ilk Türk padişahı olan ve birçok Avrupalı sanatçıyı sarayına davet ederek saray koleksiyonu için tablolarını alan Abdülaziz [4] döneminde (1861-1876) Paris'e gönderilen Ahmet Ali Paşa (Şeker Ahmet) ve Süleyman Seyyid, Fransa'da, İzlenimcilik öncesi akademik anlayıştan etkilenmiş; natürmortlar ve diğer asker     Manzara, 1870’ler Tual / Yağlıboya 43 x 61 cm. Özel Koleksiyon Osmanlı’da, Batılılaşma döneminde askeri okullara konulan perspektif dersleri, resim sanatını başlatan etkenlerden biridir. Eğitimleri sırasında, padişahın mal varlığını belgelemek amacıyla fotoğraftan resim yapan bu öğrenciler-ki Türk Primitifleri olarak anılırlar-resimlerine düşsel bir atmosfer eklemişlerdir. Bu resimlerdeki şiirsel, manevi güzellik anlayışı, doğada var olan her şeyin aynı ölçüde güzel olduğunu öne süren tasavvuf düşüncesiyle de ilişkilendirilebilir, şüphesiz. ressamlardan farklı tutulması gereken bir anlayışta manzaralar yapmışlardır. Her ikisi de, akademik bir eğitim almalarına rağmen figür ressamı olmamış; Türk resminde etik boyutu da içeren figürlü anlatımın ve portreciliğin öncülüğünü yapan kişi, aslında Paris'e hukuk eğitimi için gönderilen Osman Hamdi Bey olmuştur. Osman Hamdi Bey'in asıl önemi, artık "estetik amaçlı" eğitimin verildiği bir kuruma ihtiyaç duyulduğunu anlayarak, 2 Mart 1883 tarihinde Sanayi-i Nefise-i Mek... Devamı

25 10 2006

Osman Hamdi Bey'in Resimleri Ve Hayatı

       Osman Hamdi Bey - Dönemi ve Oryantalizmi Üzerine Notlar Osman Hamdi Bey ve dönemi üzerine yapılmış olan araştırmalar, kuşkusuz Batılılaşma Dönemi'nde Osmanlı İmparatorluğu'nun durumu, Osmanlı İmparatorluğu'nun Fransa ile olan ilişkileri, sanata bakışı ve en nihayetinde de "Oryantalizm" üzerine odaklanmış durumdadır. O halde, bu metinde de öncelikle Batılılaşma Dönemi'nde Osmanlı'da kültür ve sanat ortamının nasıl şekillendiğine bakmakta fayda bulunmakta. Bilindiği gibi, on sekizinci yüzyılda Osmanlılar, on yedinci yüzyılın toprak kayıpları sonrasında, gerileme döneminde olduklarını kabul etmiş ve imparatorluğu tekrar güçlendirme çalışmalarına girişmişlerdir. Bu bağlamda tek çözümün Batı'ya açılmak olduğunu düşünen Osmanlı [1], bu dönemde Batı'nın bilgi ve teknolojisinden yararlanmak istemiş; yöneticilerin kurumsal Batılılaşmaya verdikleri öncelik, yeni bir sanat anlayışının yerleşmesine dolaylı da olsa katkıda bulunmuştur. [2] Bu yüzyılda, matbaanın kullanıma geçirilmesiyle kitap ressamlığına da gerek kalmamış ve böylelikle artık tasvir edilenin malzemesi değişmiş ve boyutları büyümüştür. Yurtdışına elçilerin gönderilmesi sonrasında mimari bezeme programları değişmiş ve duvar resimleri, Batı'nın kaprislerinin özelliklerini de barındırarak bu yeni bezeme içerisindeki yerlerini almışlardır. Aynı dönemde İstanbul'a gelen "Boğaziçi Ressamları" [3] kentte atölye sahibi olmuş ve azınlıklar da bu sanatçılarla ilişkiye geçmişlerdir. Başlangıçta Pera'da açılan elçiliklerde karşımıza çıkan resim sanatı, kente gelen Oryantalist ressamlarla birlikte ressam-sultan ilişkisini doğurmuş ve bu dönemde res... Devamı